‘Yüzbinlerce kamu emekçisi bayrama buruk giriyor’

‘Yüzbinlerce kamu emekçisi bayrama buruk giriyor’

KESK: KHK ile ihraç edilen yüzbinlerce kamu emekçisi bayrama çocuklarına bayramlık alamamanın, şeker götürememenin burukluğuyla giriyor.

KESK Ankara Şubeler Platformu OHAL KHK’leriyle yapılan ihraçları protesto etmek için  gerçekleştirdiği basın açıklamasında yüzbinlerce kamu emekçisinin bayrama çocuklarına bayramlık alamamanın, şeker götürememenin burukluğuyla girdiğini ifade etti.

KESK Ankara Şubeler Platformu OHAL KHK’leriyle kamu alanında yaşanan ihraçlara dikkat çekmek için her haftasonu Sakarya Caddesi’nde eylem düzenliyor. Bu haftaki basın açıklamasında yüzbinlerce kamu emekçisinin bu bayramı çocuklarına bayramlık alamadan, şeker götüremeden geçireceği belirtilerek, yüzbinlerce kamu emekçisi ve çocuklarının bayrama buruk girdiği ifade edildi. KESK Ankara Şubeler Platformu tarafından yapılan basın açıklamasında Dönem Sözcüsü Devrim Kahraman Ramazan ayı boyunca başta Ortadoğu olmak üzere İslam coğrafyasının büyük çoğunluğunun etnik, mezhepsel savaşlara, insan hakları ihlallerine, mülteci dramına tanıklık ettiğini söyledi. Kahraman Türkiye’de ise Ramazan’ın bir taraftan şatafatlı iftar sofraları, diğer tarafta ise sayıları her geçen gün artan milyonlarca yoksulun varlığıyla geçtiğini belirtti. 

‘RAMAZANDA ADALETSİZLİK HIZ KESMEDEN SÜRDÜ’

Medya kanallarının barış ve kardeşlik mesajları yerine tüketimi özendirici yayınlar yaptına dikkat çeken Kahraman, insan hakkı ihlallerinin, kadın cinayetlerinin, OHAL rejimi adaletsizliğinin hız kesmeden sürdüğünü söyledi. Kahraman, ramazan ayı boyunca eda edilen oruç ibadetiyle ahlaklı, adil, hoşgorülü, hümanist olma amaçlandığını belirterek, yönetenleri 107 gündür hakları için açlık grevi yapan Gülmen ve Özakça ile birlikte demokrasi, barış ve adalet için mücadele eden milyonlarca insanı anlamaya davet ettiklerini söyledi. Kahraman, “Yarın bayram, yüzbinlerce anne baba çocuklarına hediye verememenin üzüntüsüyle buruk bir şekilde girecekler bayrama. Yüzbinlerce çocuk anne ve babasının işten atıldığının gerçeğine varacaktır yarın” dedi. 

‘EŞİTLİK SİYASETİ YÜRÜTMELİYİZ’

Basın açıklamasının ardından gerçekleşen oturma eyleminde Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi’nden ihraç edilen barış bildirisi imzacısı Prof.Dr.Nejla Kurul siyaset ve sivil itaatsizlik üzerine bir sunum gerçekleştirdi. Kurul, toplumda yaşanan eşitsizlik, tahakküm ve sömürü siyasetine karşı eşitlik siyasetinin yürütülmesinin önemine dikkat çekti. Evine iftar götüremeyenlerle zengin iftar sofralarının eşitlenmesi gerektiğini belirten Kurul, eşitlenme için mücadele edilmesi gerektiğini söyledi. Burjuva kamusal alanın karşısında alternatif kamusal alanların yaratılması gerektiğini kaydeden Kurul, sokağın bu anlamda önemine dikkat çekti. Kurul, haksızlığa uğrayanların kendilerini ifade olanaklarının engellendiğini, mahkemelerin davalarına bile bakmadığını söyleyerek, “Kendinizi bizim yerimize koyun. Nerede arayacağız adaleti, ne istiyoruz diyen insanlar olarak sokaklarda adalet arıyoruz. Sokak mağduriyetin ifade edildiği, acının, öfkenin de siyasallaştığı bir alan. Bu alanın her zaman önemi var” dedi. 

‘SÖZÜMÜZÜ SÖYLEYECEK HİÇBİR ALAN BIRAKILMADI’

CHP’nin Adalet Yürüyüşünün eylem biçimi itibariyle önemine dikkat çeken Kurul, kendi sözünü söylemeyenlerin haklarının da verilmeyeceğini vurguladı.  Kamusal alanda en fazla eşitlik mücadelesi veren Eğitim Sen ve KESK’li emekçilerin de işlerinden edildiğini belirten Kurul, “Bizim acılarımız sizlerin de kulaklarını tırmalayacak, biz hiçbir yolun bırakılmadığını sizlere anlattık. Sokak siyasetini haksızlık ve hukuksuzluğa karşı eylem biçimi olarak görüyoruz. Bize sözümüzü söyleyecek, kendimizi ifade edebileceğimiz hiçbir alan bırakılmadı. Bu açıdan biz sokağın doğru yer olduğunu düşünüyoruz” dedi. 

‘BİR ARAYA GELMEK İÇİN HER YOLU DENEMELİYİZ’

Oturma eyleminde söz alan Emek Partisi Ankara İl Başkanı İlke Işık da son bir yılın hukuksuzluğun hukuk haline getirilmeye çalışıldığı bir yıl olduğunu söyledi. Binlerce kamu emekçisinin işlerinden edildiğini, gazetecilerin tutuklandığını, gazetelerin, televizyonların, yayın organlarının kapatıldığını kaydeden Işık, bütün bunlara rağmen mücadelenin de ısrarla devam ettiğini kaydetti. İhraç edilenlerin, sözünü söylemesi engellenenlerin bir şekilde yolunu bulup sözünü söylemeye devam ettiğini kaydeden Işık, zamanın en çok adalet, demokrasi, barışın dillendirilmesi gereken zamanlar olduğunu belirtti. OHAL’in kaldırılması için ses çıkarmanın zamanı olduğunu vurgulayan Işık, her yolun, her yöntemin, her bir araya gelme biçiminin denenerek, ısrarla “Hayır gitmiyoruz, mücadele ediyoruz” demenin gerektiğini söyledi. (Ankara/EVRENSEL)


 

www.evrensel.net