Ahmet Altan: Adliye sarayları hukuk mezbahasına dönmüştür

Ahmet Altan: Adliye sarayları hukuk mezbahasına dönmüştür

Ahmet Altan, Mehmet Altan, Nazlı Ilıcak'ın da aralarında olduğu 17 kişinin yargılandığı 'Darbe girişimine iştirak' davası 4. gününde devam ediyor.

Gazeteci-Yazar Ahmet Altan ve Prof. Mehmet Altan ile Gazeteci Nazlı Ilıcak’ın da aralarında bulunduğu 17 kişinin yargılandığı “15 Temmuz darbe girişimine iştirak” davasının ilk duruşması dördüncü gününde devam ediyor. Duruşmada savunma yapan Ahmet Altan, iddianamedeki suçlamaların hiçbir kanıta dayanmadığını ifade ederek, “ Bu iddianameyi okuduğunuzda adliye sarayı diye adlandırılan yerlerin nasıl bir hukuk mezbahasına döndürüldüğünü rahatça kavrıyorsunuz” dedi. Altan'ın savunmasını ardından sanık avukatları söz aldı. Duruşmaya yarın devam edilecek. 

Çağlayan’da bulunan İstanbul Adliyesi, 26. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen duruşmaya tutuklu sanıklar Nazlı Ilıcak ve Mehmet Altan,  Fevzi Yazıcı, Şükrü Tuğrul Özşangül, ve Yakup Şimşek getirildi, tutuklu Ahmet Altan ise duruşmaya SEGBİS aracılığıyla katıldı.

Ahmet Altan’ın kimlik tespiti ile başlayan duruşmada Mahkeme Başkanı, Altan hakkında iddianamede yer alan suçlamaları okudu.

Ahmet Altan daha sonra Silivri Cezaevinden SEGBİS ile savunma yaptı.

‘İDDİANAME ZEKADAN VE HUKUKTAN YOKSUN’

“İddianame olduğu ileri sürülen, zekâdan ve hukuktan yoksun bu metin ciddi bir savunmayı asla hak etmiyor” sözleri ile savunmasına başlayan Altan, “Bu iddianameyi okuduğunuzda, içinde sanıkların, sanık sandalyelerinin, avukat sıralarının, silahlı jandarmaların, kürsülerin, cübbelerin bulunduğu ve adliye sarayı diye adlandırılan yerlerin nasıl bir hukuk mezbahasına döndürüldüğünü rahatça kavrıyorsunuz. Mehmet Altan’ın çok sevdiği bir sözü vardır, 'Bir damla kana baktığında bünyedeki bütün hastalıkları görürsün' der. Şimdi bu iddianameyi, bu bir damla kanı incelediğimizde, hukuk sisteminin cüzzama yakalandığını, etlerinin lime lime döküldüğünü bütün dünyayla birlikte göreceğiz” dedi.

‘SAVCI ÖNCE AKP’YE BAKSIN’

“Ne diyor iddianame? Biz, darbeyi yönlendirdiği iddia edilen adamları tanıdığı iddia edilen adamları tanıyormuşuz” diye devam eden Altan, “Gizli veya açık ben hayatımda tek tweet atmadım. Veren cemaat TV’lerinde haftada 2 program yaptığımı, program başına 3 bin dolar aldığımı söyledi. 20 yıldır tek program yapmadım. Sık sık görüştüğümüz iddia edilen Alaattin Kaya ile Mehmet Altan sadece 1 kez 2008’de, ben sadece 2 kez 2010 ve 2012’de görüşmüşüm. Savcının kafası karışık olduğu için iddianameyi de hoplaya zıplaya yazmış. Bu kadar yalan yazmak kolay değil, tabii. Taraf’tan 2012’de ayrıldım. Onlar hâlâ benim 2013’te Gezi sırasındaki Taraf yazılarımdan bahsediyorlar iddianamede utanmadan. Savcının beni darbeyle irtibatlandırmak için iddianameye koyduğu Önder Aytaç benim Taraf’ta işten attığım tek adamdır. Bir bakın, eğer benim Ekrem Dumanlı ile konuşma sayım, Ekrem’in Tayyip Erdoğan’ın uçağına binme sayısından fazlaysa gelin Dumanlı ile konuşma suç mu değil mi tartışalım. Ama eğer Dumanlı, Erdoğan ile benle konuştuğunun on misli konuştuysa o zaman benim karşıma bu saçmalıklarla gelmeyin. Savcı 'örgüt lehine süreklilik arz eden' söylemler için AKP’ye bakacak; Gülen’e muhabbetlerini sunan Erdoğan’a bakacak” dedi

‘O TAYİN VE TERFİLERİN ALTINDA KİMİN İMZASI VAR?’

Balyoz davası ile ilgili suçlamalara ilişkin sözlerine “Şimdi başta Tayyip Erdoğan olmak üzere AKP yöneticileri ve Yüksek Askerî Şûra üyeleri dikkatle dinlesinler. Çünkü bu bölüm benden çok onları ilgilendiriyor” diye başlayan Altan, “Örgüt mensubu olmayan subayların tasfiyesi, yerine örgüt mensuplarının yerleştirilmesi, darbe zemininin hazırlanması. Suç bu. Önce savcının '6 yıllık süreçte' işlendiğini söylediği 'tasfiye ve terfi' işlemlerinin 'suçlusunun' kim olduğunu bir bulalım. O tayin ve terfilerin altında benim imzam var mı? Yok. Kimlerin imzası var peki? Genelkurmay başkanlarının, YAŞ üyesi generallerin. Bu altı yıllık süreçte hiç değişmeyen tek bir imza var. Başbakan ve Cumhurbaşkanı olarak Tayyip Erdoğan’ın imzası. Suç 2010-2016 arasında işlenmiş.  Savcı suçu tarif ediyor, bu suçun bir 'süreçte' işlendiğini söylüyor, suçluların kim olduğunu işaret ediyor, sonra da dönüp benim cezalandırılmamı istiyor” ifadelerini kullandı.

AKP GİDECEK DEMEK SUÇ MU, SONSUZA KADAR MI KALACAK?’

“Askerî vesayet günlerine dönmeye karşı çıkmak nasıl askerî bir darbenin destekleyiciliği olarak algılanabilir?” diye soran Altan savunmasına şöyle devam etti: “AKP iktidardan gidecek demişim. Aynen böyle düşünüyorum. Bu savcı ne düşünüyor? AKP’nin asla iktidardan gitmeyeceğini mi? Referandumda toplumun yarısı korkmadı, sinmedi, dimdik ayakta durdu. Yeni bir demokrasi platformu oluştu. Yüzde ellinin baskıya hayır dediği bir toplumda zorbalık rejimi çok uzun süremez. AKP askerî vesayet gibi ölümle özdeşleştiği için gidecek iktidardan. Suç mu böyle düşünmek? Darbecilik mi? Enis Berberoğlu ortada hiç kanıt yokken 25 yıla mahkum edildi. Peki ne oldu? MİT TIR’larının içinde ne olduğunu öğrenebildik mi? Devletin şeffaf olmasını istemek darbecilik mi? Bugünkü zorbalıklar, haksızlıklar, hukuksuzluklar da sürmeyecek. Baskı rejimleri kibrit gibi kendi ateşinde yanar kül olur. Bizi hapse atmak kurtarmaya yetmez bu iktidarı. Kendi ateşlerinde yanıp gidecekler. İktidarın yargılanacağını söylüyormuşum. Evet söylüyorum. Suç işledilerse neden yargılanmasınlar? Bir siyasetçiyi eleştirmek darbecilik değildir. Erdoğan bir siyasetçi.” 

‘BUGÜNKÜ ADALET SİSTEMİNE GÜVENİM YOK’

“İnsanları nedensiz yere tutuklayan, yalan dolu iddianamelerle insanları yargılayan bugünkü adalet sistemine güvenim yok” diyen Altan savunmasını “O nedenle bir talebim de yok. Vereceğiniz kararın benimle bir ilgisi olmayacak. Bütün yargıçlar kendi kararlarıyla yargılanır” sözleri ile noktaladı.

Altan’ın savunmasının ardından sanık avukatları söz alarak taleplerini sıraladı. Altan Kardeşlerin avukatı Ergin Cinmen’in savunmasının ardından  mahkeme başkanı duruşmayı yarına erteledi.

Yarın görülecek duruşmaya Ahmet Altan ve Mehmet Altan SEGBİS ile katılacak.

ÖNCEKİ DURUŞMALARDA NELER OLDU?

MEHMET ALTAN: ROUSSEAU’YU DA YARGILARDINIZ

Dün görülen  duruşmada savunma yapan Mehmet Altan, mesleğini soran hâkime “Üniversite hocasıydım, KHK ile atıldım” demiş, “Rousseau 254 yıl önce yazdıklarını bugün televizyonda söylese hiç kuşkusuz ‘darbeyi biliyordu, subliminal mesajları veriyor, darbeye zemin hazırlıyor’ yakıştırması ile göz altına alınırdı. Ardından 3 kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası talebiyle Silivri zindanlarına atılırdı” ifadelerini kullanmıştı. Mehmet Altan, “Tabi ki FETÖ’cü bir darbeden haberdar değildim ama hukuk devletinin ne olup olmadığını gayet iyi biliyorum. ‘Demokrasinin katledilişine’ alkış tutmadığım için burada olduğumun bilincindeyim” demişti.

‘MAKLUBE YEMEĞİNE BENİ CEMİL BARLAS GÖTÜRDÜ’

Yine dün savunma yapan isimlerden eski Polis Akademisi Öğretim Görevlisi Şükrü Tuğrul Özşengül de “Samanyolu diye internette yayın yapan sitede yazmam teklif edildi. Ben 6-7 yazı yazdım. Net bir bilgim yok ama. Türkiye’de cemaate yönelik yapılan operasyonu eleştirdim” demişti. 17 Aralık başka bir şey, 15 Temmuz başka bir şey diyen Özşengül, “ 17 Aralık’tan önce her şey güllük gülistanlık iken ondan sonra ne oldu bunlar terörist oldu. Siyasetçilerin keskin virajları vardır, ama bunu halktan beklemek normal değil. O günkü atmosfer ve bugünkü atmosfer çok farklı. İddianameye giren maklube yemeğine beni Cemil Barlas götürdü. Hakan Çelik, Can Paker de vardı. Gittik, maklube yedik” ifadelerini kullanmıştı.

ILICAK TAHLİYESİNİ İSTEMİŞTİ

Duruşmanın ilk gününde savunma yapan Ilıcak ise     Ben 2013’e kadar Erdoğan’ı destekledim. Erdoğan’ın düşmanı değilim ki. Niye darbe isteyeyim. Onunla geçmişten gelen yol arkadaşlığım var, nasıl böyle bir yorum yapabilirim. Muhalefete geçmem buna nasıl sebep olabilir?” diye sormuştu. Ilıcak, ayrıca “Dursun Çiçek’in İrticayla Mücadele Eylem Planı’nı yazdığım yazı Balyoz propagandası gibi gösterilmiş. Arada hiç ilişki yok. Savcıya göre Ergenekon, Balyoz’dan söz etmek FETÖ’cülük kriteri. Cumhurbaşkanı, Başbakan bunlardan söz edince bir şey olmuyor” diyerek tahliyesini istemişti.

GAZETECİLERE YÖNELİK İLK ‘DARBE’ DAVASI

Altanlar ve Ilıcak’la birlikte 14 kişinin daha yargılandığı dava gazetecilerin 15 Temmuz darbe girişimine “iştirak etmekle” suçlandıkları ilk dava olma niteliği taşıyor.

Davada Ahmet Altan, Mehmet Altan ve Nazlı Ilıcak hakkında“Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya çalışmak”, “Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya çalışmak” ve “Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni ortadan kaldırmaya çalışmak” suçlamalarıyla üçer kez ağırlaştırılmış müebbet ve “Silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme” suçlamasıyla da 15 yıla kadar hapis cezası isteniyor.

DAVADA 17 KİŞİ YARGILANIYOR

Davada Altan kardeşler ve Ilıcak’a ek olarak Ekrem Dumanlı, Emrullah Uslu, Tuncay Opçin, Abdülkerim Balcı, Şemseddin Efe, Osman Özsoy, Faruk Kardıç, Fevzi Yazıcı, Mehmet Kamış, Şükrü Tuğrul Özşengül, Yakup Şimşek, Bülent Keneş, Ali Çolak ve Tibet Murat Sanlıman sanık olarak yargılanıyor.

Altanlar ve Ilıcak’la birlikte Fevzi Yazıcı, Şükrü Tuğrul Özşengül ve Yakup Şimşek tutuklu olarak yargılanırken Tibet Murat Sanlıman ise tutuksuz olarak yargılanıyor. Geri kalan 10 kişi hakkında ise yakalama kararı bulunuyor. (MEDYA SERVİSİ)

Son Düzenlenme Tarihi: 22 Haziran 2017 18:16
www.evrensel.net