Katar krizi ‘Suriye muhalefeti’ni zorluyor

Katar krizi ‘Suriye muhalefeti’ni zorluyor

Katar krizi, Suriye Muhalefeti olarak adlandırılan cihatçı gruplar ve bunların gelecekleri üzerinde önemli etkiler yarattı.

Katar ile başta Suudi Arabistan olmak üzere bazı Arap ülkeleri arasında yaşanan gerilim, bölgedeki bir çok gelişme üzerinde önemli etkiler yarattı. Bunlardan biri Suriye Muhalefeti olarak adlandırılan cihatçı gruplar ve bunların gelecekleri meselesi. Arapça- İngilizce yayın yapan Middle East haber sitesinde bu çerçevede yayınlanan iki makaleyi okuyucularımızın ilgilisine sunuyoruz.

Middle East Online

Sünni monarşilerin Esad’a karşı Suriye’deki protestocuların safını tutmasından altı yıl sonra isyan, Riyad ile Doha arasındaki rekabetler yüzünden bozuldu.

Körfez destekçileri arasındaki rekabetin, muhalefeti zaten zayıflattığına dikkat çeken analistler, Suudi Arabistan ile Katar arasında ortaya çıkan diplomatik krizin Suriyeli isyancıları zor durumda bıraktığını söylediler.

Mart 2011’de savaş, hükümet karşıtı gösterilere yapılan acımasız baskıyla başladığında her iki Sünni monarşi protestocuların tarafındaydı.

Ancak altı yıl sonra isyan Rusya’nın Esad’ın güçlerini desteklemek için yaptığı askeri müdahalenin yanı sıra Riyad ile Doha arasındaki rekabetler yüzünden zayıf düştü.

Moskova’nın rejim güçlerine verdiği destek, aralık ayında ikinci büyük şehir konumundaki Halep’teki dönüm noktası kaybı da dahil olmak üzere isyancılar için bir takım aksiliklere yol açtı.

SİLAHLI MUHALEFET SAFINI BELİRLEMEDİ

Geçen hafta Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri de dahil olmak üzere müttefikleri, Emirliğin aşırılığı desteklediği suçlaması ile Katar ile ilişkilerini kestiler veya ilişki düzeyini düşürdüler. Doha iddiaları reddetti.

Carnegie Ortadoğu Merkezi’nden üst düzey bir yetkili olan Yezid Sayigh, “Şu anki kırılma, Suriye muhalefetini politik olarak çok garip bir konuma getiriyor; iki taraf ile de arasının açılmasını göze alamadığı için hiç kimse açıkça saf tutmak istemiyor” dedi.

Şam dışındaki muhalefetin kalesi olan Doğu Guta’da bir muhalif yetkili Doha ve Riyad arasındaki krizin sadece “geçici bir fırtına” olmasını umduğunu söyledi.

HASSAS KONULAR

Yetkili; “Katar, Suudi Arabistan, Türkiye, Ürdün ve Birleşik Arap Emirlikleri Suriye halkının devrimini destekledi ve uzun trajedi yılları boyunca dayanışma gösterdi” diye konuştu.

Krizden duyulan rahatsızlığın işareti olarak isyancı gruplar “hassas” bir konu diyerek gazetecilere yorum yapmaktan kaçınıyor.

Ancak Sayigh, Katar ve Suudi Arabistan arasındaki ilişkilerdeki son gelişmelerin Suriye ihtilafı üzerinde sınırlı bir etkisi olacağını söyledi.

Sayigh, “ABD ve Türkiye, daha önce Katar ya da Suudi Arabistan’a yakın olan gruplar için verdikleri desteği artırdıklarından büyük olasılıkla son gelişmelerin çok fazla bir maddi ya da askeri bir etkileri olmayacaktır” dedi.

Sayigh, Riyad’ın 2015 yazında Yemen’e müdahalesini başlattıktan sonra, parasal desteğini keskin bir şekilde azalttığını söyledi.

Altı yıllık savaşta Suudi Arabistan, Katar, Türkiye, Ürdün ve ABD’nin desteği ile Suriye’nin parçalı isyanı bölünmüş ülkenin yaklaşık yüzde 10’unu kontrol ediyor.

Güçlü Ahrar’uş Şam grubu da dahil olmak üzere Doha yanlısı isyancılar, ülkenin kuzeyinde bulunuyor. Doğu Guta’da Doha yanlısı muhalefet grupları, Riyad yanlısı Ceyş’ül İslam’ın yanında yer alıyor. Bu arada güneydeki isyancılar Amman ve Washington tarafından eğitiliyor. 

DOĞU GOTA’DA GERGİNLİK 

Katar, eski adı el Nusra Cephesi olan grubun elindeki rehinelerin serbest bırakılması için aracılık yaptı. Doğu Gota’da, Körfez krizinden önce de Katar destekli gruplar ile Suudi Arabistan destekli gruplar çatışıyorlardı, yüzlerce savaşçı ölmüştü. 

Oxford Üniversitesi Araştırma Görevlisi Raphael Lefevre, son Suudi-Katar krizinin buradaki rakip muhalif grup arasında daha büyük gerilimleri tetikleyebileceğini söyledi. 

“2013 ve 2014’te, Katar ve Suudi Arabistan sürgündeki Suriye muhalefetini etkilemek için yarışıyorlardı, her biri farklı fraksiyonları ve liderleri destekliyordu, bu durum Suriye muhalefetinin büyük ölçüde bölünmesine ve paralize olmasına yardımcı oldu” dedi. 

Fakat son atışma için de Lefevre, “Bu iki ülkenin, özellikle, Doğu Gota gibi muhalifet içinde büyük ölçekteki çatışmaların hali hazırda yaşandığı bölgelerdeki rakip grupları destekledikleri düşünülürse, durum daha kanlı olabilirdi” dedi. 

Suriye Uzmanı Thomas Pierret ise Doğu Gota için, “Dış patronlardan daha çok yerel dinamikler ittifakları belirliyor” diyor. Ahrar’uş Şam’ın, Katar krizine arabulucu olarak müdahil olan Türkiye’den aldığı destek sürse bile “Katar politikalarının yeniden yapılandırılması nedeniyle mali sıkıntı çektiğini” söylüyor.

Suriye’nin sürgündeki siyasi muhalefeti de bölünmüş durumda. Yüksek Müzakere Komitesi Riyad’da kuruldu, Uluslararası Koalisyon ise İstanbul’da çalışıyor. 


SURİYE MUHALEFETİ KATAR KRİZİNDEN ENDİŞELİ

  • Cihatçıların kontrolündeki İdlib’den 2012 yılından bir fotoğraf, pankartta “Suudi Arabistan, Katar ve Kuweyt’e teşekkür ederiz” yazıyor

Sami MUBAYED
Middle East Online

Mayıs ayı ortasında Katar-Suudi çatlamasının patlak vermesinden bu yana, kendilerinin en sadık iki müttefiki arasında taraf tutmayı reddeden Suriyeli muhalefet kaygı verici derecede sessiz. Bu, altı yıldan fazla bir süredir Suudi ve Katar parası alan sivil politikacılar ve silahlı grupların komutanları için geçerlidir.

Çoğu Suriyeli siyasetçi, bu krizin nasıl geliştiğini ve Katar Emiri Şeyh Tamim bin Hamad el Sani’nin Suudi dayatmalarına teslim olup olmayacağını görmek için endişeyle bekliyor. 

Diğer şeylerin yanı sıra bu, Katar’ın kendini İran’dan uzaklaştırması ve 1961’den beri küçük emirlikte yaşayan Mısırlı bir din adamı olan 90 yaşındaki baş ideolog Yusuf el Karadavi de dahil olmak üzere Müslüman Kardeşlerin Doha’dan sınır dışı edilmesi anlamına gelecektir. Kasım 2012’de Doha’da oluşturulan siyasi yapı “Suriye Muhalif ve Devrimci Güçler Ulusal Koalisyonu”, mevcut emirin babası tarafından kuruldu ve açık destek verildi.

KATAR’DAN TALEP EDİLEN

Suudi Arabistan Katar’dan ayrıca, Müslüman Kardeşler’in Filistin Şubesi Hamas’la olan ilişkilerin koparılmasını ve Suriye muhalefetinin güçlü bir sözcüsü olan popüler el Cezire Televizyonun kalıcı olarak kapatılmasını bekliyor. El Cezire kapanırsa, yerini popüler bir televizyon platformu olan Suudi Arabistanlı al Arabiya TV dolduracaktır.

Şu ana kadar Suriyeli muhaliflere Suudi Arabistan ya da Katar’a taraf olma yönünde herhangi bir baskı uygulanmadı. Muhalefet çevrelerinde korku yayarak bu durum kısa sürede değişebilir.

RİYAD DESTEKLİ MUHALEFETİN LİDERİ DOHA’DA 

Örneğin, şu anda Suudi destekli Yüksek Müzakere Komitesi’nin (HNC) başkanlığını yürüten eski başbakan olan Riad Hicab Doha’da yaşıyor ancak bütün toplantılarını Riyad’da yürütüyor. Katar’a geliş ve Katar’dan gidiş tüm uçuşların Suudi Arabistan tarafından feshedilmesi ve tüm kara ve deniz sınırlarının kapatılması nedeniyle bu durum teknik olarak zorlaşacak.

Doha’da ikamet eden ve kayda değer derecede sessiz olan Suriye’nin bir diğer figürü, Suriye Ulusal Koalisyonu eski Genel Sekreteri Mustafa Demir Sabbağ olup, Suudi Arabistan ile de mükemmel görüş birliği içindedir. 2013’te eski Katar Emirli Şeyh Hamad bin Halife el Sani, Doha’daki Suriye Büyükelçiliği tesislerini Suriye koalisyonuna teslim etti ve Mart ayında Katar’da gerçekleşen Arap Birliği zirvesinde Suriye’nin koltuğunu ona verdi.

Dikkate değer bir istisna dışında Suriye Müslüman Kardeşlerin üst düzey liderliği perde düşene kadar Katar’ın yanında duracak, diğer figürler yavaşça kendilerini uzaklaştıracak ve sessizce Suudi yörüngesine geçecekler. Tabi ki, bu ancak Katar kendisini tamamen bu krizden ölümüne faydalanmak isteyen etkili bölgesel güç İran’ın kucağına atmazsa olabilir.

Katar, İran’a tek erişim yolu ile Suudi Arabistan, Bahreyn ve Birleşik Arap Emirlikleri tarafından kara ve deniz sınırlarına uygulanan ablukanın üstesinden gelebileceğini söylüyor.

KATAR-İRAN İLİŞKİLERİ

Suudi medyası eğer abluka devam ederse, Katar’ın Körfez ithalatının yüzde 80’den fazlasını kaybedeceğini öngörüyor. Ancak Tahran, kayıpları gidermek ve önümüzdeki dönemde Katar’ın ihtiyaç duyabileceği her türlü yiyecek sıkıntısını karşılamak istediğini açıkladı. İki ülke, 2011’den bu yana Suriye’deki farklılıklara rağmen sıcak bir ilişki yaşadı.

Şu anki krizin patlak vermesinden kısa bir süre sonra, Suudi dayatmalarına diz çökmek istemediğini belirten Şeyh Tamim, İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani’yi arayarak tekrar seçilmesinden dolayı onu kutladı. 

Katar, İran’a ne kadar yaklaşırsa Katar merkezli Suriyeli aktivistler için hayat o kadar zorlaşacaktır. İlişkiler Tahran ve muhtemelen Şam’la daha sıcak olursa, kovulma riski de yüksek olacaktır. Arap siyasetinin karmaşık dünyasında her şey olabilir.

Körfez çatışmasının bir diğer muhtemel sonucu, Doha ve Riyad’ın Basra Körfezi dışında Suriye savaş alanında hesaplaşmaya karar vermesi halinde yaşanır. Eğer para ve silah hükümetle savaşmak için değil de vekilleri Şam kapılarında parçalamak için akarsa bu Suriyeli muhalifler için ölümcül olabilir.

(Çeviriler: Ali Karataş)

Son Düzenlenme Tarihi: 21 Haziran 2017 04:20
www.evrensel.net
ETİKETLER KatarSuriye