Antalya lavanta kokuyor

Antalya lavanta kokuyor

Antalya'da daha çok yayla bölgelerinde üretimi yapılan ve kozmetik sanayisinde kullanılan lavanta, sahil kesiminde de yayladaki verimlilikte üretildi.

Mehmet ÇINAR

Türkiye'de tıbbi ve aromatik bitkilerin üretimi ve bu bitkilerin kullanıldığı endüstriyel alanlar üzerine ar-ge çalışmalarıyla hem çiftçi hem de tarımsal sanayi açısından bilgi üretilen Batı Akdeniz Tarımsal Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü (BATEM), daha çok yayla kesimlerinde üretilen lavantayı sahilde de yetiştirdi. 

Antalya'da narenciye ve tropik meyveler üzerine yaptığı çalışmalarla tanınan BATEM'e geçen yıl Isparta'nın Keçiborlu ilçesinden getirilen fideler, 2 dönüm alana dikildi. Az da olsa ilk hasadın geçen yıl yapıldığı alanda, bu yıl muhteşem bir görsellik oluştu.

BATEM Müdürü Abdullah Ünlü, "Antalya Lavanta Kokuyor" sloganıyla Gıda, Tarım ve Hayvancılık İl Müdürlüğü işbirliğiyle başlattıkları bu proje kapsamında geçen yıl deneme amaçlı 2 dönüm alana diktikleri lavantaların büyüdüğünü ve çok güzel bir görsellik oluşturduğunu söyledi. Lavantanın daha çok Isparta ve Burdur bölgesinde yetişen ve sanayisi hızlı gelişen bir bitki olduğunu belirten Ünlü, “Biz de Antalya'da sahil kesiminde lavanta olur mu olmaz mı düşüncesiyle geçen yıl dikim yaptık ve diker dikmez hava sıcak olduğu için hasat ettik" dedi. (Antalya/DHA)

www.evrensel.net

1 yorum yapılmış

  1. Güneş Onur 3 ay önce Yanıtla  /  Beğendim 0  /  Beğenmedim 0

    Tıpta ve kozmetikte kullanılan endüstriyel bitki tarımı Küba'da da revaçta. Türkiye endemik bitki çeşitliliği bilinen bir ülke. Değişik iklim kuşakları içeriyor. Ege bölgesi ayrıca mutfağa giren ot çeşitliliği ile meşhur.

    Bundan çıkarılacak dersler var. Bu tür ziraatin ekonomik getirisi büyük. Çok büyük bir kaynak.

    Küba, biraz da rastlantı olarak bu yola girdi. Geniş alanlar tütün, şeker kamışı ve pamuk üretimine tahsis edildi. Mono - tip (tek düze) tarım. Kaynakları az olunca, ihraç ürünleri ve bağlı sanayi için buna mecbur kalındı. Yarı sömürge döneminde yankeelerin, devrim sonrasında Rusların tedarikçisi oldular. Özellikle şeker ve rom. Biraz da puro. Ve/fakat en büyük alıcı olan Sovyetler çökünce, ayrıca bu ürünleri Brezilya dahil pek çok ülke hasat edince fiyatlar düştü ve Küba'da ekim durdu. Terk edilmiş tarlaları istila eden yabani bitkilerin, yani yaban hayatının geri dönüşüyle özellikle tıbbi bitkilerin potansiyeli yeniden keşfolundu. Demek ki, yoğun tarıma rağmen yaban hayatı tamamen bitmemişti.

    Bu konuda iyi bir doğa - insan dengesi tutturmak gerekir. Sosyalizm ve kamucu bir ekonomi iyidir, doğayı tahrip etmemek koşuluyla. Gelecek, katma değeri yüksek bu tarz bitkilerde ve onların tarımındadır. Sovyetlerin geri dönülemez çevre felaketlerine yol açan uygulamaları, planlı ekonomi denen şeyin Kazakistan'dan binlerce kilometre uzaktaki Moskova'dan kumanda edilemeyeceğini öğretmiş olsa gerektir. Yoğun sulama sonucunda Aral gölünden geriye çöl kalmıştır. Toprakta küçük mülkiyet iyidir. Aksini savunmak bağnazlıktır.

Yorum yapın

Yorum yapmak için üyelik gerekmemektedir. Yorumlar, editörlerimiz tarafından onaylandıktan sonra yayınlanır. Konuyla ilgisi olmayan, küfür içeren, tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.