Altanlar ve Nazlı Ilıcak ilk kez hakim karşısına çıktı

Altanlar ve Nazlı Ilıcak ilk kez hakim karşısına çıktı

Gazeteci-Yazar Ahmet Altan ve Prof. Dr. Mehmet Altan’ın da aralarında bulunduğu toplam 17 kişi 10 ay sonra il kez bugün hakim karşısına çıktı.

Gazeteci Yazar Ahmet Altan, Prof. Dr Mehmet Altan ve Nazlı Ilıcak'ın da aralarında bulunduğu toplam 17 kişinin yargılandığı davanın ilk duruşması Çağlayan’daki İstanbul Adliyesi'nde görüldü. Bu dava aynı zamanda gazetecileri 'darbe' ile suçlayan ilk dava olma özelliği taşıyor. Dava tüm itirazlara rağmen iddianamenin okunmasıyla başladı. Ardından Nazlı Ilıcak savunma yaptı. Dava yarın yine Nazlı ılıcak'ın savunmasıyla saat 10:00'da devam edecek. 

Nazlı Ilıcak, Ahmet Altan, Mehmet Altan, Ekrem Dumanlı, Tuncay Opçin ve Emre Uslu’nun da aralarında bulunduğu 17 sanıklı ‘FETÖ’ medya yapılanması davasının ilk duruşması başladı. Sabah başlaması gereken duruşma SEGBİS sistemindeki arıza nedeniyle başlamadan ertelendi. Çağlayan’da bulunan İstanbul Adliyesindeki 26’ıncı Ağır Ceza Mahkemesi’nde başlanan ilk duruşma daha büyük bir salonda devam etme kararı alındı. 27’nci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmaya tutuklu sanıklar Nazlı Ilıcak ve Mehmet Altan,  Fevzi Yazıcı, Şükrü Tuğrul Özşangül, ve Yakup Şimşek getirildi. Tutuklu Ahmet Altan duruşmaya ise duruşmaya SEGBİS katıldı. Tutuksuz sanık Tibet Murad Sanlıman ile firari sanıklar Abdulkerim Balcı, Mehmet Kamış, Ekrem Dumanlı, Emre Uslu, Osman Özsoy, Şemseddin Efe, Tuncay Opçin, Ali Çolak, Bülent Keneş ve Faruk Kardıç duruşmaya gelmedi.

DURUŞMA SES SİSTEMİNDEKİ ARIZA NEDENİYLE GEÇ BAŞLADI

Duruşmayı sanık yakınlarının yanı sıra, CHP milletvekili Dursun Çiçek, HDP milletvekili Altan Tan, HDP Milletvekili Garo Paylan, Gazeteci Hasan Cemal, Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) Başkanı Gökhan Durmuş, gazetemizin Genel Yayın Yönetmeni Fatih Polat, Danimarka, Almanya, Fransa, İngiltere, Çek Cumhuriyeti ve İsveç Konsolosluğu temsilcileri, Norveç Büyükelçiliği temsilcileri, Uluslararası Af Örgütü, İnsan Hakları İzleme Örgütü, PEN İnternational, Artical 19, P24 örgütleri temsilcileri ile yabancı ülkelerin baro temsilcileri de izledi.

Sanıkların kimlik tespiti ile başlayan duruşma ses sisteminde teknik bir arıza olduğu gerekçesi ile öğleden sonraya alındı. Aranın ardından devam edilen duruşmaya salon dolduğu gerekçesi ile izleyicilerin yarısı alınmadı. 

Ilıcak’ın kimlik tespitinin ardından Mahkeme Başkanı iddianameyi okumaya başladı.
Avukatların “İddianameyi müvekkillerimiz de biz de okuduk” diyerek özetin kısa tutulması talebi Mahkeme Başkanınca kabul görmedi. 
26. Ağır Ceza Mahkeme Başkanı 247 sayfalık iddianamenin başlangıç bölümünü henüz bitirmedi.

DURSUN ÇİÇEK: HERKES İÇİN ADALET İSTİYORUZ

Balyoz davasında yargılanan ve 4 yıl hapis yatan CHP Milletvekili Dursun Çiçek, davayı takip etti. Duruşma başlamadan soruları yanıtlayan Çiçek şunları söyledi: “Bugün yargılanan arkadaşlar kumpas davalarında iktidarın yanında yer aldılar. Şimdi geldikleri noktada hukuk ve adaletin ne anlama geldiğini çok daha iyi anladılar. Ankara’dan İstanbul’a yürüyoruz, adalet istiyoruz. Herkes için istiyoruz, herkes için adil yargılanma istiyoruz. Siyasi iktidarın yargı üzerindeki baskısının bir an önce kalkmasını, hakimlerin de dosyaya göre karar vermesini talep ediyoruz. Bu mücadelede her zaman hukuk ve adaletin yanındayız.” 

İFADE ÖZGÜRLÜĞÜ KURULUŞLARI: SERBEST BIRAKIN

Aralarında Af Örgütü, Article 19, PEN International ve Index on Censorship gibi örgütlerin bulunduğu pek çok uluslararası ifade özgürlüğü kuruluşu duruşmayı takip etmek için gözlemci gönderdi. Duruşma öncesinde Çağlayan Adliyesi önünde toplanan Türkiye ve Türkiye dışından gazeteciler ile meslek örgütü temsilcileri birlikte fotoğraf çektirdi.

Duruşmaya gözlemci gönderen örgütlerden Article 19, Index on Censorship ve PEN International Cuma günü bir ortak açıklama yayımlayarak davanın “siyasi amaçlı” olduğuna inandıklarını belirtmişlerdi. Açıklamada, “yetkilileri, uluslararası yasalar altında açık bir şekilde suç teşkil eden fiillerin kanıtını sunmadıkları takdirde tüm suçlamaları düşürmeye ve tutuklu sanıkları derhal ve koşulsuz olarak serbest bırakmaya çağırıyoruz” denildi.

NAZLI ILICAK SAVUNMA YAPTI

Nazlı Ilıcak savunma yaparken sürekli ağlayarak şunları söyledi: 
“Hayatım boyunca hiç bir terör örgütü ve cemaatle ilişkim olmadı. Dini cemaatle ilgim olmadı. Benim, annemin babamın dinî yapılarla ilişkili olmasına imkân yok. 27 Mayıs darbesinin acısını bizzat ben 16 yaşında yaşadım. Bizim ailecek dini cemaatlerle ilişkimiz olmaz, olamaz. 27 Mayıs darbesinin açısını yaşadık. Dolayısıyla darbe denilen lafa benim herkesten çok antipatim var. Ben yıllarca darbe ile mücadele ettim. FETÖ’cü demek darbeci demek, hilekâr demek, kul hakkı yemek, soru çalmak demek. Bununla ilintilendirmeyi çok ağır buluyorum. Böyle bir iddia ile karşı karşıya kalmak beni rencide ediyor. Siz beni öyle bir örgütle ilişkilendiriyorsunuz ki aklım almıyor. Ben her zaman bireysel davrandım. Kula kulluk etmedim. Ben Demokrat Parti geleneğinden geldiğim için Süleyman Demirel’i destekledim. Ama biat etme huyum yok. 28 Şubat süreciyle bütünleşen Demirel'i eleştirdim. Ama yanlışını gördüğünde oylarımızı geri istedim. Demokrasiye aykırı bir tutum gördüğümde yanlarında durmadım. İkinci desteklediğim lider ise Recep Tayyip Erdoğan’dır. Onu desteklediğim için işlerimden oldum. Bir gazetecinin görevi eleştirmektir. Onun için bir çok gazeteden işimden oldum. Kovulunca Zaman, Bugün iş teklif etti. Mehmet Barlas, "Zaman'da yazına karışırlar" deyince kulağıma küpe oldu, Bugün'e gittim. Bugün Gazetesini ben tercih ettim. Muhallif olduğunuzda çok tercih edilmesiniz. 15-25 Aralık yolsuzluk operasyonu hala konuşuluyor. 16-25 yazdın diye insan nasıl FETÖ ile irtibatlandırılır. Onu bugün yazanlar da FETÖ'cü olsun o zaman. Ben FETÖ ile irtibatlandırılabilecek en son kişiyim. Benim ne yetiştirilme tarzım ne dünya görüşüm buna uygun. İddianame ‘terör örgütüyle organik bağın yok ama darbeden haberdardın’diyor. Ben nereden haberdar olabilirim? Harun Tokat'la görüşmüşüm. Tokat'la Cumhurbaşkanı'ndan Başbakan'a herkes görüştü. Ben iddianamenin mantığını anlamaya çalışıyorum. Akın İpek'le bir iki kere telefonda görüşmüşümdür. Onun otelinde tüm devlet erkanı ağırlandı. Bu sıraladığınız ilişkiler tamamen mesleki ilişkilerdir. Hiçbiri dostum değildir. Ben terörden korkarım. Terör örgütü olduklarını bilsem zaten uzak dururdum. Bu iddianame özensiz hazırlanmış. Darbe karşıtı twitlerim iddianameye yazılmamış. Tek taraflı delille Nazlı Ilıcak bu yaşında 11 aydır cezaevinde yatıyor. Ben her dönemde gazetecilik yapmaya çalıştım. 

GAZETECİLERİ ‘DARBE’ İLE SUÇLAYAN İLK DAVA

Altan kardeşler ve Ilıcak’la birlikte 15 kişinin daha yargılandığı dava gazetecilerin 15 Temmuz darbe girişimine ‘iştirak etmekle’ suçlandıkları ilk dava olma niteliği taşıyor.

Ahmet Altan hakkında kapatılan Taraf gazetesinin genel yayın yönetmenliğini yaptığı dönemde çıkan bazı haberler, 3 köşe yazısı, 14 Temmuz tarihinde katıldığı bir televizyon programında yaptığı yorumlar, HTS (telefon konuşmaları) kayıtları ve tanık ifadeleri gerekçe gösterilirken, Mehmet Altan hakkında ise 2 köşe yazısı, Ahmet Altan ve Nazlı Ilıcak’la 14 Temmuz’da katıldığı televizyon programı, tanık ifadeleri, HTS kayıtları ve evinde bulunan 6 adet 1 dolar delil olarak sunuluyor.

İddianamede diğer 13 kişi hakkında darbe suçlamalarına ek olarak ‘Terör örgütü yöneticisi olma’ veya ‘Terör örgütü üyeliği’ suçlamaları yöneltilirken Tibet Murat Sanlıman ise ‘Silahlı terör örgütüne bilerek ve isteyerek yardım etmek’ ile suçlanıyor.

DAVADA KİMLER YARGILANIYOR?

Davada Altan kardeşler ve Ilıcak’a ek olarak Ekrem Dumanlı, Emrullah Uslu, Tuncay Opçin, Abdülkerim Balcı, Şemseddin Efe, Osman Özsoy, Faruk Kardıç, Fevzi Yazıcı, Mehmet Kamış, Şükrü Tuğrul Özşengül, Yakup Şimşek, Bülent Keneş, Ali Çolak ve Tibet Murat Sanlıman sanık olarak yargılanıyor.

Altanlar ve Ilıcak’la birlikte Fevzi Yazıcı, Şükrü Tuğrul Özşengül ve Yakup Şimşek tutuklu olarak yargılanırken Tibet Murat Sanlıman ise tutuksuz olarak yargılanıyor. Geri kalan 10 kişi hakkında ise yakalama kararı bulunuyor.

247 sayfalık iddianamede, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı ve 65. Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ‘suçtan zarar görenler’ olarak yer alıyor.

ZAMAN YAZARLARININ DAVASI EYLÜLDE

Aralarında kapatılan Zaman gazetesinin eski yazarları Şahin Alpay, Mümtazer Türköne ve Ali Bulaç’ın da bulunduğu 30 kişinin yine ‘darbeye iştirak’ etmekle suçlandığı bir başka davanın ilk duruşması Eylül ayında görülecek.

‘Terör örgütü üyeliği’ suçlamasıyla yargılandıkları davada tahliye edildikten sonra ‘darbe’ suçlamasıyla tekrar gözaltına alınan ve aralarında Atilla Taş ile Murat Aksoy’un da bulunduğu 13 gazetecinin ilk duruşma tarihi ise henüz belli olmadı. (İstanbul/EVRENSEL)

Son Düzenlenme Tarihi: 20 Haziran 2017 18:06
www.evrensel.net