Katar krizi, Trump ve Türkiye

Katar krizi, Trump ve Türkiye

Arap basını Katar krizini tartışmayı sürdürüyor. Rai al Youm,“Batı’da hazırlanmış bir kriz” yorumu yaptı.

Ali KARATAŞ
Nesrin RİHANİ

Arap coğrafyasında geçen hafta da Katar krizi konuşulmaya devam etti. Rai al Youm gazetesinde haftalık değerlendirmeler yayınlayan Abdulbari Atwan, Katar krizinin ve bölgedeki diğer krizlerdeki amacın, bölgedeki paraların Batı’ya akmasını sağlamak olduğunu söyledi. Katar krizinin “Batı’da hazırlanmış bir kriz” olduğuna ve bölgeye yeni silah satışlarının yapılması için sürekli yeni savaşlar ve düşmanlar yaratıldığına dikkat çekti.

Suudi sermayeli Şark al Awsat gazetesinde yazan el Arabiya Televizyonunun Eski Genel Yayın Yönetmeni Abdurrahman Raşid de, Katar ile yaşanan krizin tarihini hatırlattı. Raşid, krizin Bahreyn ile Katar arasında ihtilaflı olan adlar nedeniyle başladığını belirtti. Raşid’e göre Katar’ın iki seçeneği var; ya dört ülkenin taleplerini tamamen kabul edecek ya da çevresinden kopuk tecrit bir şekilde yaşayacak.

Mısır’da yayınlanan ve devlete yakınlığı ile al Ahram gazetesinden Hasan Ebu Talip, Türkiye’nin Katar krizinde oynadığı rol nedeniyle tartışmasız bir biçimde “terör örgütlerinin lideri” haline geleceği iddiasında bulundu. Dünyanın, “Türkiye’nin oynadığı büyük aldatmacanın boyutunu ve komşu ülkelerde uyguladığı tahribatın büyüklüğünü” öğreneceğini belirtti.

BATININ GÖZÜ BÖLGEDEKİ PARADA

Abdulbari ATWAN
Rai al Youm

Körfez’de bu dönemden daha kötü bir dönem görmedim. Suudi Dışişleri Bakanı Adil el Cubeyr, Washington’a ve Moskova’ya gitti. Onu Katar Dışişleri Bakanı Halid el Atiye, Washington, Moskova, Berlin, Londra ve Paris’e giderek izledi. Hemen onun ardından Birleşik Arap Emirliklerinin (BAE) Dışişleri Bakanı Şeyh Abdullah bin Zayed, benzer bir tur gerçekleştirdi. Bunlar normal olmayan gelişmeler. Bölgede neler oluyor? Sorun ne? Esas soru bu.

Katar’a karşı düzenlenen kuşatmanın kırılması için malzeme dolu uçakların Ankara’dan, Tahran’dan, Kazablanka’dan havalandığını duyuyoruz. Hangi kuşatma? Katar’da yıllık kişi başı gelir 100 bin dolar. Katarın hazinesine 100 milyar dolardan fazla para giriyor. Bütçesi 320 milyar dolar. Kuşatmayı kırmak isteyenler Yemen’e baksınlar. Yemen’de 17 milyon insan aç. Şu ana kadar binden fazla çocuk koleradan öldü. Yemen’de açlık, kuşatma, kolera, havadan bombardıman varken malzemeleri Katar’a mı göndermek gerekir?

BİR ANDA HER ŞEY DEĞİŞTİ

(ABD Başkanı Donald) Trump, Riyad’a geldi “Katar’ın terörü desteklediği, Katar’ın kuşatılmasının terörün bitirilmesinin başlangıcı olduğunu, Katar’ın terörü desteklemesinin büyük bir hata olduğu” tweetlerini attı. Mahkemeye verilmesi ve takip edilmesi gerektiğini söyledi. Türkiye, Katar’ı korumak için beş bin asker gönderdiğini açıkladı. Bütün bunlar aniden değişti. Katar Savunma Bakanı Halid el Atiye, Washington’a gitti. 12 milyar dolarlık savaş uçağı alım anlaşmasını imzaladı. Trupm tweet atmaktan vazgeçti. ABD donanması gemilerini, Doha’yla ortak tatbikat için bölgeye yolladı. Ne iktidarın, ne de Emir’in değişmesi üzerine söz söylenmez oldu. Tabi medyadaki saldırılar ve eski defterlerin karıştırılması devam ediyor. Kaddafi ile Şeyh Hamad bin Halife’nin Suudi Kral Abdullah’a suikast düzenlemesi üzerine ses kayıtlarını duyduk. Bütün olanlar önceden hazırlanmış. Washington’da hazırlanmış. Londra’da hazırlanmış. Paris’te hazırlanmış. Arap ve Müslüman olarak bize gülüyorlar.

Petrolün varil fiyatı 140 dolara vardığında Batı bunu bir şekilde geri alacaktı. Katar, savaş uçakları aldı. Trump, Suudi Arabistan’da 460 milyar dolarlık anlaşmalar yaptı. Trump’ın dediğine göre, korunmalarının bedelini ödeyecekler. Katar, ben ödemeyeceğim dedi. Ama ödemek zorundasın dediler. Yarın belki 12 milyar 50 milyar dolara çıkabilir. Bizdeki paranın Batıya gitmesi gerekiyor. Gerçek bu.

YENİ SAVAŞLAR YENİ DÜŞMANLAR

Bize yeni savaşlar, yeni düşmanlar yaratıyorlar. Şimdi düşmanımız İran, sabah bir bakarız Trump kapalı kapılar arkasında Tahran’la, Hamaney’le, Hasan Ruhani ile  görüşür. Burada kurban olan biziz, İran değil. Bizi birbirimize karşı kullanıyorlar. Körfez ülkelerini başka ülkelere karşı kullanıyorlar. Yarın bizi İran’a karşı kullanırlar. Silah alırız ve cephanelikleri doldururuz. Birbirimize karşı düşmanlaştırılmış birer araca dönüştük. Dışişleri bakanları niye dolaşıyorlar ki? Otursunlar birbirleri ile görüşsünler. Sorunları çözsünler. Sorun el Cezire Televizyonu mu? Sizin onun gibi onlarca televizyonunuz var. Müslüman Kardeşler mi? İhvan’ın Yemen’deki siyasi kolu Islah Partisi Riyad’da. Sorun nedir o zaman? Düşman İsrail’le savaşan Hamas mı terörist? Ülkesini 2000’de ve 2006’da İsrail’den kurtaran Hizbullah mı terörist? Biz neden aç kalalım, Yemen halkı neden aç kalsın? Gazze halkı neden aç kalsın? Sudan’da ve diğer yerlerde halkımız neden aç kalsın?

Bize hapisteki Seyfulislam Kaddafi’nin terörist olduğunu söylediler. Şimdi tekrar iktidara gelme durumu var. Katar ve Suudi Arabistan niçin Libya’daki milisleri destekliyor? Dün devrimcilerdi. Bugün terörist oldular. Özet olarak kurban biziz. Bizi birbirimize karşı kullanıyorlar. Hedef bizim mal varlığımız, paralarımız.


KATAR KRİZİ İÇİN İKİ SEÇENEK

Abdurrahman RAŞİD
Şark Al Awsat

Katar’ın komşularıyla olan ihtilaf tarihini bilenler, bir çözüm bulmanın kolay olduğunu biliyor. Bu çözümü makalenin sonunda açıklayacağım, ancak önce işte size kriz tarihinin kısa bir özeti.

Kriz, Katar’ın adalar üzerinden Bahreyn ile ihtilafı yeniden başlattıktan sonra, 1990’ların sonunda başladı. 1995’te Doha darbesi gerçekleşti ve yeni Prens Hamad Suudi Arabistan’ın arabuluculuğunu reddetti. Bunun yerine Uluslararası Ceza Mahkemesine gitme konusunda ısrar etti. Bu mahkeme sonuçta Bahreyn lehine sonuçlandı ve mahkeme tartışmalı arazinin çoğuna hâkimiyet sağlayan bir karar aldı.

Katar, Kral Fahd’ın arabuluculuğunu kabul etseydi, daha fazla ya da en azından Bahreyn kadar almış olurdu.

Katar Hükümeti daha sonra eski Mısır Cumhurbaşkanı Hüsnü Mübarek’in arabuluculuğuyla ilk anlaşmazlığı çözdükten sonra Suudi Arabistan’a karşı döndü ve yeni sınır bölgelerindeki anlaşmazlıklarını yeniden gündeme getirdi. İkinci anlaşmazlık 2001’de iki tarafın karşılıklı anlaşması ile çözüldü.

Ancak Katar sözünde durmadı ve medya tarafından Suudi Arabistan aleyhinde kışkırtma savaşları düzenledi. Krallığa karşı olanları barındırıyordu ve ilk konuşmasında Suudi Arabistan’daki rejimi zorla değiştirmek isteyen el Kaide ve lideri Usame bin Ladin’e destek verdi.

Doha, Suudi Arabistan ve Bahreyn hükümetlerini devirmeyi isteyen muhalefet gruplarını finanse etmeye ve desteklemeye devam etti.

2011 Arap Baharı ayaklanmasının ardından Katar, tahrikini artırmaya çalıştı ve Birleşik Arap Emirlikleri’ni Doha’ya karşı olanları desteklediği için hedef almaya başladı. Daha sonra dikkatini Mısır’a çevirerek benzeri görülmemiş ve bariz bir şekilde, Abdulfettah Sisi rejimini devirme sözü verdi.

Katar hükümetinin kendisi, değişimi demokrasi yoluyla veya zorla kabul etmiş olsaydı, tüm bunlar anlaşılabilir olurdu. Ancak sorun, en az hoşgörülü Körfez devleti olmasıdır. Katarlı şairi, bir şiiri nedeniyle 15 yıl hapse mahkum etmişti!

Dört Körfez ülkesi sonunda artık yeter dedi ve hepsi Katar ile olan ilişkilerini kopardıklarını açıkladılar.

Durumu normale döndürebilecek bir takım koşullar var gibi gözüküyor. Ancak ilişkilerin 2013 ve 2014’ün uzlaşma yaklaşımlarıyla gitmeyeceği anlaşılıyor.

Gerçek şu ki dört ülke Katar ile bağları olmadan barış içinde yaşayabiliyor. Katar, ilişkilerin kesilmesi konusundaki 5 Haziran’da yapılan açıklamadan sonra çıkan itilaf üzerine yaşanan bu duruma tahammül edemeyen bir devlettir.

Katar, Doha’dan bir takım Körfez karşıtı figürleri kovabilir. Ancak onlara Türkiye ve Londra’da evler verdi. Bu ülkelerde kurduğu gizli şebekeler yoluyla onları finanse etmeye ve desteklemeye devam ediyor.

Katar, mevcut krizin patlamasıyla aynı eski yaklaşımı benimsiyor. Kuveyt Emiri Şeyh Sabah’ın yardımına başvurdu, fakat bu ülkeler kendi derslerini aldılar. Bu dört ülke, Katar ile bağları koparma kararı aldılar ve barış içinde yaşamaya devam edeceklerini açıkladılar.

Doha, krizi çözmek için iki seçenekle karşı karşıyadır. Ya dört ülkenin taleplerini tamamen kabul edebilir ya da çevresinden kopuk tecrit bir şekilde yaşayabilir.


KATAR ‘IN NÜFUS BİLEŞİMİ VE ASKERİ YAPISI

Al Ahram

Katar’ın alanı 11 bin 586 kilometre kare ve yaklaşık 2 milyon 250 binlik bir nüfusa sahip. Bunların sadece yüzde 25’i yerli halk. Geri kalan nüfusun yüzde 18’i Hindistanlı, yüzde 18’i Pakistanlı, yüzde 10’u İranlı ve geri kalan yüzde birçok farklı ulustan insanları kapsıyor.

Katar’ın 11 bin 800 askeri var. Bunların 8 bin 500’ü Kara Kuvvetlerinde, 1800’ü Deniz Kuvvetlerinde ve 1500’ü Hava Kuvvetlerinde bulunuyor.

Askeri Araştırmalar, Katar Silahlı Kuvvetleri personelinin yüzde 70’inin Katar vatandaşı olmayan yabancılardan oluştuğunu gösteriyor.

8 bin 500 üyeden oluşan Kara Kuvvetleri, gizli bir Özel Kuvvetler Birliği, bir zırhlı tugay, üç tabur ve bir piyade tugayından oluşan Muhafız Birliği ve son olarak üç piyade taburundan oluşuyor.


TÜRKİYE VE BÜYÜK ALDATMACA

Hasan Ebu TALİP
el Ahram

Arap bölgesinin şiddetli bir akışkanlık durumunda olması Katar kriziyle ilgili olarak neler olup bittiğini büyük ölçüde ortaya koyuyor.

Bölgesel ilişkilerde yeniden konumlandırma var ve arkasında, bugüne kadar gerçekleştirilmemiş olan uluslararası değişiklikler için öncüler var. Özellikle de her geçen gün yeni Arap ve Afrika ülkeleri Katar’ın boykotuna katılıp aşırılık yaydığı ve terörizmi finanse ettiği için onu cezalandırıyorlar.

Aynı zamanda bölgesel bir taraf olan Türkiye, birçok Arap Körfezi ülkesine garip ve şok bir hareket başlattı. Türkiye’nin özel bir statü olarak Suudi Arabistan, Bahreyn ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi büyük Arap Körfez ülkeleri ile ilişkilerinde uyum içinde olduğu kabul edilir.

Erdoğan kendisini bölgenin komutanı ve kendi ülkesinin muhafızı olarak hayal ediyor. Böylece emir verdiği zaman diğerleri ona itaat etsin.

Türkiye Cumhurbaşkanı bir tehdit savurdu. Bahreyn Dışişleri Bakanına, kutsal Ramazan ayı bitmeden boykotun sona erdirilmesini talep etti. Bahreynli bakan, Katar tutumlarının gerçekliğini ve bölge ile dünya güvenliğine tehlikesini ve dört Arap ülkesinin Doha’yı boykot etmesine neden olan sebepleri açıkladı.

Katar’ın kendi politikalarını tersine çevirmesinin önemini düşünmek yerine neden Ankara Doha’yı savunmak için çok ileri gitti de tersini yapmadı? Irak, Suriye, Mısır, Libya ve Tunus’ta terörizmi ve aşırılığı destekleyen ana temsilciler bunlar.

Türkiye’nin şok edici görünümü, uluslararası Müslüman Kardeşler örgütü için İngiltere’nin yanı sıra çekim merkezi olan ülkenin durduğu yerin mantıksal bir sonucudur. Dahası, Türkiye, grubun ve özellikle Asya olmak üzere diğer şubelerinin ilk koruyucusudur. Bu ülkeler herkes tarafından biliniyor. Dolayısıyla, Katar üzerindeki baskılarla birlikte, terörist figürlerin çoğunun Ankara’ya gitmek üzere Katar’dan ayrılacak olması garip değil.

Böylece Türkiye yüzsüzce ve tartışmasız bir biçimde terör örgütlerinin lideri haline gelecek. Ardından dünya, Türkiye’nin oynadığı büyük aldatmanın boyutunu ve komşu ülkelerde uyguladığı tahribatın büyüklüğünü bilecek.

Türkiye’nin tutumu, Erdoğan döneminde Ankara’ya karşı tarafsız siyasi, ekonomik, ticari ve kültürel politikalarını yeniden değerlendirmeleri gereken Körfez’deki Arap güçlerine birkaç soru sorma olanağı verecektir.

Eğer böyle olursa, bu, Türk siyasetine ve kişisel olarak Erdoğan’a büyük bir darbe teşkil edecektir. Belki de Suudi twitter kullanıcıları ve vatandaşları tarafından yapılan Türk mallarını ve dizilerini boykot etme çağrıları daha katı ve daha net bir şekilde ifade edilecektir.

Katar boykotunun daraltılması ve kapsamının genişletilmesi ile ilgili en büyük soru şu şekilde: Aynı zamanda aynı bölgede en büyük Amerikan askeri üssü bulunurken Türkiye’nin binlerce askerini sürekli olarak Katar topraklarında konuşlandırmaktan çıkarı ne?


LÜBNAN PARLAMENTOSU YENİ SEÇİM YASASINI ONAYLADI

an Nahar

Lübnan Parlamentosu, cuma günü, orantılı temsil temelli yeni bir seçim yasası düzenledi ve yeni bir parlamento, seçim sisteminin kabul edilmesi üzerine yıllarca süren siyasi çekişmelere son verdi.

Yeni yasanın onaylanması 11 aylık bir süre için parlamentonun görev süresinin uzatılmasıyla birleşti. Parlamento seçimleri en son 2009’da yapılmıştı. 2009’dan beri meclis kendi görev süresini üçüncü kez uzattı. Hükümet, daha önce komşu Suriye’deki ihtilafa ilişkin güvenlik endişelerini gerekçe göstererek, parlamento seçimlerini iki kez erteledi. 2013’te milletvekilleri meclisin görev süresini 17 ay uzatmak için oy kullandılar ve daha sonra 2014’te meclisin görev süresini iki yıl yedi ay uzatmak için bir kez daha oy kullandılar.

Lübnan İçişleri Bakanlığının yaklaşmakta olan seçimlere lojistik hazırlık yapmak için süre gerektiğini söylediği meclisin görev süresinin sona ermesine sadece dört gün kala milletvekilleri parlamentoda toplanırken göstericiler de yasama organının görev süresinin uzatılmasını protesto etmek için Beyrut şehir merkezinde toplandı.Güvenlik güçleri parlamento etrafında yoğun şekilde konuşlanmış vaziyetteyken protestocular milletvekillerinin konvoyları Beyrut şehir merkezinden geçerken yumurta fırlattılar. Protesto gösterileri göstericilerle güvenlik güçleri arasındaki gerilimi tırmandırdı.

Bu arada parlamentoda, Kataib Partisi Genel Başkanı, Milletvekili Sami Cemayel, ülkenin önde gelen siyasi partilerini ve Bakanlar Kurulunu Mayıs 2018’de yapılacak olan seçimler öncesinde “halka rüşvet” teklif etmekle suçladı.

Son Düzenlenme Tarihi: 19 Haziran 2017 09:56
www.evrensel.net

0 yorum yapılmış

    Yorum yapın

    Yorum yapmak için üyelik gerekmemektedir. Yorumlar, editörlerimiz tarafından onaylandıktan sonra yayınlanır. Konuyla ilgisi olmayan, küfür içeren, tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.