Sivas’ın orta yeri Buruciye

Sivas’ın orta yeri Buruciye

Madımak Katliamı’nın 19. yıl dönümünde Sivas’ta yapılacak etkinlikleri izlemek için gazete ekibi olarak Sivas’tayız. Bir gün önce sabah erkenden İmranlı’da yapılan Cogi Baba etkinliklerini izledikten sonra, akşam Sivas’ı yakından tanımak amacıyla kent turu yapıyoruz. Kentin meydanındayız. Tarih 1 Temmuz 2012. Meydan

Abidin Çınar

Selçuk Parkı’nın içindeki medrese, I. İzzettin Keykavus Şifahanesinin kuzeyinde, Çifte Minare’nin kuzey doğusunda kalıyor. Önünde 1584 tarihli Kale Cami ile caminin sadece kalıntıları kalan hamamı var.
Bugün Buruciye Medresesi denilen eser, halk arasında Hacımaksut Medresesi diye bilinir. Buruciye Medresesinin sahibi, aslen İranlı olan Muzaffer Burucerdi’dir. Yine eski kayıtlara Muzaffereddin Gazi, Muzaffer Bin ül-Elberucerdi diye yazılmıştır. Eserinin mimarı ise belli değildir.

İran’ın Hamedan bölgesindeki Burucird kentinden geldiği söylenen Muzaffer’in 13. yüzyılın ikinci yarısında Sivas’ta etkin bir kişi olduğu anlaşılmaktadır. Bazı kaynaklarda adı “Burucci” olarak da geçer. “Buruciye” isminin sözcüğün Türkçenin ses uyumuna uğramış hali olduğu tahmin edilmektedir.

Medresedeki kitabede bulunan ‘garip’, ‘yabancı’ gibi sıfatlar onun alçak gönüllü bir göçmen olduğunu gösteriyor. Muzaffereddin Gazi Buruciye medresenin türbesine gömülmüştür.

Çinileriyle ve taş işlemeleriyle dikkatleri çeken Medresede uzun yıllar fizik, kimya ve gökbilimi eğitimi verilmiştir.

SAVAŞ YERİNE MİMARİ GELİŞME

Buruciye Medresesi, Valilik ve İl Özel İdaresi tarafından geleneksel el sanatlarını sürdüren küçük esnafın oluşturduğu Buruciye Turizm El Sanatları AŞ’ye tahsis edilmiş. Buradaki amaç, Sivas el sanatlarını geliştirmek ve Sivas kültürünü daha geniş bir zemine yaymak.

Ebubekir Bıçak, 2010 yılından beri şirketin genel müdürü olarak çalışıyor. Girişte sol kısımda büyükçe bir odada eski eşyalarla döşenmiş bir mekanda tek başına çalışıyor. Bize Medreseyi tanıtmak için acele ediyor. Birlikte atölyeleri dolaşıyoruz. Atölyelere girdiğimizde önce içeride bulunanlarla selamlaşıyoruz, ardından Ebubekir bizi takdim ediyor.

Atölyedeki görevli bizi Ebubekir’le geldiğimizi görünce soru sormadan anlatmaya başlıyor.
Ebru Atölyesine uğruyoruz ilk olarak. Adının Süleyman Doğan olduğunu öğrendiğimiz kurs hocası devlet memuru olduğunu ve 16 yıldır Kültür Bakanlığında eğitim verdiğini söylüyor. Çeşitli ebrular arasından şahin figürü ilgimizi çekiyor. Selçuklu döneminde Erzincan, Kemah, Divriği ve Şebinkarahisar yörelerinde hüküm sürmüş olan Mengücekoğulları Beyliği’nin sembollerinden ‘Şahin Kuşu’. ‘Şahin Kuşu’nun boynunun bükük olması ilgimizi çekiyor. Boynunun eğriliğinin Selçuklulara bağlılığı ifade ettiğini öğreniyoruz. Mengücekler Beyliği ise savaşmaktan kaçınan, savaş yerine barışa önem veren, mimaride ileri gitmiş bir Beylik.

GERMİŞEK AĞACI VE SİVAS AĞIZLIĞI

Ebru atölyesinden sonra Ebubekir’le el sanatları satış atölyesine gidiyoruz. Kapıda bizi Germişek ağacından çeşitli kullanım ve süs eşyası üreten bu işin son ustalarından Ahat Taşkan karşılıyor. Taşkan, Germişek ağacının nikotinin yüzde ellisini emdiği için sigaranın sağlığa zararını azalttığını anlatıyor. Germişek ağacının çalı türü bir ağaç olduğunu, Sivas ve çevresinden temin ettiklerini anlatıyor Taşkan. Yaptıkları işin karşılığını alamadıklarını anlatan Taşkan, “Bu iş emeğimizin karşılığı değil” diyor. Burada çeşitli eşyaları gördükten sonra yandaki başka bir atölyeye uğruyoruz.

BOYNUZ TARAKLAR

Keçi, koyun ve sığır boynuzlarından yapılan tarakların deriyi tahriş etmediğini anlatan usta, daha çok tarağın bu özelliğini bilenlerin tercih ettiklerini ifade ediyor.

Usta,“Hayvanların boynuzlarından yapılma kemik taraklar deriyi tahriş etmiyor, elektriklenme yapmıyor” diyor. Daha sonra ‘Sivaslı Sindi’ye inat Sivaslı kadınların el emeği  ‘Sivaslı Zeyno’ bebeği ve eşini tanıtıyor ustamız.

SON DURAK OYMA ATÖLYESİ

Oyma atölyesinde Selçukluların sembolü çift başlı kartal ve boynu eğri Şahin Kuşu’nun ahşap oymalarını gördükten sonra eyvanlardan birine oturup yorgunluk çayı içiyoruz. Katliamda yaşamlarını yitiren aydın-sanatçı ve bilim adamları aklımızdalar.

2 Temmuz 1993 Cuma günü katliamda hayatını kaybeden Asım Bezirci’nin, Usta Yazar Aziz Nesin’le birlikte son kez kitaplarını okurları için imzaladığı Buruciye Medresesi’nin kapısına yöneliyoruz. Kapı girişinde gençleri görüyoruz. Katliamda hayatını yitiren  Serkan Doğan’ın annesinin dediği gibi, “Onlar hâlâ  yüreğimizde bilincimizde mücadelemizde yaşıyorlar, oğlum da onlardan biri”. (Ankara/EVRENSEL)

www.evrensel.net