4 konfederasyona üye sendikalardan 15-16 Haziran etkinliği

4 konfederasyona üye sendikalardan 15-16 Haziran etkinliği

Türk-İş, DİSK, Hak-İş ve KESK’e bağlı sendikalar, 1970 yılında yaşanan 15-16 Haziran Direnişi’nin yıl dönümünde kıdem tazminatı için yürüyecekler.

Vedat YALVAÇ
İstanbul

Türk-İş, DİSK, Hak-İş ve KESK’e bağlı sendikaların üyeleri, 1970 yılında yaşanan 15-16 Haziran Direnişi’ni özüne uygun olarak anmaya hazırlanıyor. 47 yıl önce örgütlü örgütsüz on binlerce işçinin, sendikalar kanununda yapılmak istenen değişikliğe karşı büyük bir direniş ortaya koyduğuna dikkat çeken sendikacılar, bugün de işçi ve emekçilere yönelik saldırıların arttığına dikkat çekti. 17 Haziran’da Esenyurt’ta ortak eylem yapma kararı alan sendikacılar, “15-16 Haziran ruhuyla birlik olacağız, kıdem tazminatımızı ve kazanılmış haklarımızı gasbettirmeyeceğiz” dedi. 15-16 Haziran’ın tabandan başlayıp, komitelerle örgütlenerek büyüyen bir direniş olduğuna dikkat çeken sendikacılar, bu büyük direnişin bugün de yol gösterdiğini ifade etti. 

17 HAZİRAN’DA YÜRÜYÜŞ YAPILACAK

Türk-İş’e bağlı Deriteks ve Belediye-İş İstanbul 2 No’lu Şube, Hak-İş’e bağlı Liman-İş, DİSK’e bağlı Gıda-İş ve Cam Keramik-İş, KESK’e bağlı Eğitim Sen İstanbul 7 No’lu Şubelerinin öncülüğünde 17 Haziran Cumartesi günü saat 17.00’de Esencan Hastanesi önünde toplanacak olan işçi ve emekçiler buradan Esenyurt Meydanı’na yürüyecek. Çıkarılan çağrı metinlerini, bildirileri işçi sınıfının yoğun olduğu yerlerde dağıtmaya başlayacak sendika üyeleri, yapılacak etkinliğin örgütlenmesinde yer almasa da bazı kurumların etkinliğin yapılacağı gün katılım göstermesini bekliyor.

BELEDİYE-İŞ İSTANBUL 2 NO’LU ŞUBE BAŞKANI EROL ÖZDEMİR: MÜCADELEYİ ORTAKLAŞTIRMA GÖREVİ BİZE DÜŞÜYOR

Hükümetin işçilerin yüzde 80’i tazminat alamıyor gerekçesine sığınarak kıdem tazminatını fona devretmek istemesine tepki gösteren Türk-İş’e bağlı Belediye-İş’in İstanbul 2 No’lu Şube Başkanı Erol Özdemir şunları söyledi: “Eğer burada bir aksaklık varsa burayı denetlemek, buna çözüm üretmek hükümetin görevi. Yasamaya bu konuda eksiklik var, şu yasal düzeleme yapılmalı diye teklifle gitmesi gerekirken ne yazık ki hükümet bütünlüklü olarak kısa vadede sorun çözüyormuş gibi gösterip uzun vadede ise emekçilerin elinde kalan tek kazanımını gasbetme anlayışı içerisinde. Biz de buna karşı çıkmak istiyoruz.” 

'ORTAK SES ÇIKARMA ÇABASI İÇİNDEYİZ'

İşçilere ve emekçilere saldırıların arttığı bir dönemden geçildiğine dikkat çeken Özdemir, “Patronların dahi istememesine rağmen işçilerin son kalesi olan kıdem tazminatı fona devredilmek isteniyor. Burada bir keyfiyet var. Ancak farklı konfederasyonlardan, farklı düşüncelerden insanlar sorunun ortak olduğunu anlayıp, ortak bir duruş sergilersek bu saldırıyı bertaraf edebiliriz. Biz de bunun için bölgemizde bulunan sendikalar olarak hiçbir konfederasyon farkı gözetmeksizin çağrılar yapıyoruz. İmzacı olmasalar dahi katılım sağlamaları için çaba sarf ediyoruz. Bu yönüyle 15-16 Haziran büyük işçi direnişini anma ve kıdem tazminatının fona devredilmesiyle birleştirilerek ortak bir ses çıkarma çabası içerisindeyiz” diye konuştu. 

Hükümetin emeğe dönük saldırılarının yalnızca kıdem tazminatı ile sınırlı olmadığına vurgu yapan Özdemir, yasaklanan grevlere dikkat çekti. Hükümetin şimdiye kadar 14 grev yasakladığını hatırlatan Özdemir, “Grev işçilerin arzu ettiği, ille bunu yapalım diye düşündükleri bir durum değil. Grev, işçinin hak alma noktasında başvurduğu son çare. İşçiler de zaten bu maksatla kullanmak istiyorlar. Ama ne yazık ki hükümet her konuda olduğu gibi burada da bir tahammülsüzlük gösteriyor” diye konuştu.

'BİRLİK İÇİN BASKI YAPMAMIZ GEREKİR'

“Tabi buna karşı durması gerekenler de yine biz sendikalar ve üyemiz olan işçilerdir. Herkes kendini koruma derdinde ya da yandaşlık derdinde, ya da az olsun benim olsun, acaba kendimi koruyabilir miyim derdindeler. Bu anlayışla kimsenin kendini koruyabileceğini düşünmüyorum. Uzun vadede herkes kendi payına düşeni alacaktır diye düşünüyorum” diyen Özdemir şöyle devam etti: “Cumhuriyet Halk Partisi Emek Büroları aracılığıyla geçtiğimiz günlerde Türk-İş, DİSK, Hak-İş’in konfederasyon başkanları bir araya geldi. Bu önemli ve umut verici. Biz önemsiyoruz bunu. Tüm konularda yüzde yüz ortaklaşmasalar da birçok konuda ortaklaştıklarını, aynı görüşte olduklarını kamuoyuna deklare ettiler. Bizim aşağından buraları zorlamamız gerektiğini düşünüyorum. Talep tabandan gelmediği sürece yukardan bir şeyler beklemek akılcı da değil, doğru da değil. Sorunun asıl muhatapları seslenmeli, ses çıkarmalı, taleplerini haykırabilmeli, ortaklaştırabilmeli. Bu noktada da bize görev düşüyor. Aşağılarda görev yapan, özellikle de sendikaların şubeleri, temsilcilikleri vs... Biz aşağıyı organize edebilir yukarıyı hareketlendirebilirsek kıdem tazminatına dönük saldırıları bertaraf edebiliriz. Bu güçlülükle ilgili bir şey. Haklı olmanız yetmiyor. Güçlü de olmak zorundasınız. Biz de o gücü toparlamaya çalışıyoruz.” 

LİMAN-İŞ UZMANI SİNAN CEVİZ: ORTAK MÜCADELE KARŞINDA HİÇBİR GÜÇ DURAMAZ

15-16 Haziran Direnişi’nin, Türkiye işçi hareketi tarihinde önemli derslerle dolu bir mücadele olduğuna vurgu yapan Hak-İş’e bağlı Liman-İş Sendikası Uzmanı Sinan Ceviz, “15-16 Haziran işçi sınıfının birleştiğinde, ortak bir mücadele zemini yarattığında önünde hiçbir gücün duramayacağının göstergelerinden biridir. Bu mücadele deneyiminin hem kazanımlarına sahip çıkmak, işaret ettiklerini anımsamak ve anımsatmak bakımından bir araya geldik, ortak bir çalışma programı çıkardık. İçinden geçtiğimiz dönemde işçi sınıfının en güçlü silahı olan grev silahı yasaklamalarla elinden alınmak isteniyor. Yine işçilerin en önemli kazanımlarından biri olan kıdem tazminatı hakkı gasbedilmek isteniyor. Bu tablo karşısında bir arada durmak ortak bir mücadele zemini yaratmak önemli. Bunun adımlarından birini atmak için bir araya geldik ve dayanışma ve ortak mücadele zeminini büyütmek istiyoruz” diye konuştu. 

DEV YAPI-İŞ GENEL BAŞKANI ÖZGÜR KARABULUT: SALDIRILAR ANCAK BİRLEŞİK BİR MÜCADELEYLE PÜSKÜRTÜLÜR

İşçi sınıfına yönelik çok yönlü saldırıların olduğuna vurgu yapan Dev Yapı-İş Genel Başkanı Özgür Karabulut şunları söyledi: “Sadece kıdem tazminatına dönük saldırılarla sınırlı değil. Çalışma koşulları, düşük ücret dayatılıyor. Olası bir ekonomik krizin faturasını bize ödeteceklerini düşünüyoruz. Bu kadar saldırıyı tek başına bir konfederasyonun göğüslemesi mümkün değil. Birleşik bir mücadele hattıyla ancak bu saldırılar püskürtülür. Hangi konfederasyondan olursa olsun yan yana gelişleri örgütlemek, birlikte mücadele etmek önemli. Çünkü milyonlarca işçiyi etkiliyor bu süreç. Farklılıkları değil birlik noktalarını ortaya çıkarmak önemli. Yerelde de bunu başardığımızı düşünüyorum. Türk-İş’ten, Hak-İş’ten, DİSK’ten, KESK’ten sendika şubeleri var. Bu bizim için bir başlangıç olacak. İlerisini de öreceğiz.” İstanbul 3. bölgenin önemli bir işçi havzası olduğuna dikkat çeken Karabulut, “Ancak işçilerin anca yüzde 10’nu örgütlüdür. Geriye kalan örgütsüz kesim. Örgütlü olan sendikalar yan yana gelemezken örgütsüz olan kesimleri bu işin parçası yapmamız mümkün değil. İlk başta örgütlü kesimler olarak farklılıklarımızı bir kenara bırakarak yan yana gelmeli. Örgütsüz kesimleri de çevresinde örgütlemesi gerektiğini düşünüp birlikte hareket ettik. Bizim bu birlikteliği sağlamamızın diğer sendikalara ve emek örgütlerine örnek teşkil edeceğini düşünüyoruz” diye konuştu. 

DERİTEKS İSTANBUL AVRUPA BÖLGE SORUMLUSU VEYSEL ARSLAN: 15-16 HAZİRAN YAPILMASI GEREKENİN SOMUT BİR ÖRNEĞİ

15-16 Haziran direnişinde işçilerin kendi taban örgütlenmeleri ile ortaya çıkan bir güç olduğunu hatırlatan DERİTEKS İstanbul Avrupa Bölge Sorumlusu Veysel Arslan şöyle devam etti: “15-16 Haziran Direnişi, esasında sermayenin saldırılarına karşı birlikte neler yapılabileceğinin somut bir örneği. 15-16 Haziran Direnişi sermayenin saldırılarına karşı işçilerin kendi taban örgütlenmeleri ve komitelerle birlikte hareket etmeleri halinde süreci değiştirebileceklerini, emeğe yönelik saldırılara karşı somut bir kazanım sağlayabileceklerini gösterdi. Bu anlamıyla 15-16 Haziran ruhu işçilerin birlikte hareket etme ruhudur. Bu dönem açısından bizce çok daha önemli ve bilince çıkarılması gereken bir noktada. Çünkü OHAL ve KHK’lerle birlikte, iktidarın emeğe yönelik saldırı ve gasbında ciddi bir artış var. Kıdem tazminatına dönük saldırı işçi sınıfı açısından son güçlü kalelerinden birini kaybetmesidir. Bu saldırıyı püskürtecek olan 15-16 Haziran ruhu ve bilinci olduğunu düşünüyoruz.” İşçi sınıfının canı pahasına kazanılmış hakları koruyabilmenin bu dönem daha da önemli olduğunu söyleyen Arslan, sendikalar arasındaki ufak tefek çekişmelerin ortadan kalkması gerektiğini belirtti. Sendikaları bir araya getirebilecek yegane paydanın emek ve emeğe yönelik saldırı olması gerektiğini ifade eden Arslan “Bu birliktelikleri büyüterek bu süreçleri büyütmeye çalışıyoruz. Sermayenin bu saldırılarına karşı yegane çözüm ortak hareket etmek olduğunu düşünüyoruz” dedi.

DİSK/GIDA-İŞ MARMARA BÖLGE SORUMLUSU İBRAHİM KIZILYER: KOMİTELERLE BÜYÜYEN BİR DİRENİŞ

“15-16 Haziran 12 Haziran 1970’te Sendikalar Kanunu’nda yapılmak istenen değişiklik tasarısına karşı tepki olarak doğdu. Daha doğrusu DİSK’i kapatmak istiyorlardı. Bu saldırılara karşı DİSK üyesi işçilerin başlattığı eylemler, daha sonra diğer sendika üyesi işçiler ile örgütsüz işçilerin katılmasıyla büyük bir direnişe dönüştü. En büyük özelliği de tabandan başlayıp, komiteler şeklinde örgütlenerek büyüyen bir direniş” diyen DİSK/Gıda-İş Marmara Bölge Sorumlusu İbrahim Kızılyer de o dönemde olduğu gibi bugün de hükümetin ve sermayenin işçilere dönük saldırılarının arttığına dikkat çekti. Bir taraftan işçilerin silahı olan grevlerin yasaklandığını öte yandan işçinin son kalesi olan kıdem tazminatının gasbedilmek istendiğini belirten Kızılyer, “Bu saldırılara karşı birlik olmayı örgütlüyoruz. Şimdi yeni başladık, 5-6 sendika var ancak bunları birleştirmek ve şubeler platformu gibi ortak bir hareket yaratmaya çalışıyoruz. Biz her ne kadar böyle bir birliği kurmuş olsak da halen sendikalar arasındaki rekabet sürüyor. Tüm bu sorunları aşmak istiyoruz. Bu küçük hesaplardan vazgeçerek saldırılar karşısında 15-16 Haziran Direnişi’nin ruhuyla birlik olmamız gerekiyor” diye konuştu. 

DİSK/CAM KERAMİK-İŞ GENEL BAŞKANI BİROL SARIKAŞ: BİRÇOK YERDE ORTAK MÜCADELELER ORTAYA ÇIKMALI

Sendikalar arası rekabetin sermaye karşısında işçi sınıfını gerileteceğini ve kazanımlarının birer birer elinden gitmesine neden olacağını ifade eden DİSK/Cam Keramik-İş Genel Başkanı Birol Sarıkaş şöyle devam etti: “15-16 Haziran sınıfın haklarına dönük saldırıya tepki olarak doğmuş direniştir. Ama sadece DİSK üyesi işçiler değil Türk-İş’e bağlı sendikaların üyesi işçiler de bu direnişe büyük bir katkı sağladı. Örgütsüz işçiler de keza aynı şekilde bu mücadele de yer aldı. Bugün Esenyurt’ta ortaya çıkan ve bizim her zaman istediğimiz esas olarak örgütlü örgütsüz tüm işçilerin birlikte hareket etmesini sağlamak. Bugün işçi sınıfı çok ciddi saldırılarla karşı karşıya. OHAL kapsamında işçilerin grevleri yasaklanıyor, işçilerin kalesi dediğimiz kıdem tazminatı tehdit altında… Bu şartlar altında lokal de olsa DİSK, KESK, Türk-İş, Hak-İş üyesi işçi ve emekçiler ile örgütsüz işçilerin birlikte 15-16 Haziran ruhuna uygun hareket etmeleri çok önemli. Bununla sınırlı kalmayıp birçok yerde benzer ortak mücadelelerin ortaya çıkması temennimiz.”

EĞİTİM SEN İSTANBUL 7 NO’LU ŞUBE BAŞKANI ÖZLEM TOLU: YENİDEN AYAĞA KALKMANIN YOLU BİRLİKTE HAREKET ETMEK

İktidarın kamudaki ‘FETÖ’ temizliğinin tüm muhaliflere saldırıya dönüştüğüne dikkat çeken KESK’e bağlı Eğitim Sen İstanbul 7 No’lu Şube Başkanı Özlem Tolu, “Hükümet saldırılarını iş güvencesinin kaldırılmasına, kıdem tazminatlarının fona devredilmesine, esnek güvencesiz çalışmaya, laik, bilimsel, demokratik eğitimden uzaklaşılmasına, eğitimin paralı hale getirilmesine karşı ses çıkaranlara yöneltti. Biz de direnmeye çalışıyoruz. Şu ana kadar 1600’e yakın Eğitim Sen üyesi ihraç edildi. Her geçen gün dalga dalga saldırılar geliyor. İşçilerin iş güvencesini ortadan kaldırmak, işçileri uzun süre çalıştırmak, esnek çalışma, işçi kiralamak gibi yöntemlerle bir yandan işçileri sindirmeye çalışırken bir yandan da kamu alanında çalışanları ihraç ederek, iş güvencesini kaldırarak bizleri sindirmeye çalışıyor. Böylece sermayenin kendi hedefine emin adımlarla ilerlemesi sağlanmaya çalışılıyor. İşte böyle bir zamanda yeninden bizim hem toplumsal alanda hem de sınıfsal açıdan yeniden ayağa kalkmanın yolu birlikte hareket etmek ve bunun karşıdan bir cephe oluşturarak mücadele etmekten geçiyor. 15-16 Haziran Direnişi ve o tarihlerde ortaya çıkan işçi direnişlerinin Türkiye toplumsal hayatında, işçi sınıfı hayatında çok büyük yeri var. Dolayısıyla bugün iş güvencesine, kıdem tazminatlarına yönelik saldırılara karşı bu girdaptan çıkmamızın yolu yine işçilerin direnişinden geçiyor. Böylesi bir dönemde 15-16 Haziran’ı hatırlatmak, işçi sınıfını ayağa kaldıracak bu tip hafıza yenilemelerine ihtiyacımız var. Bu açıdan önemli bir süreçteyiz. Her yandan özellikle işçi ve emekçilere yönelik saldırılar artıyor” diye konuştu.

Son Düzenlenme Tarihi: 13 Haziran 2017 11:19
www.evrensel.net

0 yorum yapılmış

    Yorum yapın

    Yorum yapmak için üyelik gerekmemektedir. Yorumlar, editörlerimiz tarafından onaylandıktan sonra yayınlanır. Konuyla ilgisi olmayan, küfür içeren, tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.