Şık başına gelecekleri görmüş

Şık başına gelecekleri görmüş

AHMET Şık’ın “İmamın Ordusu” adını vereceği ancak “Dokunan Yanar” başlığıyla internette yayınlanan kitap taslağının son cümleleri oldukça dikkat çekici. Şık son bölümde, “Kitabı yazarken Emniyeti suçlamak ya da Ergenkoncuları aklamak gibi bir niyetim yok. Sadece ‘kral çıplak diyenlerin&rsqu

‘KİTAP ANLAŞILAN BİRİLERİNİ ÜRKÜTMÜŞTÜ’

Kitap taslağının üzerinde sarıya boyanmış bölümler Ahmet Şık tarafından alınan son notları gösteriyor. Kitabın son bölümünde Şık’ın kitabın ilk baskısı için düştüğü ve kitabın henüz tamamlanmadan baskıya verildiğini belirten şu not bulunuyor:
“Cezaevine konuldukları günden bu yana medyada çıkan haberlerle ilgili kendilerini savunmalarına olanak olmayan bu kişilerle ilgili iddiaların ne kadarının doğru olduğu eğer adil bir yargılama süreci yaşanırsa ortaya çıkacak. Bu süreçte hakkında en çok haber yapılan kişi elbette ki Hanefi Avcı’ydı. Avukatları ya da cezaevinden gönderdiği mektuplarla kendisine yönelik suçlamalara yanıt vermeye çalışan Avcı’nın sesi duyulmadı ya da duyurulmak istenmedi. Avcı’nın hem hakkındaki iddialara yanıt vermesi hem de kafalarımıza takılan soru işaretlerini giderebilmek için tutuklu bulunduğu Silivri Cezaevine gönderdiğim bir mektupla kendisine bazı sorular yöneltmiştim. Kendisini görme olanağı bulunan aracılar vasıtasıyla sorularımı yanıtlayacağını söylemişti. Elinizde tuttuğunuz bu kitap Avcı’nın sorularıma verdiği yanıtlarla sona erecekti. Ancak kitap henüz bitmeden Soner Yalçın ve iş arkadaşlarına yönelik yürütülen soruşturma kapsamında kamuoyu bu çalışmadan haberdar edildi. Arama yapılan odatv’nin bilgisayarlarında henüz tamamlanmamış bu kitabın da bulunduğu ortaya çıktı. Ergenekon’un yazdırdığı ima edilerek bir itibarsızlaştırma kampanyası yürütülen bu kitap anlaşılan birilerini ürkütmüştü. Başlangıçta da söylediğim gibi üzerime atılan şaibeleri gidermek adına kitap tamamlanmadan baskıya verildi. Haliyle Hanefi Avcı’ya yönelttiğim soruların yanıtı da kitabın içinde yer alamadı. Bu satırlar yazılırken yanıtlar halen de gelmemişti. Eğer ki beklediğim yanıtlar gelirse sonraki baskılarda bu yanıtlara da yer vererek kitap tamamlanmış olacak.” (MEDYA SERVİSİ)


‘KARA KARGANIN RENGİ’

Elindeki kitap taslağı nedeniyle gazetedeki odasına polis tarafından baskın yapılan ve Şık ile birlikte ‘Ergenekon’u Anlama Klavuzu’nun’ yazarı Ertuğrul Mavioğlu, önceki akşam NTV’ye konuk oldu. Mahkemenin “Bir kısım notların emir kipi ile yazıldığı” açıklaması karşısında, ‘Kırk Katır Kırk Satır’ kitabının taslağını gösteren Mavioğlu, “Taslakta ne yapmışım diye bugün göz gezdirdim ve çeşitli notlar aldığımı gördüm. Mesela, ‘Giriş bölümünü tekrar oku, özet gibi olsun’ demişim. Bir sayfada ‘saçmalamışsın’ demişim. Her yazar bunu yapar. Bütün sayfalarda kırmızı ve siyah kalemle yazılmış notlar var. Örneğin, ‘Gözden geçir, burası önemli, ana fikir bu’ notu var. Her yiğidin yoğurt yiyişi var ve Şık’ın taslağında dijital ortamda düşülmüş notlar mevcut... Kara karganın rengini tarif etmeye başladık ve bu sinir bozucu” dedi.

SABRİ UZUN’UN ANLATIMLARI ÇOK ÖNEMLİ

Mavioğlu, polisin kitap taslağıyla ilgili raporuna ilişkin “Neden bu telaş, bilinmeyen ne var?” sorusunu ise şöyle cevapladı: “Dün Ahmet’i ziyaret ettim. Görmek istediği kişiler arasındaydım. Şık’a, ‘kitabın içinde önemli olan nokta nedir?’ diye sordum. O da, Sabri Uzun’un anlatımlarının çok önemli olduğunu ve Hanefi Avcı’nın Ankara Cumhuriyet Savcılığına verdiği ifadenin dosya tutanaklarından kaybolmasına dair bakışın altını çizdi. Niye rahatsız oldular; Ergenekon soruşturmasının bütününü gerçekleştirenlerin, kitabın kurgusu çerçevesinde, cemaate yakın kişiler olduğu yönünde sonuç çıkıyor... Kitap başından sonuna kadar iyi bir kurgu çalışması. ‘70’lerden itibaren; polis kolejlerinde soruların çalınması, Işık Evlerinden polis teşkilatına aktarım, MHP’liler ile çatışma gibi... Bilinmeyen şeyler değil bunlar ve kitap bir tür ciddi derleme. Gördüğüm kadarıyla Ahmet bunun üzerinde çok emek sarf etmiş ve bunun sonunda başına gelenler...”

www.evrensel.net