Bir ben üzerinden bin Sennur Sezer

Bir ben üzerinden bin Sennur Sezer

Hüyla Tozlu Sennur Sezer’i yazdı. Tozlu, bugün doğum günü olan Sennur Sezer ile nasıl tanıştığını ve kendisine nasıl destek olduğunu kaleme aldı.

Hülya TOZLU
Sanatçı Yaşam Evi

“Bir yiğit ölmüş diyeler…Kimseler garip olmasın/Hasret oduna yanmasın/Hocam kimseler duymasın/Şöyle garip bencileyin.” (Yunus Emre’den)

Evrensel Gazetesinin ilk çıktığı yıl oldu bir araya gelme şansım. Onun da yer aldığı değerli yazarlar arasında yazmak  şans kapımdı. 

İlk kitabımla Erbakan’ın başlattığı türban kavgası üzerinden kadına -cinsel obje olarak- bakışı masaya yatırarak gösterdiğim cesareti o alkışladı. Varlık Dergisindeki bir yazısıyla da o destekledi; bizdeki kadın yazarların neden kadın cinselliğini yazamayışlarını, “neden erkekler yazar ki? “Çünkü kadın yazara ‘Bunu sen mi yaşadın?’ sorusunu dayatırlar!”

Miting arkadaşlıklarımızda hep sıkıştırdı beni. “Hadi Hülya! Hani nerdesin? “Yeni kitap?” Diyerek yeni kitabımı bekledi.

Rastlantısal girdiğim bir çocuk roman yarışmasının jürisinde o da vardı. Rumuzla katılım da olsa öne çıkarılmış dosyam. Ve ödüllendirildi. Kitap öyle bir ses getirdi ki 2000 yılı Çocuk Yazarları Sempozyumuna ben de davet edildim. Ankara Üniversitesine... Beni tarafsızca dinledi, hak verdi. Hemen ardından final toplantısı için büyük salona geçildiğinde yalnızlığıma karşın çağrı almış olmamın minnetinden söz etmiştim ki pek çok çocuk kitabı çıkarmış bir yazar(!) Bana tepki veren bir konuşma yaptı; bu yüzden tek kitabım olduğunu vurguladım... İşte o gerçek sanatçı, sanat/ın dostu yiğit insan fırladı yerinden isyankar bir çıkışla ve kuşkusuz beni savundu. Tam tersini anlatarak ve gene destekçim oldu. (O tanışmalarda bana tanıklık eden bir yayıncı yazar İzmir’deki İlk Gençlik Öykü Yarışmasına davet ederek sonuçta ödül vermişti)

Evrensel Yayınları yeni yerinde yeni kitaplarıyla varlığını sürdürürken aradı ve Cumhuriyet Gazetesi Kitap Ekindeki yerini devretti kitap tanıtımları/nı yapmam için. Haddimi bilmek adına uzun yazmaya çekindiğimde hem Turhan Günay çıkıştı hem kendisi çıktı karşıma Gazeteciler Cemiyeti Lokalinde gördüğünde. Masasından kalkıp anne sıcaklığıyla çok daha uzun yazmam gerektiğine yüreklendirdi. 

Tüyap Beyoğlu Kitap Fuarında; bir dostumun çocuğunun şiir kitabı üzerine bilgi istediğimde –zaman ayırıp- yapılması/olması gerekenleri anlattı bir bir. 

Yayın evlerinin istismarları ve kişisel olanaksızlıklarımdan ötürü İstanbul’u terk ettiğimde her 12 haziran telefonla evini arayıp kutladım yeni yaşını. 

Geçen on beş yıl boşluktan sonra yeniden kitap bastırabileceğime ikna olmuşken ki elbette kalemim hep çalışmaktaydı; kendisinden arka kapak ya da önsöz yazı rica ettiğimde reddetmedi beni “Çok yoğunum, bir de Hayat TV programım var artık ve gözlerim de iyi görmüyor ” dediyse de…  Ama ben; söz verenlerin yalancısı durumuna düşürülmüştüm çok utanarak.  Öyle ki arayamadım bile kendisini bir daha…

Çok yıllar sonra dileyebildim özrümü İstanbul’a TYS toplantımıza geldiğimde Gazeteciler Cemiyetinde.

Sanatı ayakta tutmak için sanatçının destekçisi olmak gerek köstekçisi değil! 

O hep -sanat yolunda giderek aramızdan ayrılmış- değerlerin arkasından yazdı/andı Evrensel Gazetesinde. Onları yad ederken yüceltti. Ben yalnızca bu kadarını yazabildim onun için “küçük bir Hülya Tozlu” olarak. 

Tam 1 yıl, 3 ay, 25 gün oldu aramızdan ayrılalı. 12 haziran doğum günü. O bir Güneşti hepimiz için. Hep de doğacak evren son bulana kadar. 

İyi ki doğurmuşlar seni değerli sanatçımız. İyi ki doğmuşsun, iyi ki o koca yüreğinden söz edebiliyorum. Yıldızlar yağsın üzerine sönmeyecek ışığınla. Çok yaşa Sennur Sezer, çok çok yaşa! Varlığına ebedi saygımla.

Son Düzenlenme Tarihi: 12 Haziran 2017 07:31
www.evrensel.net

0 yorum yapılmış

    Yorum yapın

    Yorum yapmak için üyelik gerekmemektedir. Yorumlar, editörlerimiz tarafından onaylandıktan sonra yayınlanır. Konuyla ilgisi olmayan, küfür içeren, tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.