CHP Milletvekili Sarıbal: İthalat, sorunu daha da büyütüyor

CHP Milletvekili Sarıbal: İthalat, sorunu daha da büyütüyor

TBMM'de 'Hayvansal İthalat Raporu'nu açıklayan CHP Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, ithalattan vazgeçilmesi gerektiğini söyledi.

CHP Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, hayvansal üretimde gıda güvencesinin sağlanabilmesi için ithalattan vazgeçilmesini; hayvancılık desteklerinin büyük işletmeler yerine küçük aile işletmelerine yönlendirilmesini ve üretici örgütlerinin güçlendirilmesini ve üreticilerin iç ve dış piyasaların insafına terk edilmemesi gerektiğini söyledi. 

TBMM’de ‘Hayvansal İthalat Raporu’nu açıklayan Sarıbal, 1980 yılından bu yana Türkiye’de nüfusun 45 milyondan 79 milyona yükselmesine karşılık, toplam hayvan varlığının 85 milyondan 56 milyon başa düştüğünü dile getirdi. 

1940 yılında 100 kişi başına 55 olan sığır sayısının, 2016 yılında 18’e düştüğüne dikkat çeken Sarıbal,  “Aynı dönemde koyun sayısı 148’den 39’a, keçi sayısı da 95’ten 13’e inmiştir. Bir başka ifadeyle 1940 yılında kişi başına düşen sığır, koyun ve keçi sayısı 2016 yılındakinden sırasıyla 3, 4 ve 7 kat daha fazladır” dedi.  

IMF, DB POLİTİKALARI UYGULANDI

1980 sonrası uygulamaya konulan IMF ve Dünya Bankası patentli yapısal uyum programlarının sonucunda üretimi artırma faaliyetlerine yönelik destekleyici politikalardan vazgeçildiğini söyleyen Sarıbal, “1990’ların başında özelleştirme kapsamına alınan SEK, EBK ve YEMSAN gibi hayvancılığa destek olan tarımsal KİT’ler ya tasfiye edilmişler ya da çok düşük bedellerle büyük sermaye gruplarına satılmışlardır. Besiciler ve süt üreten yetiştiriciler için belirli bir pazar güvencesi oluşturan bu kuruluşların piyasadan çekilmesi sonucunda piyasada görülen fiyat istikrarsızlığı, et ve süt ürünleri üretiminde dalgalanmalara yol açmıştır ve açmaya devam etmektedir” diye konuştu. 

KÜÇÜKBABAŞ HAYVANCILIK İHMAL EDİLDİ

Türkiye’nin hayvancılık deseni değiştirilerek doğal otlak ve meralarda yetiştirilmeye daha uygun olan küçükbaş hayvancılık ihmal edildiğini, sığır yetiştiriciliği anlayışının egemen kılındığını sığır yetiştiriciliğinin de  Türkiye’ye uygun üretim sistemleri geliştirilerek değil, büyük sermayeye dayalı biçimde yürütülerek desteklendiğine dikkat çeken Sarıbal, “Türkiye ne sığır ne de koyun ve keçiden vazgeçme lüksüne sahiptir. Temel hedef bunlardan önemli ölçüde ve doğru şekilde yararlanmak olmalıdır” dedi. 

İTHALAT YETKİSİ SORUNU BÜYÜTTÜ

Et ve Balık Kurumuna sığır eti ithalatı yapma yetkisi verildiğini hatırlatan Sarıbal, “Geçmişte olduğu gibi, bu girişim de sorunun çözümünün değil büyümesinin başlangıcı olmuştur. Nitekim aradan altı yıldan uzun bir düre geçmesine rağmen kriz aşılamamış, hatta büyümeye devam etmiştir. 2010-2016 döneminde ülkeye ithalat yoluyla (2 milyonu büyükbaş, 2.2 milyonu küçükbaş olmak üzere) 4.2 milyon başın üzerinde canlı hayvan girmiştir. Söz konusu dönemde 3.2 milyar doları büyükbaş, 240 milyon doları da küçükbaş olmak üzere sadece canlı sığır ile koyun ve keçi ithalatı için toplam 3.4 milyar dolar bedel ödenmiştir” 

Aynı dönemde (2010-2016) değişik formlarda (dondurulmuş, soğutulmuş vb.) sığır karkası ithalatı da yapılmıştır. Bunun miktarı 217 bin ton, tutarı da 1 milyar dolar civarındadır Eğer ithal edilen sığır eti, sığır başına ortalama 300 kg karkas alınacağı varsayımı ile hayvana dönüştürülürse, bulunacak sayı yaklaşık 725 bin baş sığır olacaktır. Dolayısıyla Türkiye 2010-2016 yılları arasında yaklaşık 2.5 milyon baş sığır ithal etmiştir denebilir. Bu arada 2017 yılında ithal edilmesi öngörülen sığır sayısının da şimdilik 500 bin baş olduğu unutulmamalıdır” bilgilerini paylaştı.  

KREDİLER BÜYÜK İŞLETMELERE VERİLİYOR

2003-2016 yılları arasında hayvancılığa yaklaşık 22 milyar TL destek sağlandığını, 2017 yılında ise 3.8 milyar TL destek verileceğini belirten Sarıbal, “Tarım Bakanlığı yetkilileri ‘2002 yılında 4 bin 300 olan 50 baş ve üzeri büyükbaş hayvan bulunduran işletme sayısının 31 bin 500’e çıkmasını’ hayvancılıkta sağlanan büyük başarı bir olarak duyurmaktadır.

Yani hayvancılıkta sığırcılığı, sığırcılıkta da büyük işletmeleri önceleyen, koruyan, kollayan destekleme sistemi sürdürülmektedir. Küçük ölçekli hayvan yetiştiricilerini korumak ve teşvik etmek yerine, destekler ve krediler hayvancılıkta büyük işletmelerin artırılması yani sermaye tarımının geliştirilmesi için kullanmaktadır” diye konuştu.

SARMALDAN KURTULMAK İÇİN ÖNERİLER:

* Çiftçilerin örgütlenmeleri teşvik edilmeli ve desteklenmelidir. Bu örgütler üreticilerin kendi ürünlerinin fiyatı ve alım koşulları ile girdi temininde söz sahibi olabilecek şartlara kavuşturulmalıdır.

* Et ve Süt Kurumu (ESK) ithalat değil, piyasaya müdahale edebilecek bir kurum haline getirilmelidir.

* Yemi tarlada yetiştirip ahıra veya ağıla taşıyan büyük ölçekli işletmeler yerine, yemin ve otun uygun olduğu her yerde, coğrafi koşulların elverişliliğine göre daha az masrafla koyun-keçi veya sığır yetiştirebilen üretim biçimleri desteklenmelidir.

* Sığır özelinde yüksek verimli ineklerin yer alacağı büyük ölçekli işletmelerin kurulması ve yaygınlaşmasını teşvik etmek yerine; öncelikle meralardan etkin bir şekilde yararlanabilecek düşük ve orta verime sahip sürüler desteklenerek inek sayısı artırılmalı, böylelikle hem üretim tabana yayılmalı hem de sığır eti üretimini artıracak kaynak oluşturulmalıdır.

* Meralar ıslah edilmeli, mera ve tarım arazilerinin amaç dışı kullanımına asla izin verilmemeli; bu alanlar hiçbir gerekçe ile yapılaşmaya açılmamalıdır. (EKONOMİ SERVİSİ)

www.evrensel.net
ETİKETLER Orhan Sarıbal

0 yorum yapılmış

    Yorum yapın

    Yorum yapmak için üyelik gerekmemektedir. Yorumlar, editörlerimiz tarafından onaylandıktan sonra yayınlanır. Konuyla ilgisi olmayan, küfür içeren, tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.