Almanya’nın İncirlik pazarlığı: Ortadoğu’da yer kapma hesabı

Almanya’nın İncirlik pazarlığı: Ortadoğu’da yer kapma hesabı

Yücel Özdemir son haftalarda Almanya ile Türkiye arasında İncirlik Üssü üzerinden yaşanan krizin nedenlerini yazdı.

Yücel ÖZDEMİR
Köln

‘Gecikmiş emperyalist’ ülke olarak Almanya, hep ‘Güneşte bir yer’ kapma planı içinde oldu. Kökleri Bismarck dönemine kadar uzanan bu strateji bugün kimi değişiklikleri içerse de özünü korumaya devam ediyor. Son haftalarda Türkiye ile İncirlik Üssü üzerinden yaşanan krizin özünü de Ortadoğu’da bir yer kapma planı oluşturuyor.

Güçlü ekonomisiyle Avrupa’nın en zengin ülkesi olan Almanya bir kez daha kıtadaki rakiplerine önemli farklar atmış durumda. İhracatta, dünya devi Çin ile kafa kafaya yarışırken, son yıllarda izlediği dayatmacı politikalarla Avrupa Birliği (AB) üzerindeki egemenliğini de bir hayli pekiştirdi. İngiltere’nin Birlik’ten ayrılmaya karar vermesiyle, Almanya’nın gücü bir nebze daha artmış görünüyor.

Ekonomik olarak alabildiğince güçlü ancak siyasi açıdan dünya politikasında belirleyici bir aktör olamayan Almanya’nın bu durumu geçmişten günümüzde hep “sorun” olarak görüldü. Özellikle Alman burjuvazisi tarafından. 

Ekonomik gücün Avrupa’dan başlayarak dünya üzerinde daha fazla sömürge elde etmesiyle sonuçlanması gerektiğini savunan Alman İmparatorluğu’nun Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı Bernard von Bülow’ın (1849–1929) ortaya attığı “Güneşte bir yer” (Platz an der Sonne) iddiası, bugünkü Alman politikasında da etkisini sürdürmeye davam ediyor.

Almanya bugün sattığı ürünlerle, kurduğu işletmelerle, ele geçirdiği pazarlarla dünyanın pek çok yerindeki zenginlikleri sömürüyor. Ancak, bununla yetinmek istemiyor. Gelinen aşamada Almanya elde ettiklerini koruma, var olanları ele geçirme ve emperyalist arenada artan kıyasıya rekabette geri kalmamak için bütün imkanlarını hareket geçirmiş bulunuyor.

ASKERİ YAYILMACILIK DÖNEMİ

Bu imkanlar arasında askeri güç de bulunuyor. Daha önce askeri yoldan, yani savaşla ekonomik güce orantılı olarak sömürgeler yaratma yoluna giden Alman burjuvazisi iki dünya savaşının tetikçisi oldu. Çıkarları uğruna kıta Avrupa’sını kan gölüne çevirdi ve insanlığın başına gelebilecek en büyük felaketlerden biri olan faşizme kan verdi.

Alman burjuvazisinin bugün bir kez daha dünya pazarında etkili olmak için silaha sarıldığı görülüyor. 1990’lı yılların başına kadar yurt dışına asker göndermenin tam anlamıyla tabu olduğu Almanya’da, bugün savaş bölgelerine asker ve silah göndermek adeta rutine bağlamış. Her kriz ve çatışma bölgesinde Alman askerinin de bulunması adeta bir mecburiyet olarak dayatılıyor.

Gelinen aşamada Almanya, 14 ülkede askeri güç bulunduruyor. Resmi verilere göre 3 bin 515 Alman askeri teçhizatıyla birlikte Afrika’dan Asya’ya, Avrupa’dan Ortadoğu’ya kadar değişik ülkelerde asker bulundururken, yine Meclisten çıkan yetki uyarınca istediği zaman asker sayısını 7 bin 620’ye kadar çıkarabiliyor.

İNCİRLİK: ORTADOĞU’YA ATILMIŞ BİR ADIM

Asker gönderilen bölgeler arasında şu günlerde en çok tartışan ve üzerinde durulan yer İncirlik Üssü. Aralık 2015’te IŞİD terörüyle mücadele adı altında İncirlik Üssüne asker göndermeye karar veren Almanya, bunu yaparken elbette uzun vadeli bir plana sahipti. İncirlik’de olmak, Suriye’den başlayarak Ortadoğu’nun yeniden paylaşılmaya çalışıldığı, bunun için de yüz binlerce inansın öldürüldüğü, milyonlarcasının yerinden yurdundan edildiği bölgede Almanya için, aynı zamanda paylaşım sürecine bir kenarından dahil olmak anlamına geliyordu.

Bu nedenle İncirlik’te bulunmak Almanya için terörle mücadeleden öteye daha kapsamlı bir politika ve hesap içeriyor. Almanya İncirlik’te kalmanın yollarını aradı. Bu mümkün olmadığı takdirde ise bu kez askerlerin çatışma bölgesine yakın bir yerde kalması sağlanacak. Şu anda İncirlik’in alternatifi olarak öne çıkan yerlerin başında Güney Kıbrıs ve Ürdün geliyor.

TÜRKİYE’NİN İTİRAZI NE ANLAMA GELİYOR?

Almanya’nın bu denli önem atfettiği İncirlik’te asker bulundurma meselesi, gelinen aşamada AKP Hükümetinin engeline takılmış görünüyor. Karşılıklı restleşmeler, ültimatomlar ve ziyaretlerden sonra, AKP Hükümeti, Alman askerlerinin görev süresinin uzatılması için gerekli olan Alman milletvekillerinin ziyaretine izin vermeyeceğini açıkladı. Dışişleri Bakanı Sigmar Gabriel’in Ankara’ya yaptığı ziyaretle bu konudaki pazarlıklara da nokta konulmuş olundu. 

AKP Hükümetinin derdi Türkiye topraklarında yabancı ordu bulundurmaktan çok kapalı kapılar arkasında yapılan pazarlıklarda Almanya’dan mümkün olduğu kadar büyük tavizler koparmaktı. 

Her ne kadar görünürdeki nedenlerin başında Almanya’nın darbecilere iltica hakkı vermesi, “terör örgütleri”ne kucak açması gösterilse de gerçek amacın Erdoğan rejimine Almanya’dan başlayarak Avrupa’da destek toplama, ekonomik-askeri desteği tazeleme ve bölgede Türkiye’nin yayılmacı çıkarlarıyla çelişecek bir politikanın izlenmesini sağlama olduğu anlaşılıyor.

Almanya tarafı ise, belli tavizler vermeye çoktan hazırdı. Ancak bölgedeki çıkar ve hesapları gereği tavizlerin de bir sınırı söz konusuydu. Kimi tavizler vermek, Erdoğan’ın baskıcı rejimini görmezden gelmek, Almanya açısından alışılmadık bir şey değil, yeter ki bölgeye ilişkin beklentilerinin karşılanacağını görsün. 

Bu arada şuna da dikkat çekmek gerekir ki, pazarlıklar sadece Almanya ve Türkiye arasında cereyan etmiyor, ABD ve Rusya da bölgeye bir başka büyük gücün adım atmasından rahatsız olduğu için Türkiye-Almanya ilişkilerinin bozuk olması onlar açısında da memnuniyet verici oluyor haliyle.

BÜTÜN ALMAN ASKERLERİ GERİ ÇEKİLSİN

Suriye’den başlayarak Ortadoğu üzerinde süren paylaşım savaşı bölgeyi askeri açıdan kışla, silah bakımından ise cephaneliğe dönüştürmüş durumda. Paylaşımda rol kapmak, bölge üzerine egemenlik kurmak isteyenler bu nedenle hem bölgeye daha fazla askeri yığınak yapmakta hem de bölgedeki müttefiklerini daha fazla silahlandırmakta. Yığınak yaptıkça da çatışmalar dinmek yerinde daha da artacak doğal olarak. Silahlandırılan ülkelerin başında ise Türkiye ve Suudi Arabistan geliyor. 

Başta ABD ve Rusya olmak üzere emperyalist devletler bölgeye asker gönderdikçe, silah sattıkça savaşın büyüme ve yayılma tehlikesi de giderek artmaktadır. Bu nedenle bölge ülkelerinin kendi kaderini tayin etmesi için acil olarak bütün yabancı askeri güçlerin çekilmesi, silah satışlarının durdurulması gerekiyor.

Bu çerçevede Almanya, İncirlik’ten sonra başka bir ülkeye askerleri taşımayı planlayacağına en kısa zamanda askeri geri çekmeli, Türkiye ve diğer ülkelere silah satışını durdurmalıdır. Savaşa karşı çıkan bütün güçlerin zaman kaybetmeden bu temelde taleplerini yenileyerek harekete geçmesi gerekiyor.
 

www.evrensel.net

1 yorum yapılmış

  1. Elif 5 ay önce Yanıtla  /  Beğendim 0  /  Beğenmedim 0

    Sen bu yazıyla Erdoğanı karalayamazsin aman ne iyi tespit Erdoğanin kirli tırnağı olamazsın yazar beycim o merkeli kukla ederde oynatır oğlum sende çatlarsın

Yorum yapın

Yorum yapmak için üyelik gerekmemektedir. Yorumlar, editörlerimiz tarafından onaylandıktan sonra yayınlanır. Konuyla ilgisi olmayan, küfür içeren, tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.