Kutlanacak çevre bırakmadılar ama oturup ağıt yakmayacağız!

Kutlanacak çevre bırakmadılar ama oturup ağıt yakmayacağız!

Özer Akdemir, 5 Haziran Dünya Çevre Günü'nde Türkiye'de öne çıkan çevre katliamlarını Evrensel Pazar için kaleme aldı.

Özer AKDEMİR

Yarın 5 Haziran Dünya Çevre Günü. Küresel ısınmanın artık “eşik” günleri geride bıraktığı, bunun bedelini de en çok Afrika’dakiler gibi en yoksul ülkelerin ödediği bir iklimde bu günü kutlamanın bir anlamı olmasa gerek. Hele hele daha birkaç gün önce, bu küresel ısınmanın ve belki de dünyadaki bütün diğer çevre sorunlarının baş sorumlularından Kapitalizmin amiral gemisi ABD başkanı Trump’ın son çıkışından sonra. “iklim değişikliği de neymiş, ben bu anlaşmaları tanımıyorum” deyip yılların emeğini bir çırpı da sildi geçti tavrı-tarzı bize hiç de yabancı gelmeyen Trump! Şimdi, 5 Haziran bizim için iki anlam ifade edebilir; Ya oturup elimizden çalınan dünyamıza, doğamıza ağıt yakarak sonumuzu bekleyeceğiz ya da bu doğa düşmanı, emek düşmanı sistemin kökünü kazımak için daha çok çalışacağız. 

KANSER KÖY

Siz bu yazıyı okurken biz Söke Ovasının ucundaki Kisir köyünde olacağız. 40 yıl önce terk edilip gidilen uranyum sondajlarının olduğu köyde. Kanserden ölümler yüzünden adı “kanser köy”e çıkan Kisir’de. Oysa devlete göre, Türkiye Atom Enerjisi Kurumu (TAEK)’e göre ortada hiç bir sıkıntı yok! Herşey normal. Ya kanserler, ecelsiz ölümler?

“ölüm allahın emri
ayrılık olmasaydı”...

ZEYTİN’İN İDAM FERMANI

Siz bu yazıyı okurken Yatağan Turgut kasabasında belki 500 yıllık bir zeytin ağacı daha köklecek. Bir zamanlar gerçekten adı gibi olan Yeşilbağcılar ovasından başlayıp Turgut’a doğru dolu dizgin giden kömür ocakları önüne gelen herşeyi silip süpürecek. Birkaç yüz metre ötesinde Lagina antik kentinin oymalı sütünlarını okşayarak Gökbel Dağlarına doğru uzanan boğazdaki 300 bin zeytin ağacının tekmili birden titreyecek. Zeytinlerin katline onay veren yasa komisyondan geçti. Meclisten de geçerse, parayı veren ölmez ağacı öldürecek!..

83 yaşında, ömrünün kara kışında, 50 yıl önce eşiyle dikip, sırtında taşıdığı kovalarla suladığı zeytinlikleri RES şirketine karşı korumak için mücadele eden Çeşmeli Remziye Saatli bu kararı duymasın. Mecliste zeytinin katline el kaldıranlar Remziye teyzenin de katili olurlar! 

85 yaşına kadar diktiği zeytinliklerin kesilip taş ocağı yapılmasına karşı direnen Menderes Karakuyu’dan Yavuz Bozkurt ise son nefesinde bile zeytin dikmişti. Şimdi bu geçen yasa onu mezarında ters döndürecek.  

ALTIN MADENİ UĞRUNA...

Sizler bu yazı eşliğinde çayınızı yudumlarken Ordu Fatsa’da 65 yaşında bir kadın kendisini kamyonların önüne atacak. Yerlerde yuvarlanacak, saçları dağılacak, toz, içinde kalacak kınalı elleri. Altın madeninin iki yıl içinde dümdüz ettiği tepeye giden yolda, daha kesilecek binlerce ağaca, yuvası dağıtılacak tavşana, kuşa, kurda, dozer kepçesiyle parçalanacak antik kral mezarlarına gövdesini siper edecek. Yaşamak ve yaşatmak için 30 tonluk kamyonun tekerinin önüne mor yazmalı başını uzatacak, ölüme meydan okuyacak.

Siz bu yazıyı kahvaltınıza katık ederken Erzincan İliç’te Karasu nehrinin kenarında siyanürden ölen uzun kuyruklu bir tilki ‘aman kimseler görmesin’ diye bir kayanın dibine gömülecek. Bir koyun ölen kuzusuna meleyecek Kışladağ’da ve İzmir Efemçukurunda üzüm asmaları dallarında solacak. Altın madenleri zehrini kusacak toprağa, suya, havaya. İzmirli içtiği sudan, soluduğu nefesten yudum yudum zehirlenecek…

KAPYA BİBERİ UTANCINDAN KIZARACAK

Siz bu yazıyı okuyup günü öğleye devirdiğinizde Kozak yaylasında fıstık çamlarından bir kozalak düşecek yere. Neden düştü, niye çamlar fıstık vermiyor kaç yıldır kimse bilmeyecek. 

Aliağa’daki Kyme antik kentinin bir parçası daha kurban edilecek fabrika betonlarına. Çok yakında sayısı plaka numarasından bir fazlayı bulacak olan termik santral bacasından dumanların savrulduğu Çanakkale’de Kaz Dağı’nın havası daha çok zehirlenecek. Kalkım’ın serin ormanlarından doğan Handere, Döşemedere kurşun-çinko madenini atıklarıyla zehirlenecek. Kapya biberi utancından kızaracak…

Siz bu yazıyı okuyup bitirdiğinizde resmi zevattan birilerinin çevre gününü kutlayan mesajlarını duyacaksınız televizyonlarda. İnanmayın, kanmayın! Kutlanacak bir şey kalmadı bu han-ı yağma neslinin devr-i iktidarında.  

YEŞİLİ SEV, AĞACI ÖP

Siz bu yazıyı okuduktan sonra, çıkın dışarı, parklara atın kendinizi. Gördüğünüz yeşile sarılın, ağacı öpün! Umudun çocuklarına bakın parklarda, kırlarda koşan, düşen, yuvarlanan. Çocuk gülüşleri kederle tanışmamış henüz. Onlar ki geleceğin binbir çiçekli bahçeleri. Her renk, her kokudan, her dilden bir irem bahçesi yapacaklar dünyayı. 

“tarihi değiştirecek olan çocuklar dünyanın en güzel çocukları.”

Bu yazı demek istiyor ki çocuklarımızın bize emanet ettiği dünyamızı koruyamadık yeteri kadar. Kutlanacak bir çevre bırakmadılar, hep kursağımızda yarım kaldı sevinçlerimiz. Ama bilsinler ki derin acılardan süzülüp gelen bir çaresizliği kuşanmayacağız. Oturup ağıt da yakmayacağız!.. 

www.evrensel.net

0 yorum yapılmış

    Yorum yapın

    Yorum yapmak için üyelik gerekmemektedir. Yorumlar, editörlerimiz tarafından onaylandıktan sonra yayınlanır. Konuyla ilgisi olmayan, küfür içeren, tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.