Değinmeler

Değinmeler

Güneşin sabahtan akşama görüneceği, kışın enkazını silip süpürecek olan yaz gelecek. Gecelerin ay aydınlığıyla. Işıyarak.

Adnan ÖZYALÇINER

GEZGİN

Onca ırmaklar, göller, denizler aştım. Fırtınalara göğüs gerdim. Boğulmadım. Dağlarda dolandım, yaban ormanlardan geçtim. Tehlikeler atlattım. Ölmedim. Kentin birinde bir süre için duraklayıp dinlenmeye kalktım. İçtiğim bir bardak -yok yok bir küçük şişe- su boğdu beni. Bindiğim araba -otobüs, minibüs vb.- devrilip öldürdü beni.

GÖZLEMCİ

Manzara değişiyor boyuna. Akarcasına. Ormanlar, ırmaklar, göller, bahçeler, çayırlar, denizler, beton yığını da olsa türlü kentler, kentlerin surları, duvarları, kaleleri, köprüleri, parkları -varsa, kalmışsa- birbirini kesen sokakları, caddeleri, bulvarları, sonra otoyollar, kentleri birbirine yapıştırırcasına bağlayan. Gidişli, gelişli. Durmayan. Değişen. Akarcasına.

Değişmeyen/değişemeyen bir biziz yalnızca. Yalnızlıkta. Bir ileri, bir geri yerinde sayarak manzaranın tam karşısında. Dışta. Dıştan gözleyenler.

TAZELİK

Otları biçiyor olmalılar bir yerde. Taze bir koku yayılıyor ortalığa. Kentin dumanlı havasını, gaz kokusunu bastıran o kekremsi koku. Tadılabilir de. Tadı, kentimizi çepeçevre saran denizlerimizden kokusu bize kadar ulaşamayan yosun tadında.

ÖLMEZ AĞACI

Ölmez ağacıdır zeytin. Köklenmedikçe ölmez. Yanmış, yakılmış da olsa kalan kütüğüyle her seferinde yeni bir deliceyle tutunur toprağa. Yeniden yeşillenir. Yeşertir.

DÖNÜŞÜM

Bir dönüşüm, dönüştürmedir gidiyor. Her yerde. Hızla. Semtlere, mahallelere, sokaklara, evlere iş makineleriyle saldırılıyor. Toz, dumandan göz gözü görmüyor. Sesiniz, soluğunuz kesiliyor.

Gözünüzü açtığınızda bir bakıyorsunuz evinizden, sokağınızdan, mahallenizden, semtinizden -yıllardır yaşadığınız kentinizden bile- uzaktasınız. Bir sürgün olarak. Bir daha dönmemecesine. Dönüşümü görememecesine.

SAKLAMBAÇ

Gölge, güneşi bekler hep. Güneşse gölgeyi görmek istemediğinde bulutların ardına siner. Gölge de böylece görünmez. Kimin kimden saklandığı belli olmasın diye.

KUŞKU

Kışlıklar, kaldırılmadı daha. Montlar, yağmurluklar sokak kapılarının yanındaki askılarda duruyor. Kışlık, kalın lastikli ayakkabılar da öyle. Yazlık giysiler dolaplarda. Baharlık giysilerse hafif kalıyor. Yaz, her zamanki gibi, gelecek mi, gelmeyecek mi hiç belli değil bugünlerde.

YARI AYDINLIK

Sabahın kirli pusu üstümüzde hâlâ. Günboyu yapışkan, boğucu nemi, paslı yağmuruyla. Kışın yakıp yıktıklarının ağır yüküyle. Yarı aydınlığıyla bunalttığı pis havasıyla. Üstümüzde.

YAZ GELECEK

Güneşin sabahtan akşama görüneceği, kışın enkazını silip süpürecek olan yaz gelecek. Gecelerin ay aydınlığıyla. Işıyarak.

www.evrensel.net

0 yorum yapılmış

    Yorum yapın

    Yorum yapmak için üyelik gerekmemektedir. Yorumlar, editörlerimiz tarafından onaylandıktan sonra yayınlanır. Konuyla ilgisi olmayan, küfür içeren, tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.