Elektrik ve su kesintileri en çok kadınları mağdur ediyor

Elektrik ve su kesintileri en çok kadınları mağdur ediyor

Sur'un Alipaşa ve Lalebey Mahallelerinde evlerini terk etmeyen vatandaşlar, elektrik ve su kesintileri nedeniyle büyük mağduriyet yaşıyor.

Serpil BERK
Diyarbakır

Büyük bir yıkımın ardından tekrar yaşamlarını kurmaya ve doğrulmaya çalışıyor Sur halkı. 

Ancak Sur Alipaşa ve Lalebey Mahalleleri kentsel dönüşüm adı altında yıkılıyor. Bir halkın tarihi de dönüşüm adıyla yok edilmeye çalışılıyor. Evlerini terk etmeyen vatandaşlar ise elektrik ve su kesintileriyle büyük mağduriyet yaşıyor. Ramazan ayının gelmesiyle mağduriyet iki katına çıkıyor. 

Alipaşa ve Lalebey Mahallelerinde yaşayan vatandaşların çoğu evlerine verilen değer düşük olduğu için hukuki süreç başlatmış durumda, fakat dava sonuçlanmadan acele yıkım kararıyla birlikte yıkım başladı. Evlerini terk etmek istemeyen halk elektrik ve suyu kesilerek evlerini terk etmeye zorlanıyor.

ÇOCUKLAR OKULA GİDEMİYOR, YİYECEKLER ÇÜRÜYOR

Alipaşa Mahallesi’nin 1. etap denilen ve yıkımın sürdüğü sokaklarında  elektrik ve suyu yokken 2. etap denilen üst sokaklarında ise elektrik kesik fakat suları akıyor. Suyu akan ev sahipleri uzun hortumlarla suyu olmayan diğer komşularıyla suyunu paylaşıyor. Suyu ve elektriği kesik olan mahalleleri dolaştığımızda durumun en çok kadınları etkilediğine tanıklık ediyoruz. Sokak aralarında ellerinde kova ve bidonlarla kadınlar ve çocuklar evlerine su taşıyor.

Birçok kadın sağlıklı yaşam koşullarının olmayışından şikayetçi. Özellikle suyun olmaması çamaşır, bulaşık ve banyo gibi ihtiyaçlarını karşılamada ciddi sıkıntılar yaratmış durumda. Hava sıcaklığının arttığı günlerde elektriğin olmayışı besin maddelerinin çürümesine neden oluyor.

Mahallede ilk ve ortaöğretim düzeyinde eğitim veren okulun da suyu ve elektriği olmadığı için çocuklar okula gidemiyor.

‘ELEKTRİK YOK DIŞARIDA YEMEK YAPIYORUM’

Songül Tayuran’a küçük çocuğu kucağında evinin arkasında yıkılan yapıyı izlerken denk geliyoruz. “Elektrik, su olmadan bir günün nasıl geçiyor?” diye sorduğumda, yemeğini kapısının önünde yaktığı ateşte pişirdiğini anlatıyor elektrik olmadığı için. İftarlarını evlerinin damında yapmışlar evin içerisi çok karanlık olduğundan. Çocuklarının çamaşırlarının biriktiğini anlatan Songül, çamaşırları yıkama konusunda Sur dışında oturan bir arkadaşından yardım istemiş, fakat bunun çözüm olmadığını söylüyor. Songül “ Bari ramazan ayının bitmesini beklesinler” diye yetkililere çağrıda bulunuyor. 

OKSİJEN CİHAZINI KULLANAMAYAN KOMŞUM HASTANEYE KALDIRILDI

Sabiha Gündüz, ise yıkımın henüz başlamadığı 2. etapta oturuyor, oturduğu bölümde sular akarken elektrikleri kesik durumda. Sur’da yaşayanların çoğu ekmeklerini tandırlarda,  günlerce kullanabilecekleri sayıda pişiriyorlar. Sayıca çok olan ekmeklerini buzdolaplarında  muhafaza ediyorlar. Elektrik olmadığı için ekmeklerini tüketemiyorlar. Komşusunun buzdolabının su içinde kaldığı için ekmeklerini tavuklarına vermesi için kendisine verdiğini söyleyen Sabiha, kendi mağduriyetinden çok komşularının mağduriyetini anlatıyor duyulmasını istediği için. Oksijen cihazını elektrik olmadığı için kullanamayan komşusunun hastaneye kaldırıldığını söylüyor. Çamaşır makinesini kullanamadığı için kirli giysilerinin biriktiğini söyleyen Sabiha, yıkama işi için tanıdıklarından destek alma mecburiyetinde diğer kadınlar gibi...

‘GELİP BURADA YAŞASINLAR BELKİ ANLARLAR’

Elektriklerinin ve sularının açılması için yetkililerle görüşmeye gittiklerini, açılacağının söylenmesine rağmen açılmadığını anlatan Dilek, elektrik olmadığı için çocuklarına banyo yaptırmak için annesine gidiyor. Suyunu ise çoğu zaman çocuklarıyla birlikte taşımak zorunda kalıyor. Oruç tuttuğu için yaşadıklarının eziyet olduğunu söyleyen Dilek, “Gelip bizim yaşadığımız gibi yaşasınlar belki o zaman anlarlar” diyerek tepkisini dile getiriyor.

‘YAŞADIKLARIMIZ VİCDANSIZLIK’

Ceylan ise yemek ve temizlik yapamadığını, çamaşırlarının yıkama koşulu olmadığı için biriktiğinden bahsediyor. Yaşadığı durumu vicdansızlık olarak tarif eden Ceylan, elektrik ve sularını kesenlerin ellerini vicdanlarına koyması gerektiğini söylüyor. Suyunu diğer kadınlar gibi taşıyarak getiren Ceylan, su az olduğu için idareli kullanmak zorunda olduğunu, yaşadığı durumu tarif etmekte zorlandığını söylüyor. Yıkımdan dolayı evinin içinin toz, toprak dolduğunu ve çocukları için bu ortamın sağlıklı olmadığını anlatıyor. Ceylan suyu olan komşularından bidonlarla taşıdığı suyu ikinci katta olan evine taşımak zorunda ve bu durum diğer kadınlar gibi onu da zorluyor.

www.evrensel.net