Katar’ın ipi çekiliyor

Katar’ın ipi çekiliyor

ABD Başkanı Donald Trump'ın Arap Yarımadasını ziyareti sonrası ‘Katar’da hükümet değişikliği mi planlanıyor?’ sorusu gündeme geldi.

Ali KARATAŞ
Nesrin RİHANİ

Katar ile Suudi Arabistan’ın başını çektiği bölge devletleri arasındaki medya savaşları, ABD’nin de desteğiyle ‘Katar’da hükümet değişikliği mi planlanıyor’ sorusunu gündeme getirdi.

Arap coğrafyasında, “değişen dengelere göre ittifakların yeniden şekillendiği” görüşünü doğrulayacak gelişmeler yaşandı. Burada Katar ile Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri ve Mısır arasında gerçekleşen gelişmelerden bahsediyoruz.

Geçen hafta Riyad ’da ABD Başkanı Trump’ın katılımıyla gerçekleşen zirveden sonra ve kimsenin tahmin etmeyeceği şiddette, Katar ile yukarıda andığımız diğer devletler arasında medya savaşları yaşandı. Herkes hedefe konulan İran ile gerginliğin artmasını beklerken hedefe Katar kondu. Ama gelişmelere daha yakından bakıldığında yaşananların Trump’ın stratejisiyle çelişmediği görülecektir.

KRİZİN BAŞLANGICI

Rai al Youm yazarı Abdulbari Atwan’ın aktardığını göre kriz, Suudi Arabistan’a ait Al Arabiya ve BAE’ye ait Sky News Arapça kanallarının, Katar Emiri Temim bin Muhammed el Sani’nin, askerlerin mezuniyet töreninde yaptığı açıklamaları  yayınlamalarıyla patlak verdi.  Katar Emiri açıklamalarında İran’la anlaşmazlıkların tırmandırılmasına itiraz etti, “Bu düşmanlık akıllıca olmaz” dedi. Terör listesinde yer alan Hizbullah ve Hamas’ı “direniş hareketleri” olarak andı.

Akabinde Katar’ın Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Bahreyn ve Mısır büyükelçileri geri çağırdığı yönündeki bir açıklamaya tepki olarak Çarşamba günü Katar merkezli el Cezire televizyonuna erişim, söz ettiğimiz ülkelerde, engelledi.

Aynı zamana denk gelecek şekilde Mısır iktidarının yarı resmi organı al Ahram gazetesi de, başyazısında Katar’ı terörü desteklemekle itham etti; Suriye ve Libya’da silahlı milisleri destekleyerek ulusal devletleri parçalamak için hazırlanmış planları uygulamakla suçladı.

KATAR; BOYUNDAN BÜYÜK İŞLERE KALKIŞAN ÜLKE

Ortadoğu’nun önemli gazetelerinden Middle East Online, isabetli bir değerlendirme yaparak Katar’la yaşanan gelişme için, “Kısacası Suudi Arabistan, Trump iktidarı ile anlaştıktan sonra Katar’ın gerçek boyutuna  dönmesi ve bölgesel dosyaları ortaksız elinde tutmak için milyarlarca dolar ödedi” dedi.

Gerçekten de nüfusu bir milyonu bile bulmayan Katar, bölgedeki bütün önemli gelişmelerde; Suriye ve Mısır’da kendinden hep söz ettirdi. Bölgedeki gelişmeleri etkilemeye çalıştı.

Atwan, yaşanan bu sürecin sadece medya boyutuyla kalmayacağını ve ABD’nin yeşil ışık yakmasıyla Katar’da iktidarın değişimine kadar devam edeceğini ileri sürdü.

SÜNNİ BLOK TEK PARÇA DEĞİL

ABD Başkanı Trump’ın İran’a karşı oluşturmak istediği ve yer yer Arap NATO’su olarak da adlandırılan Sünni blok tek parça değil. Örneğin bloğa önderlik etmesi planlanan Suudi Arabistan, 2013 yılında İhvan’a (Müslüman Kardeşler Hareketi) gerçekleşen darbede General Sisi’yi destekledi. Buna karşılık Türkiye, özellikle Katar’ın finanse ettiği ve şu an bir çok lider kadrosunun Katar’ın başkenti Doha’da bulunduğu İhvan’ın arkasında durdu.

Bu durumu Suriye’deki muhalif gruplar arasındaki çekişmelerde de görmek mümkün. Türkiye’nin şu an Katar’da bir askeri üssü olmasına ve son süreçte genelde bu ülkenin yönetimiyle aynı kulvarda yer almasına rağmen, Katar’ın sıkıştırıldığı köşede arkasında durup durmayacağı da tartışma konusu.

KIPTİLERE YÖNELİK SALDIRILAR SÜRÜYOR

Bu arada haftanın diğer bir önemli gelişmesi Mısır’da nüfusun yüzde 11’ini oluşturan Hıristiyan Kıptilere karşı ardı arkası kesilmeyen kanlı saldırılar oldu. Al Kuds al Arabi gazetesi, başyazısında, Mısır yönetiminin, saldırıları bahane ederek iktidarını sağlamlaştırmanın bir aracı olarak kullandığına dikkat çekti. Darbe yönetimi devam ettiği müddetçe alınan güvenlik önlemleriyle bu saldırıların önüne geçmenin mümkün olmadığına vurgu yapıldı.


KATAR İLE SUUD ARASINDA ADI KONMAMIŞ SAVAŞ

Abdulbari ATWAN
Rai al Youm

Katar ile Suudi Arabistan, BAE (Birleşik Arap Emirlikleri), Bahreyn ve Mısır arasında yükselen ihtilaflar; Arap bölgesinde ve özellikle Körfez’de egemen olan kapsamlı kaosu ve bölünmeyi göstermektedir. İttifakların kırılganlığını ve dalgalanmalara ne kadar açık olduğunu ortaya çıkarmaktadır.

Kriz, Suudi Arabistan’a ait al Arabiya ve BAE’ye ait Sky News Arapça kanallarının Katar Emiri Temim bin Muhammed el Sani’nin, askerlerin mezuniyet törenlerinde yaptığı açıklamaları  yayınlamalarıyla patlak verdi. Katar Emiri açıklamalarında İran’la anlaşmazlıkların tırmandırılmasına itiraz etti. “Bu düşmanlık akıllıca olmaz” dedi. Terör listesinde yer alan Hizbullah ve Hamas’ı “direniş hareketleri” olarak andı. Suudi Arabistan, Bahreyn ve BAE’yi, “Katar’ı ve kurumlarını terörü yaygınlaştırmayla itham ettiği” için suçladı. “Terörle savaşmak isteyen ülkenin kendisi dini olarak aşırıdır ve teröristlere mazeret sağlamaktadır” dedi. Suudi Arabistan’ın, parasını, kalkınma projelerine ayırmak yerine yüz milyarca dolarlık silah almasını eleştirdi ve Trump’ın günlerinin sayılı olduğu kehanetinde bulundu.

‘KATAR TERÖRÜ DESTEKLİYOR’ İDDİASI

Bu açıklamaları alan al Arabiya ve Sky News Arapça kanalları, Katar devletine saldıran ve onu “teröre destek vermekle” suçlayan Suudi ve Mısırlı birçok analisti konuk etti. Katar, İhvan’a kucak açmayla itham edildi. Al Arabiya kanalı, Katar’ın bir önceki emiri Şeyh Muhammed bin Halife’nin, Suudi Arabistan’a saldırdığı ve Suudi iktidarının Libya’yla beraber yıkılacağını söylediği ses kayıtlarını yayınladı.

Yine aynı kanal, Yemen’in eski lideri Ali Abdullah Salih’in, Suudi Arabistan’a derinlemesine bir sabotaj kampanyasının başlatılması için yardım istediği eski kayıtları yayınladı.

BÜYÜKELÇİLER ÜLKEYİ TERK ETSİN

Katar’daki belirsizliği; al Arabiye kanalında yayınlanan “Katar Dışişleri Bakanı Şeyh Muhammed bin Abdülrahman, Mısır, Bahreyn, BAE ve Suudi Arabistan büyükelçilerinin 24 saat içerisinde Doha’yı terk etmelerini istedi” alt yazısı arttırdı. Bakan bu sözleri yalanladı ve sözlerinin yanlış anlaşıldığını belirtti.

Suudi Arabistan, BAE ve Bahreyn hızlı bir şekilde el Cezire ve bütün Katar gazetelerini, internet üzerinden engellenme kararı aldılar. El Cezire’nin yayının engellenmesi kararı da uzak gözükmüyor. Katar’ın, Emir Temim’in sözlerini yalanlaması ve Katar Haber Ajansının hacklendiği açıklaması  “inandırıcı” olamadı ve krizi hafifletmedi.

RİYAD ZİRVESİ VE KATAR

Katar krizi iki önemli gelişmeden sonra geldi. Birincisi; ABD başkanı Donald Trump’ın Riyad’a gerçekleştirdiği ziyaret ve bu ziyarette gerçekleştirdiği Suudi Arabistan, Körfez ve Arap İslam zirveleri. Bu zirvelerde (Trump) teröre karşı savaşa karşı odaklandı. İran’ı savaşının merkezi ve bölgedeki istikrarın sarsılmasının başı olarak nitelendirdi. Bu çerçevede Katar Emiri ile gergin bir toplantı gerçekleşti.

İkincisi; sonuncusu Foreign Policy dergisinde John Hannah’nın kaleme aldığı olmak üzere Amerika ve batı medyasında Katar üzerine bir çok makale yayınladı. Bu makalede Katar;  terörü desteklemekle, Irak’taki Amerikalıların öldürülmesini teşvik etmekle, el Cezire televizyonunu “Arap Baharını” , “aşırılık yanlısı İslam’ın kışına” çevirmek için kullanmakla, Suriye’de İslami gruplara para ve silah yardımıyla suçlandı. Bunun yanı sıra yapılan diğer suçlama da, 11 Eylül saldırılarının mühendisi Halid Şeyh Muhammed’i Doha’da barındırmak ve Afganistan’a kaçmasını kolaylaştırmak oldu.

KATAR’DA İKTİDAR DEĞİŞİKLİĞİNE DOĞRU MU?

Körfez’deki kaynaklardan sızan bilgilere göre, Amerika’nın yeşil ışık yakmasıyla Katar hükümetinin liderliğinde bir “değişim” olacağı senaryosu mevcut. Şu an ortaya çıkan gelişmeler bunun yolunu açmak için. Lakin bu senaryoyu kanıtlayacak elimizde herhangi bir bilgi mevcut değil. 1996’da, bir önceki Katar emirini devirip yerine oğlumu geçirmeyi amaçlayan darbeyi göz önüne alırsak uzak bir ihtimal olarak görmüyoruz. Bu başarısız darbede Suudi Arabistan, Mısır ve BAE  para, silah ve asker yardımı sağlamışlardı.

Tarih yeniden tekerrür edecek mi? Şu an bizde cevabı yok. Yemen’e savaş açmaktan çekinmeyen ve İran’a karşı savaş tamtamları çalan Suudi Arabistan ve BAE’nin ittifak içinde olduğu bu günlerde hiçbir şey uzak değil.

Burada ortaya çıkan diğer bir soru şu; Katar’ın yanında kim duracak ve onu kim savunacak? Desteklediği gruplarla Suriye’de savaş açtığı İran mı? Bütün komşularıyla, Amerika’yla ve Avrupa ülkelerinin çoğunluğuyla düşman haline gelen Türkiye mi? Uçakları ve askerleriyle gitmek isteyen al Udeid hava üssü mü?

Biz şuan sadece sorular sorabilme ve Katar’ın daha önce görülmemiş düzeyde bir krizle karşı karşıya olduğunu itiraf etme konumundayız.


KATAR VE SUUDİ ARABİSTAN ARASINDA YAŞANANLAR ÜZERİNE

Mamud RİŞAD
Middle East Online

Suudi Arabistan’ın medya kuruluşları, Katar haber ajansının hesabının hacklendiği iddialarını sorguluyor. Katar’ın resmi ajansı, Emir Temim’in direniş ekseninin rolünü övmüş ve İran’ın rolünü önemini vurgulamıştı.

Aynı anda Katar medya kuruluşları, Arap koalisyonunun Yemen’de işlediği insan hakları ihlallerini ve BAE’de kanun dışı bir şekilde ve yerel yönetimlerin bilgisi dışında Yemenlilere işkence edilen gizli hapishaneler bulunmasıyla ilgili raporları yayınlamaya başladı.

Mısır iktidarı bugün (cuma), “şiddet yanlısı fikirleri yaydığı ve terörü cesaretlendirdiği” gerekçesiyle el Cezire’nin ve Katar’a bağlı birçok medya kuruluşunun yayının engellendiğini ilan etti.

Yaşananlar; Katar Hükümetinin, Başkan Donald Trump’ın Kral Selman , Suudi yetkililer ve Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah Sisi’yle buluşmasından duyulan histerinin yarattığı korkudan kaynaklanmaktadır. Bu buluşmada Hamas’ın, İhvan’ın ve Hizbullah’ın kriminalizasyonu vizyonu kabul edildi. Bu vizyonun benimsenmesi ve fiiliyatta etkinleştirilmesi için Arap ülkelerinin ABD ile iş birliğine ihtiyacına vurgu yapıldı.

Bu gelişme Katar’ı, İhvan ile olan ilişkileri; Suriye, Libya, Tunus ve Fas’taki teşkilatlarıyla iş birliği ve maddi desteği; başkenti Doha’nın (İhvan’ın) siyasi bürosunu kucaklaması ve birçok liderini barındırması yüzünden bölgesel ve uluslararası gelişmelerin ciddi bir şekilde dışına itecektir.

Bugün Amerika ve Suudi Arabistan’ın Katar’dan isteği; uzun yıllar boyunca toplumsal dokusunu ve yatırılan büyük fonları bozuşturan ilişkilerden uzak durması, bölgeyle ve yerelde birden çok ülkeyle bağlantılı dikenli dosyaları kapatması ve Suriye, Filistin, Irak ve Mısır İhvanı’yla bağlantılı yüzlerce lider ve aktivistin kovulmasıdır.

Kısacası Suudi Arabistan, Trump iktidarı ile anlaştıktan sonra “Katar’ın gerçek boyutuna  dönmesi ve bölgesel dosyaları ortaksız elinde tutmak için” milyarlarca dolar ödedi.


MISIR REJİMİ NİYE TERÖR SORUNUNU ÇÖZEMİYOR?

al Kuds al Arabi
Başyazı

Sekiz silahlı kişi farklı yerlerden gelen Kıptileri taşıyan bir minibüs ve iki taksiyi hedef aldı. Araçlarda bulunanların arasında çocuklar ve işçiler vardı. Kiliseyi ve bir köyü ziyaretten dönüyorlardı. Son rakamlara göre katliamda ölenlerin sayısı 35 kişiye ulaştı. Silahlılar, söylentilere göre, işledikleri suçtan sonra elbette çocukları katletmekten çekinmedi.

Birbirini takip eden saldırılar silsilesinde bir önceki saldırı, geçen ayın dokuzunda Palm pazarında (Paskalya’dan önce gelen büyük perhizin altıncı ve son günü) gerçekleşmişti. IŞİD Kıptilerin Tanta’daki iki büyük kilisesini hedef almıştı. Bu saldırılarda 46 kişi öldü ve 124 kişi yaralandı. Geçen yılın sonlarında Kahire’deki Aziz Mark Katedralinde gerçekleşen patlamada da 26 kişi öldü ve 31 kişi yaralandı.

Aynı gün Cumhurbaşkanı Sisi, Ulusal Savunma Konseyini toplantıya çağırdı. Mısır’da “üç aylığına olağanüstü hal” ilan etti. Bu gelişme, iktidar daha önce ne yaptıysa aynısını yapıyor anlamına gelir. Ne zaman bir terör saldırısı meydana gelse eğer güvenlik ve askeri önlemler işe yaramıyorsa, daha fazla güvenlik ve askeri önlemler alınıyor. Lakin kaçınılmaz sonuç dün soğuk kanlılıkla gerçekleştirilen yeni bir terörist saldırı ve hem de ölü sayısı ile alınan önlemlerle alay edecek güçte.

Mısır’da bir parti yetkilisi yaraya parmak bastı; “Olağanüstü hal çözüm değildir. İktidar silah ve bomba taşımayan sivil muhalefetle mücadele üzerine kurulu siyasetinin başarısızlığını gizlemek için bir örtü olarak kullanmaktadır” dedi. Güvenlik kampanyası ile bazı illerde gözaltına alınan gençlere işaret etti.

Mısır iktidarının sorunu, askeri ve güvenlik müesseselerinin doğal işleyişinin sonuçlarına sahip olmaması. Cumhurbaşkanı üniformalarla iktidara geldi. İktidar, ilk sivil demokratik tecrübeyi bitirdi. İktidar biliyor ki partileri ve sivil toplum örgütlerini, siyasi aktivistleri, gazetecileri, yazarları, aydınları ve hukukçuları hedef almaktan vazgeçmek demokrasiye dönmek anlamına gelmektedir. Yani böylesi bir süreçte iktidar, kendi kendine sönümlenecektir.

Varsayılan mantığın aksine, korkunç terörist eylemlerin büyüklüğünün kırılmaması için iktidarın elinde sebepler vardır. İç dengelerin bunda kesinlikle bir etkisi vardır. Terörist eylemlerin çoğalması, iktidarın toplum üzerindeki “baskısını artırması” ve “yolsuzlukla biriken mülk” için bir fırsattır.

Son Düzenlenme Tarihi: 29 Mayıs 2017 05:03
www.evrensel.net
ETİKETLER Katar

0 yorum yapılmış

    Yorum yapın

    Yorum yapmak için üyelik gerekmemektedir. Yorumlar, editörlerimiz tarafından onaylandıktan sonra yayınlanır. Konuyla ilgisi olmayan, küfür içeren, tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.