Kadınlar İran’da yaşanan hak ihlallerini tartıştı

Kadınlar İran’da yaşanan hak ihlallerini tartıştı

Rojhelat Kadınlar Birliği, Stockholm’da düzenlenen konferansta İran'da kadınların yaşadığı hak ihlallerini tartıştı.

Rojhelat Kadınlar Birliği (RONAK),İsveç’in başkenti Stockholm’da İran’da kadınların durumunun tartışıldığı bir konferans düzenledi. 

Önceki gün gerçekleştirilen ve iki bölüm halinde düzenlenen konferansın ilk konuşmacısı olan RONAK’tan Negis Vatani, İran’da kadınların yaşam koşullarını somut verilerle katılımcılarla paylaştıktan sonra çözüm önerilerini sıraladı.

KADINLAR UZUN SOLUKLU KAMPANYALAR DÜZENLEDİ

İran’da 1979 yılında gerçekleşen devrimden hemen sonra kadınlar üzerindeki baskıların artmaya başladığına, ilk adım olarak da kadınlara başörtüsü takma zorunluluğunun getirildiğine dikkat çeken Vatani, 36 yıl geçmesine rağmen haklarını arayan ve pratikte gerçekleştirmek isteyen kadınların hâlâ hukuki ve sosyal şiddet, hapishane ve ölümle karşı karşıya kaldıklarını söyledi. 

İran rejiminin kadınlara bakışını ”Rejimin İslami yasaları kadınları devlet ve erkekler tarafından korunması gereken bağımsız davranamayacak kişiler olarak kabul ediyor. Kadın hakları söz konusu olduğunda İran’da temel yasalara dini ve ataerkil anlayış damgasını vuruyor” diyerek özetledi.

İRAN'DA YÜKSEK EĞİTİMLİ KADINLARIN YÜZDE 48’İ İŞSİZ

İran’da geçerli olan yasaların Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Sözleşmesi ile çeliştiğini somut örnekler vererek anlatan Vatani, kadınların toplum içerisindeki konumlarını şöyle aktardı:”Kadınların resmi iş piyasasına katılımları yüzde 13. Ekonomiye katılımlarında da İran 144 ülke arasında 139. sırada yer alıyor. Aile, toplum yaşamı ve ekonomide yapıcı bir rol oynayamadıkları için kadınlar giderek daha da yoksullaşıyor. Yüksek eğitim gören kadınların sayısı erkeklerden daha fazla olmasına rağmen yüksek okul mezunu kadınların yüzde 48’i işsiz.”

‘KÜRT KADINLARININ KALPLERİNDEKİ YARA KAPANMADI’

Avrupa Kürt Kadın Hareketi TJK-E’den Nursel Kılıç, Kürt kadınlarının Avrupa’da gelme nedenlerini, örgütlenme süreçlerini, kadın örgütlerinin sürdürdükleri çalışmaları ve deneyimlerini katılımcılarla paylaştı. 

Avrupa’da Kürt kadınlarının örgütlenmelerinin ilk kez 1980’li yıllarda topraklarını terk etmek zorunda bırakılan kadınlar tarafından gerçekleştirdiğini söyleyen Kılıç, Kürt kadınlarının uzun yıllar burada yaşamalarına ve çocuklarını doğurmalarına rağmen kalplerindeki yaranın kapanmadığını ve kimliklerinden dolayı çektikleri acıları unutamadıklarını söyledi.

‘KADINLARI ÖZGÜRLEŞTİRMEYEN DEVRİM DEVRİM DEĞİLDİR’

Kongra Star’dan Rohash Shexo, konuşmasına Rojava Devrimi’nin bir kadın devrimi olduğunu söyleyerek başladı ve “Kadınları özgürleştirmeyen bir devrim devrim değildir. Kadınları örgütleyemeyen bir örgüt de meşru bir örgüt değildir” dedi.

Kongra Star’ın oluşumu ve çalışmaları hakkında açıklamalarda bulunan Shexo, “Tüm sosyal gruplar ve kişilerin kendi ihtiyaçlarını temel alan siyasi yaşama katılımları moralci ve siyasi bir toplumun kurulmasının koşuludur” şeklinde konuştu.

Rojava’da kadınların kurduğu JİNWAR köyü hakkında katılımcıları bilgilendirdi.

TÜM KADINLAR ÖRGÜTLENMELİ

İran Halkının Özgürlüğü için Mücadele Konseyi’nden (Shora) Mehrnosh Shafiee, kadınların dünyanın her tarafında özellikle de İran gibi kapitalist ve dini rejimlerin hüküm sürdüğü ülkelerde şiddet ve baskıya maruz kaldıklarını, dini ve tutucu rejimlerin tüm güçleriyle kadınları toplumsal yaşamın dışına atmak için çalıştıklarını söyledi.

Kadınların, üretimin ve ev işlerinin üçte ikisini gerçekleştirmelerine rağmen ancak gelirin yüzde 10’unu aldıklarına dikkat çeken Shafiee, eşitliğin sağlanması için başta emekçi kadınlar olmak üzere tüm kadınlarının örgütlenmelerinin zorunluluğuna vurgu yaptı. 

Konferansa katılan kadınlar, üzerinde görüş birliğine vardıkları bildirgeyi kamu oyuna açıkladılar. (Stockholm/EVRENSEL)

www.evrensel.net