Önce fabrikamızda birliği sağlamamız gerekiyor

Önce fabrikamızda birliği sağlamamız gerekiyor

Çeşitli il ve fabrikalardan yazan işçiler kıdem tazminatının fona devrine karşı işçilerin birliğinin sağlanması gerektiğini belirtti.

Metal işçisi
Kocaeli

Merhaba değerli Evrensel okurları;

Öncelikle dünyada ve ülkemizdeki gelişmeleri takip ettiğimiz ve bilhassa ülkenin değişik şehirleri ve farklı sektörlerden gelen işçi mektupları ile sorunlarımızın çözümüne dair kendimizce sonuçlar çıkardığımız gazetemiz aracılığıyla sizlerle fikir ve düşüncelerimi paylaşmak benim için son derece heyecan verici. Ben, Kocaeli’de 15 yıl bir fiil çalıştığı fabrikadan metal fırtınası döneminde işten çıkarılmış bir metal işçisiyim. Şimdi de işçilik hayatıma yine metal işçisi olarak ama bu kez Çelik-İş Sendikasının örgütlü olduğu bir fabrikada devam ediyorum. Diyebilirim ki, metal fırtına benim için de, direnişe katılan tüm diğer arkadaşlarım gibi bir kırılma noktası. Artık çevremde olup bitene, ülkede yaşanan gelişmelere daha farklı bakıyorum. Gazetemizi elime aldığımda nerede bir sendikal gelişme, bir direniş haberi okusam içim içime sığmıyor. Eşitlik ve özgürlük mücadelesine bir adım daha yaklaştığımızı düşünüyorum. Hak arama mücadelesi içerisine girmiş bir işçinin işten atıldığı haberi yüreğimi ağrıtıyor ama biliyorum ki mücadele etmeden hak elde etmemiz de mümkün değil. İlk kez mektup yazınca içinde bulunduğum duyguları da paylaşmak istedim siz kardeşlerimle. 

Sizinle bir anımı paylaşmak istiyorum. metal fırtınasından önce, bir gün gece vardiyası çıkışı o zamanlar üyesi olduğum Türk Metal Sendikasının Kocaeli Şube binasına gittik 3 arkadaşla. Sabah şube binasına giden işçiler olarak aldık poğaçamızı, simidimizi dedik ki, şube başkanı ile hem kahvaltı eder, hem de sohbet ederiz. Tabii biz unutmuşuz şube başkanının vardiyalı çalışmadığını. Kendisi şubeye 09.30 gibi ancak gelebildi. Temsilci arayıp, geldiğimizi söylemese o saatte gelir miydi onu da bilmiyorum. O dönem yine kıdem tazminatlarının fona devri tartışılıyor, yetmemiş hükümet kiralık işçilik ve özel istihdam bürolarını da gündeme getirmiş. Biz şube başkanına bunlara karşı ne yapacaksınız diye sorduk. Şube başkanı da bize “Kıdem tazminatı, kiralık işçilik ve özel istihdam büroları sendikamızın kırmızı çizgileridir. Bunlara dokundurmayız” demişti. Kırmızı çizgi dediklerinden ikisi (kiralık işçilik ve özel istihdam büroları) yasalaşırken onlar sadece izlemekle yetindiler.

Biz o görüşmememizde şube başkanına kazanılmış hakların gasbına izin vermeyelim. Sesimizi hükümete duyurmak için her türlü eylemi hayata geçirelim demiştik. Bunların hiçbiri yapılmadı. Bu sendikal anlayış cevabı da metal direnişinde aldı diye düşünüyorum.

Şimdi Gebze’de Çelik-iş Sendikasının örgütlü olduğu bir işyerinde çalışıyorum. Malum şimdi üyesi olduğum sendika kıdem tazminatının fona devrini savunuyor. Derler ya, kraldan daha çok kralcı diye. Fabrikada işçi arkadaşlarımızla yaptığımız sohbetlerde fona karşı çıkanlar olduğu gibi fona devri savunanlar da var. Karşı çıkan arkadaşlardan “Hükümet bizi düşünüyorsa fon değil de tazminatı daha kolayca alabileceğimiz, kazanılmış haklarımıza dokunmadan patrondan tazminatımızı alabileceğimiz bir yasa çıkarsın” diyenler var. Bir kısım arkadaşımız ise “Fonun iyi bir şey olduğunu, işçi bir gün bile çalışsa fona aktartılacağını, fonun güvence getireceğini” söylüyor. Fon sistemini olumlu değerlendiren tüm arkadaşlarımız Hükümete yakın medya organlarında çıkan haberleri anlatıyor bize. Biz de gazetemiz Evrensel’de çıkan haberlerle fon sisteminin bizlerden ne götüreceğini anlatmaya çalışıyoruz. Dedikleri gibi güvence getirmediğini, var olan güvenceyi ortadan kaldırdığını, işten atmaları kolaylaştırdığını, tazminat miktarını düşürdüğü gibi aynı zamanda almayı da zorlaştırdığını anlatıyoruz. Fabrikamızda şu an da sözleşme görüşmeleri başlamış durumda. Lakin biz işçiler ne sözleşme taslağından, ne de görüşmelerden haberdarız. Önce fabrikamızda birliği sağlamamız gerekiyor tüm bu gidişata dur demek için. Bunun için de çaba ve gayret göstereceğiz. Tüm işçi arkadaşlarımı selamlarken, çocuklarımızın geleceğini karartmamak için haklarımıza sahip çıkma, birleşme ve bizi kutuplaştırmalarına izin vermeme çağrısı yapmak istiyorum.


Sendikalar işin başına geçse bütün işçiler karşı çıkar

Bony Çorap’tan bir işçi
Çerkezköy

Ben Çerkezköy’de 1200 işçinin bulunduğu Bony Çorap’ta çalışıyorum. Fabrikada sendika yok ve asgari ücret geçerli. Daha başka da bir hakkımız yok. Tek çalışan işçilerin ev geçindirmeleri zaten zor. Çalışma koşulları ağır ve bitkin şekilde eve kendimizi atıyoruz. Kısacası hayat bizim için çok zor.

Sanki çok rahatmışız gibi şimdi de kıdem tazminatını elimizden almak istiyorlar. Ben kıdem tazminatının benim için, bizler için ne anlama geldiğinden bahsetmek istiyorum. Kıdem tazminatını gelecekte bir teminat olarak görüyorum. Emekli olunca benim hayalimdir tazminat. Ev alacaksan bankanın peşinatı, çocuğumu evlendirirken babalık görevimi yerine getirme garantisi. Ailemin sağlık sorunu olursa sigortası. Kıdem tazminatı ile gelecek için hayaller kuruyor, planlar yapıyorum. Şimdi bu hayalim elimden alınmak isteniyor. Gelecek planlarım yıkılıyor. Hayatta kendimi daha güvencesiz hissetmemi sağlayacak.

Zaten kıdem tazminatı kuşa çevrilmişti. Önceden emekli olup tazminat alan bir ev alırken bu gün anca peşinatına yetiyor. 15 yıllık bir işçi 40-45 bin lira ancak alıyor. Tazminatın değeri düştü ama yine de bir yaramıza merhem oluyor, derdimizi çözüyordu. Başımız sıkışsa tazminatı alıp derdimizi çözmek geliyor. Şimdi tazminat tazminat olmaktan çıkıyor. Sadaka oluyor.

Fabrikada işçilerin çıkacak yasanın ne anlama geldiğini bilen kimse yok. Kimse bir şey anlatmıyor. Bu yasayı durdurmak için önce işçilere bu yasayı anlatmak lazım. İşçiler ne olduğunu bilmeden yasalar çıkıyor. Sonra da kızıyor. Bu işler daha çok sendikaların işi. Sendikalı yerler en azından grev yapabiliyorlar. Sendikalar işin başına geçse bütün işçiler karşı çıkar.

Çerkezköy işçi merkezi. Bir çok sendika var. Bunlar bir araya gelip bilgilendirme yapsa, seminerler düzenlese, broşürler dağıtsa biz de ne olduğunu daha iyi anlayabiliriz. Kıdem tazminatı bir fabrikayı, bir bölgeyi değil bütün işçileri ilgilendiriyor. Onun için sendikalar ortak hareket etmeli. Böyle bir çalışma ve örgütlenme sadece bu yasayı engellemekle kalmaz her şeyi değiştirir. Yeter ki işçiler birleşsin.


Çalışma koşullarımız daha da zorlaşacak

Soma’dan bir inşaat işçisi
Manisa

12 Eylül döneminde, Vehbi Koç Kenan Evren’e bir mektup yazıyor; “Kıdem tazminatı bir fonda toplanmalı ve düşük faizle özel sektöre yatırım için kullandırılmalıdır” diye.  TİSK, TOBB ve TÜSİAD 2009’da, ortak bir metin yayımlıyorlar. Metinde, “İşçi atma ve çıkarma maliyetlerinin ve bürokratik işlemlerinin fazlalığı işvereni zora sokmakta, esnek çalışma şekillerinin uygulanmasını engellemektedir” diyorlar. 

2017’de İstanbul Ticaret Odası Başkanı İbrahim Çağlar, kıdem tazminatı fonunun kurulmasını ve fonda biriken paranın KOBİ’lere kredi şeklinde kullandırılmasını istiyor. 

Patronların esas derdi kolayca ve az maliyetle işçi çıkarmak. Yerine kolayca esnek ve güvencesiz çalışacak işçi alabilmek ve canları ne zaman isterse atabilmek. Patronların önündeki en büyük engel ise kıdem tazminatıdır.

Kıdem tazminatını fonda toplayarak, ucuz kredi olarak kullanmak istiyorlar. Bir önceki AKP Hükümeti Bakanı Süleyman Soylu şöyle diyor, “İşveren kıdem tazminatı yükünü nasıl karşılayacağım diye işçiyi işten çıkaramıyor. İşverenimizin kıdem tazminatı yüzünden kabuslar görmesini istemeyiz.” Buna göre de yeni düzenlemeye gidiyorlar. 

Tüm bu söylenenler art arda düşünüldüğünde, bu kıdem tazminatı yasasının işçinin lehine çıkacağını düşünmek imkansız. Biz inşaat işçileri olarak bundan önce de kıdem tazminatlarından mahrumduk, bundan sonra da mahrumuz. 

Çalışma koşullarımız daha da zorlaşacak, çünkü sürekli iş sahibi olan işçiler, birçok hak kaybına uğradıkça bizim gibi daha kötü koşullarda çalışan inşaat işçileri kölece koşullarda çalışmaya zorlanacak. Ölümü gösterip hastalığa razı etme anlayışı daha da şiddetlenecektir. 

İşçi sınıfının kazanımlarının bulunduğu konumdan daha da geriye gitmesi bizleri de etkileyecektir. 

Bu yaşananlar göz önüne alınarak, sermayenin topyekün saldırısına karşı, biz bütün iş kolları olarak tek vücut birlikte davranmalı ve saldırıları püskürtmeliyiz. Yoksa hepimiz için sonuç kölelik düzeni olacaktır.


Kıdem tazminatını nasıl değerlendireceksin? (Derdik eskiden)

ZF Sachs işçisi
Gebze

Yazmak kadar kolay olsa keşke her şey…

Düşünen, kafa patlatan, araştıran, düşüncelerini büyük insanlığın hizmetine sunan; gazeteler, dergiler, kitaplar okunsa. Okumalardan dersler çıkarılsa, görev edinilse her şey çok güzel olacak.

Düşünüyorum da ülkemizin (dünyanın da) büyük çoğunluğu işçi, işsiz, çiftçi, esnaf, memur yoksulluk sınırının altında, hatta açlık sınırında yaşıyor. Onların sorunlarını kendi sorunu edinen, çözüm arayan, yol gösteren, ezilen sınıf kardeşliği gösteren biz gazete sahipleri tarafından okunmuyor. Yok sayılıyor hatta milyonlar böyle bir gazetenin varlığından habersiz ya da arkasında art niyetli bahaneler arıyorlar. Ne kadar yazık. Sonra da soruyoruz herkes güçlüden yana diye. Böyle mi olmalı?

Sermaye; kapitalist düzen; emek sömürüsü üzerinden parasına para, malına mal katanlar saldırılarına iktidarlar, mevcut hükümetler vasıtasıyla devam ediyorlar.

Halkın vergileriyle oluşturulan, Tariş’ler, Çukobirlik’ler, Fiskobirlik’ler, Sümerbanklar, Etibanklar, PTT’ler, kara yolları, köprüler, SEKA’lar, demir-çelikler, limanlar, hava yolları, barajlar, özelleştirildi. Kamu arazileri birilerine haraç mezat satıldı. Yetti mi? 

Hayır.

İş güvencesi ortadan kaldırıldı. Taşeron çalışma jet hızıyla tüm işletmelere yayıldı. Yetti mi?

Hayır.

Kiralık işçi yasası onaylandı, yakında süresiz iş, yıllık izin, sendikalaşma, SGK primini tamamlayıp emekli olma gibi en doğal haklarımız da kiralık işçilik yasasıyla yok olacak. Yetti mi? 

Hayır.

Kaybolan yiten haklarımız sadece bunlar değil. Kısaca özet geçmek istedim. Bunlar gibi daha onlarca hakkımız gasbedilip yok edildi.

Sıra kıdem tazminatına geldi. Kıdem tazminatı kaldırılırsa neler olacak kısaca bu konuya değinmek istiyorum. Cahil aklımla anlatmaya çalışacağım;

İşverenler neden kıdem tazminatının kaldırılmasını istiyor? Patronun istediği inanın işçini istemediğidir. Çünkü iki zıt kutup onların çok kazanması senin kaybetmendir. Emek gücünün artması fakat ekmeğinin küçülmesidir. Üç kişinin yapacağını iki kişiye yaptırmasıdır. Üretimim arttırması, maliyeti azaltmasıdır. İş gücü onlar için olmazsa olmaz aynı zamanda maliyettir. Maliyeti daha az işçi çalıştırarak, daha az para ödeyerek işçi güvenliğini es geçerek, servisinden, yiyeceğinden, iş elbisesinden, her şeyinden kısarak azaltacaktır.

* Kıdem tazminatı kaldırılırsa (fona devredilirse) maliyeti yükselmiş eski işçileri (3-5-10-20 yıllık) atarak, asgari ücrete çalışacak milyonlarca işsiz var. Kıdem tazminatını kaldırtmak istemelerinin en önemli nedeni yıllarca bedenini patronların işlerinde tüketmiş işçileri kirlenmiş elbise gibi hatta iç çamaşırı gibi atacaklar. Tabii yem olarak eski işçilerin hakları saklı kalacak onların haklarını vereceğiz diyebilirler. Peki sonrası…

* İşçi sirkülasyonu artacak maliyeti artan işçiyi çıkartıp yeni işçi almasının önü sonuna kadar açılacak. Çünkü kıdem tazminatı ödeme derdi olmayacak. (Milyonlarca işsiz var dedik ya.) 

* Sürekli yeni işçi çalışan fabrikalarda örgütlenme sendika kurma çok zor olacağından sendika derdinden de kurtulacaklar.

* Taşeron çalışma, işçi kiralama gerçek patronu ortadan kaldırdığından, sürekli taşeron kiralık işçilik haliyle yıllık kıdem ödeme diye sorunları olmayacak, yıllık izin diye sorunları olmayacak. Ne güzel dikensiz gül bahçesi. 

Peki, hükümetin kıdem tazminatınızı teminat altına alıyoruz bundan sonra bir yıl çalışan işçi de kıdem tazminatı alacak kıdem tazminatınız güvende dediğine inanıyorsunuz değil mi? Yazımın başında, düşünen araştıran büyük insanlık için gazete çıkaran yazarların yazdığına da inanmıyorsanız küçük bir araştırmaya ne dersiniz? 

Büyük bir kavga veriyoruz. Ekmek kavgası, ekmeğimiz her gün küçülüyor. Daha fazla çalıştığımız halde. Açık yüreklilikle tüm çıplaklığıyla söylüyorum ki hâlâ bu günlerimiz iyi günlerimiz. Elimizdeki ekmeği de aldırmadan bir araya gelelim, mücadele edelim. Fabrikalarda, sendikalarda, partilerde bizi sınıfımızı savunan tüm alanlarda bir araya gelelim. Akıllı telefonlarda okey oynayacağımıza, asparagas şeylere bakacağımıza google amcaya biraz da haklarımızı soralım. Araştırırsak, okursak buluruz elimizdeki tek güç üretimden gelen gücümüz biz onlardan daha güçlüyüz. Onları da güçlü yapan bizleriz yeter ki farkına varalım. Gücü sahibine verelim. Emekle kalın.

www.evrensel.net