Yerel mücadele platformları oluşturulmalı

Yerel mücadele platformları oluşturulmalı

İzmir’de bulunan Türk-İş ve DİSK’e bağlı sendikaların şube başkanları, kıdem tazminatının gaspına karşı yerel mücadele platformuna vurgu yaptı.

İzmir’de bulunan Türk-İş ve DİSK’e bağlı sendikaların şube başkanları, kıdem tazminatının gaspına karşı konfederasyonların eylem kararları alması gerektiğini belirtti, illerde kurulacak yerel mücadele platformlarının önemine vurgu yaptı.   

TÜRK-İŞ VE DİSK’E SORUMLULUK DÜŞÜYOR

Ahmet Oktay (Petrol-İş Aliağa Şube Başkanı/Türk-İş): Kıdem tazminatının fona devredilmesine cepheden karşıyız. Bir defa Türk-İş’in son iki genel kurulunda alınan bir karar vardır. Kıdem tazminatına dokunulması bizim kırmızı çizgimizdir, biz buradan bakıyoruz. Böyle bir hak kaybına karşı toplumsal bir tepki ortaya konulmalıdır diye düşünüyoruz. Bunun için de bütün sendikalar ve konfederasyonlar üzerine düşen görevi yerine getirmeli. Böyle bir hak kaybına tahammülümüz yok, asla müsaade etmeyeceğiz. Konunun gündeme gelmesi bile tepkimizi ortaya koymamız için yeterlidir aslında. Hak-İş zaten hükümeti destekleyeceğini açıkladı. Türk-İş ve DİSK’e büyük sorumluluk düşüyor. Tüm sendikalar olarak eylemlilik sürecinin başlatılması gerektiğini düşünüyoruz. 

KIDEM TAZMİNATI GİDERSE KAPIYA KİLİT VURALIM 

Yılmaz Yurteri (Basın-İş İzmir Şube Başkanı/Türk-İş): Sendikamız fonun zararlarını anlatan bir broşür bastırıyor, bunu üyelerimize dağıtacağız. Son hak olduğu için çalışma hayatında kıdem tazminatsız bir dönemin geldiği ve bununla ilgili neler yapılabileceği, konfederasyonun aldığı kararlara nasıl uyulacağı ile ilgili biraz da yol haritası anlatılacak. 1 Mayıs öncesi de fabrikalarda bununla ilgili toplantılar yaptık. Türk-İş iki genel kurulda kıdem tazminatının kalkması durumunda genel grev çağrısı yaptı. Bundan sonra Türk-İş fabrikalarda 1 saatlik iş durdurma, bir günlük çalışmama gibi kararlar almalı. Daha önce de Türk-İş’in kararıyla birer saat çalışmama eylemi yapılmıştı. Kıdem tazminatı en son kale. Kıdem tazminatı gittikten sonra kapılara kilit vuralım daha iyi. 

SENDİKA AYRIMI YAPMADAN BİRLİKTELİĞE İHTİYAÇ VAR

Adem Sarıçoban (Sağlık-İş İzmir Şube Başkanı/Türk-İş): Daha önce hak gasplarına karşı birlikte ve güçlü bir şekilde karşı koyabilme adına kurulan Sendikalar Birliği oluşumu vardı. İşçilerin kıdem tazminatı gibi uzun yıllardır sahip olduğu hakkı kaybetmemesi için yine benzer bir mücadele platformunu oluşturmak gerekli. Platform dışında işyeri komiteleri kurarak birim toplantıları yapmak, işyerlerinde bunu gündeme getirmek ve işyerini mücadeleye sevk etmeye çalışmak yapılması gereken. Sendika ayrımı yapmadan tabandan birlikteliğe ihtiyaç var. Türk-İş başta olmak üzere sendikalar, “kıdem tazminatı kırmızı çizgimiz dokundurtmayız” açıklamalarına uygun bir pratik için olmalı. Biz işyerlerimizde toplantılara başladık. Kıdem tazminatının fona devredilmesine karşı nasıl bir yöntem izleyip mücadele hattı oluşturacağımıza dair kararlar almaya çalışıyoruz. 

BASIN AÇIKLAMASI, İMZA KAMPANYASI GÜNÜ KURTARMAKTIR

Arif Yıldız (DİSK/Genel-İş İzmir 2 No’lu Şube Başkanı): Bir an önce bütün işçi sendikası konfederasyonlarının kıdem tazminatının gaspına karşı bir mücadele hattında birleşmesi gerekiyor. Bununla ilgili konfederasyonlar adım atmıyorsa, işçiler tabandan zorlamalı. Yoksa Özel İstihdam Bürosu nasıl bir gecede Meclisten geçtiyse, kıdem tazminatının fona devredilmesi, yani iş güvencesinin ortadan kaldırılması da bir gece de yaşanabilir. Sendikacılar da artık günü kurtarmayı amaçlayan çalışmaları, kısır tartışmaları bir kenara bırakarak ciddi eylem planları çıkarmalı. Sadece TİS yapmakla sendikacılık yapılmıyor, işçinin geleceği, güvencesi gasbediliyorsa buna karşı sokakta gereken mücadele verilmeli. İşyeri eylemlerinden merkezi bir mitinge ve gerekirse genel greve kadar bu süreç sürdürülmeli. Basın açıklamaları, imza kampanyaları günü kurtarmaktır. Bunları daha önce de yaptık ve çözüm sağlayamadık. Kiralık işçi büroları yasallaşırken gerekli mücadele verilemedi ama bu sefer öyle olmamalı. 

İŞÇİ-MEMUR KİM VARSA BİR ARAYA GELMELİ

Özgür Genç (DİSK/Genel-İş İzmir 7 No’lu Şube Sekreteri): Bu ülkede en çok vergi verenler bordrolu işçilerdir. Nereden bakılırsa ücretin yüzde 15’i vergiye gidiyor. Bir işçi açısından iş güvencesi için kıdem tazminatı mutlaka olmalıdır. Fakat hükümetin kıdem tazminatını fona devretmek istemesi medyada çok farklı bir şekilde anlatılıyor. İşçiler gerçek tehlikeyi görebilmiş değil. Kıdem tazminatı fona devredilirse işçilerin kıdeme dair birçok hakkı kaybolacak. Kıdem tazminatı kalkarsa işçiler açlıkla daha çok karşı karşıya kalacaktır. İşsizlik fonundaki paralar işsizler hariç her yere harcandı. Hükümet herkesin kıdem tazminatı hakkından faydalanmasını istiyorsa, bir yıllık şartı kaldırabilir ve sorunu kökten çözebilir. İşçiler ve sendikalar, kıdem tazminatının gaspına karşı iş bırakma gibi ciddi bir eylemlilik sürecine girmeli. Ülkedeki üç işçi konfederasyonu bir araya gelmeli. Mücadele ortaklaştırılarak ses getirecek eylemler yapmalı, basın açıklamaları ile geçiştirilmemeli. Bugün işçi-memur kim varsa, sınıf dayanışması gösterip kıdem tazminatının gaspına karşı bir araya gelmeli. 

BİRLEŞİK BİR EMEK MÜCADELESİ GEREKLİ

Dokuz Eylül Üniversitesi Hastanesi Onkoloji Bölümü Personeli Yusuf Sarp: Kıdem tazminatının fona devredilmek istenmesinden dolayı büyük rahatsızlık hissediyoruz. Hep patronlar kollanıyor. Bütün sendikalar bu konuda birlik beraberlik olup tazminatın kaldırılmaması için elinden ne geliyorsa mücadele etmeli. Ama artık sendikalara da pek güvenimiz kalmadı, artık hükümet yanlısı oldukları için herkes korkuyor ve hiç bir şekilde açıklama yapmıyor. Yine işçiler tek başına bırakıldı. 

Dokuz Eylül Üniversitesi Hastanesi İşçisi Durdu Uz: Kıdem tazminatının devredilmesine karşı ilk önce birlik olunması gerekiyor. Tek yürek olmamız, mücadelemizi sonuna kadar sürdürmemiz gerekiyor. Tabii taşeronda olunca, insanlar iş kaygısından dolayı maalesef korkuyorlar. Ben şahsen bilmiyorum bir yıl çalıştım bana ne yatacak ne verilecek. Açıkçası biz işten ayrıldığımız zaman bile alamıyoruz, mahkemelerle uğraşıyoruz. Bunları şeffaf bir şekilde çözmeleri gerekiyor. İşçiler için ise mücadeleye devam.

Genel-İş Park Bahçe İşçisi Gürsel Ulaş: AKP iktidarının özelleştirme politikasının geldiği noktadır. Yapacakları yatırımları işçilerin, emekçilerin sırtına yükleyecekler ve sonra her zamanki gibi, “yol yaptık” politikası sürdürecekler. İşsizlik fonunu duble yollara iç ettikleri gibi, şu an kıdem tazminatında karşımızda. İşçi, memur ayrımı olmaksızın birleşik bir emek mücadelesi vermezsek hak gasplarının artarak devam edeceği, var olan sendikal yapıların daha da küçülüp yok olacağı görünüyor. Oysa işçi sınıfının tarihi çok önemli kazanımlar ve mücadele pratikleriyle dolu. 

www.evrensel.net

0 yorum yapılmış

    Yorum yapın

    Yorum yapmak için üyelik gerekmemektedir. Yorumlar, editörlerimiz tarafından onaylandıktan sonra yayınlanır. Konuyla ilgisi olmayan, küfür içeren, tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.