Devletin koca bakanı yalan söyler mi!

Devletin koca bakanı yalan söyler mi!

Sedat Başkavak Mersin’de Şişecam, belediye ve limanda çalışan işçilerin kıdem tazminatı konusunda düşüncelerini aldı.

Sedat BAŞKAVAK
Mersin

Mersin’de Şişecam, belediye ve limanda çalışan işçilerin kıdem tazminatı konusunda düşüncelerini aldık. Kimiyle bir çay içimi, kimiyle işyeri girişinde sohbet ettik, kiminden de üç beş satır mektup aldık. Sendikal örgütlülüğü olan yerlerde kıdem tazminatının fona devrine mesafeli durulurken, sendikal örgütlülüğü olmayan ve taşeronda çalışan işçiler fona daha sıcak bakıyor.  

Öncelikle Mersin Limanı’ndan başlıyoruz. Çoğu taşeron şirket işçisi. 2000’in üzerinde işçi çalışıyor. Liman-İş Sendikası’nın 1400 üyesi var. Liman işçilerinin 24 saat ter akıttığı bir yer. Liman girişindeki nizamiyenin önünde birkaç işçiyle konuşuyoruz. Genç bir işçi “Tazminatlar fona devredilirse işten çıkan herkes tazminat alacak mı?” diye soruyor. “Sadece işten atılanlar değil işten ayrılanlar da alacakmış, bence bu iyi” diyor. Bir başkası “İş kanunu işten ayrılma ve atılma konularında işçiden yana değil, kıdem değil asıl iş kanunu değişmeli” diyor. Kıdem tazminatının ve iş güvencesinin ortadan kalkacağına inanmadığını söyleyen Mehmet, “Şimdi kim alıyor tazminatını, atılan atıldığıyla kalıyor. Vermeyip, kapatıp gittiğinde ne oluyor? Çoğu kıdem tazminatı zaten alamıyor. Şimdi devlet garantisi olacak. Kim ne derse desin inanmam devletin koca bakanı yalan mı söylüyor? Herkes yararlanacak diyorlar...” 

Başka bir işçi “Tamam, var say ki yararlanacaksın. Ama şimdi en son aldığın brüt maaş üzerinden tazminatın hesaplanıyor. Fona geçince her yıl fon sistemine yatacak. O zaman kaybın olmayacak mı?” diye soruyor. Mehmet “Fonda da parana faiz işleyecek” diyor. Aynı işçinin “Ya faizler toplu iş sözleşmesinde aldığın maaş artışlarının altında kalırsa ne olacak, bunu düşündün mü?” sözleri Mehmet’in “Devlet yalan mı söylüyor, kaybımız olmayacakmış” itirazıyla kesiliyor.  

17 yıldır limanda çalıştığını söyleyen Battal Yalçın ile konuşuyoruz. Yalçın, “Bizi kandırıyorlar” diyerek söze başlıyor ve devam ediyor: “Kıdem tazminatının en önemli yanı, iş güvencesi olarak işlev görüyor. Fona devredilince patronların eli güçlenecek ve kıdemi biriken işçileri işten atmaya çalışacaklar. Ben iki defa işten atıldım birinde 6 ay diğerinde 4 ay sonra yeniden işe girdim. Bu süre zarfında işsizlik maaşından bile yararlanamadım. İşte işsizlik fonunun durumu ortada. Patronlara teşvik olarak dağıtılıyor. Parayı biriktiren işçi kullanan hükümetle, patron. Yarın kıdem tazminatı fonu da böyle olacak. Sigorta şirketlerine verecekler. Onlar yiyecek.”


Kırmızı çizgi silindi mi?

Reşit YALÇINKAYA
Mersin Yenişehir Belediyesi Taşeron İşçisi

Ne patronların ne de ülkeyi yönetenlerin emeğe yönelik saldırılarının sonu gelmiyor. Yakın gelecekte de duracak gibi görünmüyor. 

Kağıt üzerinde kurumlarımızla örgütlü bir görünümümüz varsa da uygulamada hiç öyle değil. Bunu yaşayarak gördüm. Mersin Büyükşehir Belediyesinden atıldığımızda eğer işten çıkarılanlar olarak etrafımızdaki sendikalara baksak ne aylarca direniş çadırı kurabilir ne de işe girebilirdik. Sendikacılar dayanışmayı mücadeleyi büyütmek ve yaymak olarak değil bir ziyaret ve bir de basına demeç vermek olarak görüyorlar. 

Rengi çok sarılaşan sendikalar bazen tabanın gazını almak ve direnişini kırmak için “Kıdem tazminatı bizim kırmızı çizgimizdir, kazanımlarımızı teslim etmeyeceğiz, geleceğimizi hatta çocuklarımızın geleceğini ipotek altına aldırmayacağız, yasal haklarımızı ve kazanımlarımızı sonuna kadar savunacağız” diyor. 

Patronlar hiçbir hakkı kendiliğinden vermediler. 8 saat çalışma, sendika, sigorta ve kıdem tazminatı hepsini canımızla ve onurlu direnişlerle kazandık. Şimdi de kapalı kapılar arkasında masa başında birer birer elimizden alınıyor. Asgari ücretin hali ortada, yoksulluk sınırı altında maaşa çalışıyoruz. Bu bile işveren tarafından yük görülüyor. Yıllardır işsizlik fonuna bizden kesilen paralar şimdi patronları hizmetine sunuldu. İşveren sigorta primi ya da vergi indirimi vs. adı altında patronlara peşkeş çekiliyor.  Sahi kırmızı çizgiye ne oldu? Bazı haklarımız canı, sağlığı pahasına mücadeleleriyle kazanan işçi kardeşlerimize söyleyecek bir sözümüz var mı? Çocuklarımızın yarına güvenle bakması, yaşaması için elimizden geleni yaptık mı? Bugünkü hakları korumanın yarın çocuklarımızın kullanacağını haklar olduğunu bilerek hareket ediyor muyuz? 

Haksızlıklara, hak gasplarına, satılmış sendikacıların ihanetine seyirci mi kalalım? Bu ihanet biraz olsun onurumuza dokunmuyor mu? Hep seyirci mi kalalım, siz ne dersiniz?


Asıl genç işçilerin karşı çıkması lazım

Cam İşçisi
Mersin

BEN  yıllardır cam iş kolunda olmak üzere toplam 25 yıllık bir işçiyim. 25 yıldır her yıl “kıdem tazminatı işverenlerin üzerindeki en büyük yüktür” lafını duymuşumdur. İşçi kesimi de asla vazgeçemeyeceğimiz bir hak olduğunu belirtmeye çalışıyor. 

Ama bu sefer baktığımızda işçi kesiminde sadece DİSK’in yüksek sesle “kıdem tazminatına dokunma” dediğini görüyoruz. Milyonları ilgilendiren bir konu ama sendikalar sessiz. Şu anda baktığımızda benim üyesi olduğum Türk-İş başta olmak üzere konfederasyonlar kıdem tazminatının fona devrine evet demiş durumda. Sadece gün tartışması yapıyorlar. Konfederasyonumuz 30 günde ısrarcıyız gerisine karışmayız diyor.

Etrafıma baktığımda kıdem tazminatının buralarda daha fazla tartışıldığını söylemek fazla gerçekçi olmaz. Bu da beni açıkçası bir işçi olarak üzmektedir. Bunu tek tartışanların ise eski işçi olması beni hayretler içinde bırakıyor ki bu insanların yasa çıktığında fazla kayıplarının olmayacaklarını farz edersek işte asıl tehlikenin bu olduğunu ben görüyorum. Asıl genç işçilerin daha çok olumsuz etkileneceği açık. Şu anda yeni işçilik hayatına başlayan arkadaşlarımızın işçi haklarında sendikaların ne dediğine fazla duyarlı olmadıklarını görüyorum. Zaten işçinin elinde kala kala bir kıdem tazminatı kalmışken onun da fon adı altında elimizden alınması inanılır gibi değil.

www.evrensel.net