Mircan ustalarla alemlere yolculukta

Mircan ustalarla alemlere yolculukta

“SALA”, “Song”, “Dido’s Lament” gibi besteleriyle tanıdığımız Mircan, ENKA’nın açık hava konserlerinde ‘Ustalarla alemlere yolculuk’ yapacak. Sınırsızlığı ve sonsuzluğu bu yolculukda dinleyicileriyle paylaşacak olan sanatçıya sahnede İngiliz Viyolonsel Sanatçısı Matthew Barley, Göksel Baktag

Sevda Aydın

Sanat ve müzik direktörlüğünü Mircan’ın yapacağı konser, sanatçının bestelerinin yanı sıra doğudan batıya, kuzeyden güneye pek çok ülkeye, kültüre ve dile varan uzun bir yolculuk vadediyor.
Bu uzun yolculuğunun detaylarını ve konseri Mircan ve Matthew Barley’i ile konuştuk.

Öncelikle “Ustalarla Alemlere Yolculuk” projesini anlatır mısınız?
İnsanların duymaya alışık olmadığı eserlerle alemlere yolculuk yapacağız. Çok iyi müzisyenler var... Müzik de böyle benim için. Müzik yaparken ya da şarkı söylerken bu dünyanın sınırlarından çıkıp, sonsuzluğa açılıyormuşum gibi olur.

Peki bu yolculukta hangi duraklara uğrayacağız?
Kendi bestem olan ‘Sala’ ile başlayacağız yola. Sonra zamanda yolculuk yapıp, 1600’lü yıllardan parçalar çalacağız. Sonra Kuzey Asya’dan eserlerle yavaş yavaş doğuya doğru flemenkolarla yaklaşacağız. Yeni albümüm ‘Nani’ den de ninniler okuyacağız. Konserin temasına uygun olarak geleneksel ezgilerimizle bitireceğiz.

Matthew Barley’le bu projede sizi buluşturan neydi?
Barley’i BBC’de dünya müziklerinden verdiği konseriyle dinledim. Çelloyu çalışı çok hoşuma gitti. Araştırıp, albümlerini buldum. Sonra kendisine e-mail attım. Çünkü benim müziğimde çello çok önemli. Hem batı hem de doğu müziğine çok yakın bir uyumu var. Birbirimize albümlerimizi gönderdik. Sonra bu konserde bizimle olmasını teklif ettim. Barley de kabul etti. Hatta önümüzdeki dönemlerde yeni bir albüm için de beraber çalışacağız. Genel de benim diğer sanatçılarla tanışmam böyle olur. Müzik üzerine sürekli araştırmalar yaparken, karşılaştığım sanatçılara ulaşmak, onlarla tanışmak isterim.

Müziğinizde batı ve doğu birleşiyor. Farklı kutupların enstrümanları buluşuyor...
Benim müziğimde sınır yok. Batıda da ve doğuda da bana hitap edenin peşindeyim. Kendi müziğimi yaratmak için, benim yaşadıklarımdan oluşan, bana yabancı olmayanla iç içeyim.

Çok küçük yaşlarda başlıyor müzikle ilişkiniz. Diğer yandan da yaptığınız müzikte doğa başköşede. Çocukluğunuzun ve doğa ile kurduğunuz bağın müziğinizdeki yerinden de bahsedebilir misiniz?
Doğanın içine doğmuş bir insanım ben. Doğadan ayrı kalınca eksiliyorum. Evimin içinde bile doğaya yer ayırırım. Çünkü doğanın parçalarına yakın olduğumda yaşayan bir şeyin içindeymişim gibi hissediyorum. Tabiat ananın içine doğmuşum gibi bir duygu taşıyorum. Bu yüzden doğa benim için çok önemli.

Siz Mircan Hanım’ın müziği ile ilgili ne düşünüyorsunuz?
Matthew Barley:
15 yıldır ben de müziğimde aynı tadı arıyorum. Benzer arayışlarımız var Mircan’la bu yüzden şimdi onunla çalışırken kendi müziğimde, kendi evimde hissediyorum kendimi.
(İstanbul/EVRENSEL)

www.evrensel.net