Suudilerin İsrail planı, Trump’ın Ortadoğu rüyası

Suudilerin İsrail planı, Trump’ın Ortadoğu rüyası

Körfez ülkelerinin İsrail ile kısmi normalleşme planı ve Trump'ın Suudiler ile yeni anlaşmaları.

Zvi BAR’EL
Haaretz

Körfez ülkelerinin İsrail ile kısmi normalleşme planının yayınlanmasının ardından Arap medyasına bir sessizlik düştü. Suudi Arabistan’dan, Körfez devletlerinden ya da Katar’dan gelen herhangi bir yanıt duyulmadı. 

Her zamanki yazarlar, Wall Street Journal’ın haberini görmemiş ya da duymamışlar gibi, başka meselelerle ilgilenmeyi tercih ettiler. İsrail’in olağan hükümet sözcüleri de ses tellerini etkileyen bir durumdan muzdarip görünüyorlar. 

HER ZAMANKİ ‘İNKAR’ NEDEN YOK?

Geçmişte benzer raporlar ortaya çıktığında, hem Arap hem İsrailli resmi sözcüler, hızla bir inkar açıklaması yaparlardı. Fakat bu kez ortalıkta bir inkar yok. Bu da, en azından Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve ABD arasında, planın ilkeleri açısından sağlam bir temel atıldığına işaret ediyor. 

Görünen o ki son ayrıntılar Salı günü, BAE’nin Veliaht Prensi Muhammed bin Zayed al Nahyan ile ABD Başkanı Donald Trump’ın Washington’daki görüşmeleri sırasında çakıldı. Öncesinde Trump, Suudi Arabistan Kralı’nın 31 yaşındaki oğlu ve Krallığın fiili lideri Muhammed bin Selman ile görüşmüştü. 

Bu yeni anlaşmanın üç temeli, İsrailli şirketlerin Körfez ülkelerinde şube açabilmesine izin verilmesi, İsrail uçaklarının BAE havasahasında uçabilmesi ve iki ülke arasında doğrudan telefon hattı kurulmasına dayanıyor. 

‘İŞGALE SON’ ŞARTI ORTADAN KALKIYOR

Bu, 2002’deki Arap Barış Girişimi’nde tahaahhüt edilen ya da nisan ayında Ürdün’deki Arap Zirvesi’nde ayrıntılandırılan tam normalleşme değil. Fakat eğer Riyad’dan bu girişimle ilgili bir resmi açıklama gelirse, “tarihi” başlığını hakedecektir, çünkü artık ilk defa, tüm işgal altındaki topraklardan geri çekilme (talebi), tam normalleşmenin ve çatışmanın sona ermesinin şartı olmayacak. Tersine bu plan bölgede adım adım ilerlenecek bir yol haritası olacak, ilk adımı ise İsrail’in (işgal altındaki) topraklardaki inşaatlarını dondurma sözüyle atılacak.  

Diğer bir yenilik, Körfez ülkelerinin pratik katılımlarını, İsrail halkının anlayabileceği bir dile tercüme edecek olmaları. Girişimi reddetmeye karar verirse, İsrail hükümetine yerel ve uluslararası baskı uygulayabilirler.

Peki bu, Trump’ın, İsrail ve Filistinliler arasındaki kendi barış hayalini gerçekleştirme planı mı ve eğer bu olursa Körfez ülkeleri iş birliğini neden şimdi istiyorlar? 

İSRAİL SAĞI VE ARAP ÜLKELERİN ÇIKARI

Çoğu Arap devletinin liderleri İsrail’in sağ kanadıyla benzerlikleri çok. İki taraf da Trump’ı Başkan Barack Obama’nın dönemi ardından taze bir nefes olarak görüyorlar. İki tarafın da İran’ın Ortadoğu’daki etkisinin azalmasında çıkarı var ve ne İsrail ne de Körfez ülkeleri için ABD’ye alternatif bir süper güç yoktur. 

Başta Suudi Arabistan olmak üzere Körfez ülkeleriyle ABD yönetimleri arasında on yıllar boyunca yaratılmış özel ilişkinin tahrip olması endişesi, Müslümanlardan nefret eden ama çıkarların dilinden konuşmayı bilen Amerikan başkanıyla bağları güçlendirmekten başka seçeneğin olmadığı sonucuna ulaştı. 

Trump, bir değil üç zirveye birden davet edildi; biri Suudi Kralıyla, ikincisi Körfez liderleriyle ve üçüncüsü, ‘Müslüman dünyaya’ sesleneceği Sünni Müslüman ülkelerin liderleriyle. 

Trump’ın Müslüman liderlere yönelik konuşmasını, Obama’nın, Başkan George W. Bush’la yaşanan soğuk dönemin ardından yaptığı 2009 Kahire konuşmasıyla karşılaştırmak ilginç olacak. 

İMZALANAN MİLYARLIK ANLAŞMALAR

Trump ve Suudi Kralı Selman yüz milyarlarca dolar değerinde iki anlaşma imzalayacak (önceki gün imzalandı). Biri 100 milyar dolardan başlayacak ve on yılda 300 milyar dolara kadar genişleme seçeneğiyle dev bir silah anlaşması. İkincisi, Suudi Arabistan’ın ABD’de yapacağı yaklaşık 40 milyar dolarlık yatırım antlaşması. Ek olarak, ABD ile BAE arasında imzalanan yeni savunma anlaşması var. 

Geçmişte, Suudi Arabistan’ın liderliğindeki Körfez devletleri, çoğunlukla Mısır’dan gelen Arap girişimlerine katılırlardı. 2002 Suudi girişimi bu açıdan olağan değildi, fakat İsrail’in itiraz denizinde boğulduktan sonra Suudi Arabistan, Hamas ve el Fetih arasında uzlaşma ya da Lübnan’ın iç işlerine karışmak gibi yerel girişimlere el attı. Selman, ve özellikle oğlu, her zaman büyük başarıyla sonuçlanmasa da aktif siyaset biçimlendiriciliğine soyundular.  

Yemen’deki başarısız savaş bunun bir örneği, Suriye kriziyle başetmedeki zayıflık bir diğeri. Şimdi, İsrail ve Filistinliler arasında bir siyasi atılımı yönetmeyi deneyecekler. 

‘NORMALLEŞME’NİN ETKİSİ

Suriye’nin Arap Ligi’ne üyeliği donduruldu, Irak İran’ın müttefiki kabul ediliyor, Libya parçalanıyor, Yemen savaşta, Ürdün ve Mısır ve kimi Mağrip ülkeleri, Suudi Arabistan tarafından destekleniyorlar.  

Böylece, İsrail ve Körfez devletleri arasındaki kısmi ya da tam normalleşme diğer Arap ülkelerine dayatılmayacak, fakat, eğer girişim hayata geçmezse barış sürecinin gecikmesinden kimin suçlanacağı konusunda belirleyici olacak. Ve eğer İsrail ve Filistinliler önemli meselelerdeki müzakerelerin yenilenmesinde ilerleme sağlarsa, temel bir kaldıraç işlevi görecek. 

(Çeviren: Elif GÖRGÜ)

Son Düzenlenme Tarihi: 22 Mayıs 2017 04:09
www.evrensel.net

0 yorum yapılmış

    Yorum yapın

    Yorum yapmak için üyelik gerekmemektedir. Yorumlar, editörlerimiz tarafından onaylandıktan sonra yayınlanır. Konuyla ilgisi olmayan, küfür içeren, tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.