Cumartesi Anneleri, Özdemir ve Çıtak'ın akıbetini sordu

Cumartesi Anneleri, Özdemir ve Çıtak'ın akıbetini sordu

Cumartesi Anneleri 634.haftada Galatasaray Meydanı'nda bir araya gelerek Enter Özdemir ve Bapir Çıtak için adalet talep etti.

Cumartesi Anneleri/İnsanları yakınlarının akıbetini sormak için 634. haftada yine Galatasaray Meydanı’nda bir araya geldi. "Failler belli kayıplar nerede?" pankartıyla buluşan kayıp yakınları, karanfiller ve gözaltında kaybedilenlerin fotoğraflarının yanı sıra, 1995 yılında oğlu Abddurrahman'ı gözaltına kaybeden ve akıbetini öğrenemeden geçtiğimiz hafta hayatını kaybeden Cumartesi Annesi Hediye Coşkun’un, "Unutmadık unutmayacağız" yazılı fotoğrafını taşıdı. Bugün ve yarın Kanarya mahallesinde evinin önünde taziye çadırı açılacağı hatırlatıldı. Ankara'da Nuriye Gülmen ve Semih Özakça'nın 73., Dersim'de Kemal Gün’ün 86. gününe giren açlık grevi hatırlatıldı. Her iki açlık grevinde de kritik aşamanın çoktan geçildiği, taleplerin derhal kabul edilmesi gerektiği söylendi. 17-31 Mayıs’ın Kayıplar Haftası olduğu belirtilen eylemde kayıp yakınları Enter Özdemir ve Bapir Çıtak'ın unutulmadığı söylendi. Açıklamaya CHP Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, kayıp yakınları ve çok sayıda yurttaş katıldı.  

'SESİMİZİ DUYAN OLMADI'

İlk olarak söz alan Murat Yıldız'ın annesi Hanife Yıldız, Hediye Coşkun'u anarak sözlerine başladı. "Evlat hasreti neydi onun için, oğlunun kemiğine kavuşmaktı" diyen Yıldız, şu sözlerle konuşmasına devam etti: "Sana güle güle demeyeceğiz anneciğim. Sen bizimlesin. Bizim acımız yüreklerimizi, ciğerlerimi yaktı. Bizim acımız, isyanımız dağları deldi, gözyaşımız dereleri taşırdı. Sesimizi bir duyan olmadı."

'BURADAN GEÇENLER BİZİM HİKAYEMİZİ EZBERLEDİ'

634. haftaya, Kayıplar Haftasında girildiğini hatırlatan Fehmi Tosun, Hediye Anne’nin evlat acısı çekerken hayatını kaybettiğini vurguladı. Tosun, Anne Coşkun'un mücadelesini şu sözlerle aktardı: "O anne Galatasaray'a gelmek için neler yaşıyordu. Otobüse binemiyordu. Midesi bulanıyordu. Sirkeci’ye geliyor, oradan yürüyerek Galatasaray’a geçiyordu. Yaşlı bir anneydi. Evlat acısı çekiyordu. Biz onu kaybettik. Artık buradan geçenler bizim hikayemizi ezberledi. Artık yeter. Daha kaç anne gözü yaşlı, gözü açık aramızdan ayrılacak. Bu ülkede demokrasiden ve hukuktan bahsedilmektedir Galatasaray’a bakın artık. Anaların eli sizin yakanızda olacak. Ta ki katillerden hesap sorulana kadar. Kayıplarımızı unutmayacağız, unutturmayacağız."

'BİZ HESAP SORMAYA DEVAM EDECEĞİZ'

CHP Milletvekili Sezgin Tanrıkulu ise hayatını kaybeden annelerin yerine yeni anneler geldiğini yeni acıların yaşandığını vurguladı. "Acılarımız malesef azalmıyor, artarak çoğalıyor" diyen Tanrıkulu, hükümete defalarca çağrı yapılmasına rağmen gözaltında zorla kaybetmenin devam ettiğini vurguladı. Tanrıkulu, "Türkiye’nin başka başka yerlerinde kayıplar devam ediyor. Bu meydan oldukça biz hesap sormaya devam edeceğiz" dedi.

NE OLMUŞTU?

634. oturumun basın açıklamasını okuyan Aylin Yıldız, 634 haftadır üstü örtülen, yok sayılan ve sorumluluğu üstlenilmeyen gözaltında kaybetme suçuna karşı hakikatte ve adalette ısrar ediyoruz. Bu hafta 23 yıldır adalet talebi karşılıksız bırakılan Enter Özdemir ve Bapir Çıtak için buluştuklarını dile getiren Yıldız, "46 yaşındaki iki çocuk babası Enter Özdemir ve Bapir Çıtak Hakkari/ Çukurca /Tiyar ( Kazan) köyünde yaşıyordu. 5 Mayıs 1994 tarihinde akşamüzeri köyü kuşatan asker ve korucular evlerde arama yaptı. Köy saatlerce ateş altında tutuldu. Evlere açılan ateş sonucunda Akar ailesinin 10 yaşındaki çocukları öldürüldü" dedi.
Askerlerin gece geç saatlerde Özdemir ve Çıtak’ın evine geldiğini ve onları “Bize yol gösterin” diyerek yanlarında götürdüğünü ifade eden Yıldız, "Özdemir ve Çıtak eve dönmeyince aileleri askeri birliğe giderek yakınları hakkında bilgi almak istedi. Askeri yetkililer onlara yakınlarının kendileri tarafından alınmadığını söyledi" diye konuştu.

Üç gün sonra ailelerin ve köylülerin kayıpları aramak için boşaltılan köylerine geri döndüğünü söyleyen Yıldız, arama sonrasında Çıtak ve Özdemir’in cansız bedenlerinin elleri ve ayakları bağlı olarak bir dere kenarına atılmış halde bulunduğunu vurguladı. Çıtak ve Özdemir'in parçalanmış bedenlerindeki izlerin onların panzerin arkasına bağlanarak sürüklendikleri ve sonrasında da ateş açılarak öldürüldüklerini gösterdiğini aktaran Yıldız, köy muhtarı İ.K.'nın Çukurca Jandarma Merkezi'ni arayarak savcının olay yerine gelmesini istediğini belirtti. Savcının muhtara, “Güvenlik nedeniyle biz gelemeyiz. Siz cenazeleri Çukurca’ya getirin" dediğine dikkat çeken Yıldız, "Bir araç kiralayan aileler cenazelerini alarak köylüler ve muhtarla birlikte Çukurca’ya gitmek için yola çıktı. Kısa bir süre sonra aracın önü bölgede konuşlanan Bolu Tugayı’na bağlı komandolar tarafından kesildi. Aileler 'Çukurca İlçe Jandarma Komutanlığı ve Çukurca Savcılığı cenazelerimizin ilçeye getirilmesini istediler,' demelerine rağmen askerler onlara 'Gidin köyde gömün yoksa hepinizi öldürürüz!' diye tehdit ettiler. Bunun üzerine Özdemir ve Çıtak boşaltılan köyde defnedildi" diye konuştu.

Ailelerin yaptığı başvuruların sonuçsuz kaldığının altını çizen Yıldız, Özdemir ve Çıtak'ın gözaltına alındığının kabul edilmediğini vurguladı. Yıldız, şu şekilde devam etti: "Onları gözaltına alanlar ve vahşice katledenler bugüne kadar yargılanmadı. Ailelerin hukuki girişimleri yeterli resmi belge-bilgi olmadığı iddiasıyla reddedildi. Gözaltında kaybetme uluslararası düzeyde bir suç olmasına ve yürürlükteki uluslararası hukukun yaptırımlarına tabi olmasına rağmen devlet diğer kayıp dosyalarında olduğu gibi Enter Özdemir ve Bapir Çıtak dosyalarında da zorla kaybetme suçunu uygun araçlarla cezalandırma zorunluluğunu yerine getirmedi.” (İstanbul/EVRENSEL)

www.evrensel.net

0 yorum yapılmış

    Yorum yapın

    Yorum yapmak için üyelik gerekmemektedir. Yorumlar, editörlerimiz tarafından onaylandıktan sonra yayınlanır. Konuyla ilgisi olmayan, küfür içeren, tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.