Madımak

Madımak'ta kibrit çakanlar şimdi Meclis'te

Türkiye Yazarlar Sendikası (TYS) üyeleri önceki akşam, Sivas Katliamı’nın 19. yılında Kadıköy’de “2 Temmuz Yan Yana” diyerek yürüdüler. TYS’nin Fotoğraf Sanatçısı Mehmet Özer’in Sivas katliamıyla ilgili fotoğraflarından hazırladığı gezici sergiyi taşıyan yazarlar, Madımak’da ölenler

Sevda Aydın

Serginin Kadıköy-Moda tramvayıyla gezdirilmesini planlayan TYS üyeleri, tramvay sürücüsünün ‘Eylem yapıyorsunuz, amirime haber vermem lazım’ şeklindeki engellemelerine takıldı. Tramvay sürücüsünün veryansınları Şair, Yazar Sennur Sezer ve diğer üyelerin tepkisine neden oldu. Bu etkinliğin bir eylem değil, Sivas anması olduğunu, sendikalı yazarlar olduklarını ve son derece yasal bir buluşmayı gerçekleştirdikleri uzun uzun anlatıldı. Neyse ki küçücük tramvay içinde sesi baskın çıkan TYS’nin yazarları oldu.

Tramvayın içindeki bu kısa yolculuk boyunca tüm resimler bir sergileme disipliniyle sergilendi. Caddelerden geçenlerin, duraklarda bekleyen insanların, Aziz Yıldırım’ın tahliyesini kutlamak için Kadıköy’e gelenlerin de o gün yolu bu sergiyle kesişti. Gezici sergiyle birlikte Kadıköylülere Metin Altıok, Behçet Aysan ve Uğur Kaynar’ın şiirleri dağıtıldı.

SİVAS'A BENZER ONLARCA ACI YAŞANDI

Yapılan sergi yürüyüşünün ardından yazarlar Kadıköy Postanesinin önünde basın açıklaması yaptı. Açıklamayı okuyan TYS Genel Başkanı Mustafa Köz, Sivas Katliamı’nın üzerinden geçen 19 yıl boyunca Sivas’a benzer onlarca acı yaşandığına dikkat çekti. “İki yüze yakın gözaltında kayıp, yargısız infaz, ‘Hayata Dönüş’ operasyonları, Güneydoğu asit kuyuları, toplu mezarlar, daha dün Uludere, daha dün Urfa, Gaziantep, Adana cezaevleri... Muhalifleri, azınlıkları düşman gören gerici iktidarların kanlı oyunları, siyasal tetikçileri değişmedi” diyen Köz, bunun için bu ülkenin yazarlarının, Sivas davasının zaman aşımına uğratılmasıyla daha da kirlenen vicdanların sorgulayıcıları olmayı sürdüreceklerini dile getirdi.
Köz sözlerini şöyle sürdürdü: “19 yıl önce Madımak’ın önünde kibriti çakanlar kapının önündeydi. Şimdi Meclisteler. Bir çoğu Milletvekili, Bakan oldu. Başbakanın danışmanlığını yapanlar var. Durum böyle olunca çok da iyimser olmanın alemi yok. 19 yıldır değişik biçimlerde yangın sürüyor. 19 yıl önce de olsa, 20 yıl sonra da olsa faşist iktidarlar ülkenin başında oldukça bu yangın sürecek. Mücadelemiz bu yangının büyümemesi için” dedi. (İstanbul/EVRENSEL)


TÜRKİYE’DE HUKUK SINIFSAL OLARAK AYRIŞIYOR

Emin Karaca (Araştırmacı): Bu ülkede katliam kültürü yaratılmak isteniyor. Sivas, Uludere, cezaevlerindeki katliamlar topuma kanıksandırılmaya çalışılıyor. Türkiye’de hukuk sınıfsal olarak ayrışıyor. Burjuvaziye farklı, emekçilere farklı hukuk uygulanıyor. Sivas davasında da yargının elinden kaçabilenler kendilerine göre işlenen hukukun neticesinde kaçabildiler. Fakat bundan sonra da hangi iktidar, hangi hukuku kullanıyor olursa olsun bu davayı sonuçlandırmalı.

BU KARA SAYFANIN TEMİZLENMESİ GEREKİYOR

Sennur Sezer (Şair-Yazar): Aslında Sivas davası bitmedi. Bu işin gerçek suçluları cezalarını almadıkça da bitmeyecek. 2 Temmuz bir gençlik ve aydın katliamı olarak planlanmıştı, gerçekleştirildi. Ne katliamlar bitti ne de aydınlarla halkın düşman olması için yapılan provokasyonlar. Bu kara sayfanın temizlenmesi, adaletin de yöneticilerin de lehinedir. Ne var ki yitirilenler ve onların bıraktıkları boşluk üzerinden 19 yıl geçti. Bir o kadar daha geçse de dolmayacak. Asıl acı olan odur.

HALKIN VE VİCDANIN HUKUKUNDA ZAMAN AŞIMI YOKTUR

Müslüm Çelik (TYS Genel Sekreteri): Kağıt üzerinde davanın geldiği nokta zaman aşımı diye adlandırılabilir. Bu burjuva hukukunun davadaki geldiği noktaya da Başbakan ‘Hayırlı olsun’ diyebilir. Fakat halkın hukukunda ve vicdanın hukukunda bu tür zaman aşımı diye bir şey yoktur. İnsanlık tarihinde pek çok katliam vardır ve insanlık bu yaraları zaman aşımıyla değil, umuduyla, direnciyle yaşamıştır. Sivas davasında esas süreç bundan sonra başlamalı ve bunun da öncüleri hukukçular olmalı.

www.evrensel.net