Bir kimlik sorunu

Bir kimlik sorunu

Her zamanki gibi akşam gazeteden çıkıp eve gitmek için Anadolu Yakası’na geçeceğim. Otobüsten Karaköy’de inince acele ediyorum vapuru kaçırmamak için. Vapurun kalkmasına 4 dakika var. Yetişirim diye düşünürken iskeleye 10 metre kala polis otosunun yanında tanıdık bir sima görüyorum. Adı Baran Atabay,

Vural Nasuhbeyoğlu

VURAL GEÇ, BARAN KAL!

Polis otosunun yanında arkadaşıyla birlikte bekleyen Baran’a yaklaşıp “Hayırdır” diye soruyorum. “GBT kontrolü yapıyorlar, yarım saattir burada bekliyoruz” diyor. Beni Baran’ın yanında gören polis memuru da bana “Hayırdır” diyor. Gazeteci olduğumu, Baran’ın gazetemizde staj yaptığını ve tanıştığımızı söylüyorum. Baran’la tanışık olmam şerefine polis benim de kimliğimi istiyor. Benim GBT işlemim yapıldıktan sonra polis kimliğimi veriyor ve “gidebilirsin” diyor. Ben Gümüşhaneli olduğum, adım Vural olduğu için çok sıkıntı yaşamadığımı anlatıyorum Baran’a. Bunu duyan polis memuru “Ben de doğunun çoçuğuyum. Sizi doğulu ve Vanlı olduğunuz için tutmuyoruz” diyerek savunmaya çalışıyor kendini. Ardından Baran ve arkadaşını işaret ederek ekliyor “Biz size hakaret ettik mi, kötü muamele yaptık mı. Hayır” diye anlatıyor. Olması gerekeni Baran ve arkadaşına ve bana bir lütufmuş gibi anlatıyor polis memuru.

Bir sıkıntı olmadığını, sivil ekiplerin Baran’a birkaç soru sorucağını ve onların beklendiğini belirtiyor. Bu sırada sivil ekip de geliyor. Resmi ekip onlardan izin aldıktıktan sonra ayrılıyor. Siviller, Baran ve arkadaşı Adar Baran’ın kimliklerini devralıyor. Baran’a  ‘İstanbul’a neden geldiğini, yanındaki kutuda ne olduğu, nerede okuduğunu, İstanbul’da nerede kaldığını’ soruyor. Resmi ekibin baktığı, içinde müzik aleti olan kutuya bir de sivil ekip bakıyor. Hani ne olur ne olmaz! Ardından Baran’ın İstanbul’da kaldığı ev adresi ve telefon numarası küçük bir deftere kaydedildikten sonra Baran ve arkadaşının gitmesine izin veriyorlar. Onlar 4 ben iki vapur kaçırdıktan sonra 5 dakika sonra kalkacak vapura doğru hızla yürüyoruz.

KATILMADIĞI FESTİVALDEN SORUŞTURMA

Vapurda konuştuğumuz Baran Atabay ve arkadaşı Adar Baran Değer, bu iki isim yan yana gelince ve Vanlı olunca sıkıntı yaşamamak imkansız diye anlatıyorlar. Baran aynı zamanda müzisyen. 2011 yılında Mart ayında Koma Med’le Tatvan’da katılacakları bir festival için kimlik fotokopileri ve ikametgah adreslerinin istendiğini ve grup olarak bunları ilgili yerlere ulaştırdıklarını belirtiyor. Baran o dönem rahatsızlanınca festivale de katılamamış. Ancak festivale katılanlara ‘örgüt propagandası’ nedeniyle dava açılınca Baran, festivale katılmasa da kimlik fotokopisi gönderdiği için onun hakkında da dava açılmış. Bu nedenle bir gün TEM’de gözaltında kalan Baran, çıkarıldığı savcılık tarafından suçsuz bulunarak serbest bırakılmış. Ama belli ki onun için bir ‘mim’ konulmuş bir kenara. Adar Baran Değer, işin bir başka boyutunu anlatıyor ‘Saçlarım uzun ve küpeli olduğum zamanlar hiç polis tarafından durdurulmadım. Ama saçım kısa olunca esmerlik daha ön plana çıkıyor o zaman mutlaka bir kontrolde bekletiliyorum.”

Sabah İstanbul’da KCK davası vardı. Binlerce Kürt siyasetçi, akademisyen, yazar ve sendikacı sırf kimliklerinden dolayı cezaevinde tutuluyorlar. Ama dün akşam vapur iskelesinde yaşadıklarım Kürtler için dışarının da farklı olmadığını gösteriyor bir kez daha.

KEYFİ UYGULAMA YAPILIYOR

Av. Yıldız İmrek’le konuşuyorum. GBT’de eğer herhangi bir yakalama ya da tutuklama emri yok ise kişiyi tutmanın keyfi işlem olduğunu belirtiyor İmrek. Tutma yetkisinin tamamen ifade alma ya da hakkında tutuklama kararı olan kişiler için yapılabileceğini anlatıyor. İmrek, “Bu kişinin hakkında yakalama kararı olmadığı anlaşılıyor. Somut bir suç unsuru olmadan kişinin durudurulması da doğru değil. Bu tür durdurmalar da hukuka aykırı” diyor.

*Evrensel Yurt Haber Editörü

www.evrensel.net