DSÖ: Doğurmak kadının kararıdır

DSÖ: Doğurmak kadının kararıdır

Türkiye’de Dünya Sağlık Örgütü ve Başkent Üniversitesi Kadın Merkezi’nin ortak araştırması sonucu, güvenli koşullarda yapılmayan düşüğün anne sağlığını olumsuz yönde etkilediği belirtildi. Araştırmanın sonuç bildirgesinde kadının doğurganlığına kendisinin karar vermesinin hayati önemde oldu

Hilal Yağız

Dünya Sağlık Örgütü ve Başkent Üniversitesi Kadın- Çocuk Sağlığı ve Aile Planlaması Araştırma ve Uygulama Merkezi 6 Haziran 2012’de “güvenli düşük ve tıbbi düşük” konusunda yaptıkları ortak çalışmanın kapanış bildirgesini sundular. Toplantıda, halen sağlık hizmeti sunan personel ile tıp ve hemşirelik fakültesi öğrencilerinin “güvenli düşük ve tıbbi düşük” konusundaki algıları ve görüşleri değerlendirildi. Bildiride Ankara, İzmir, Manisa ve Van illerinde yürütülen çalışmalara dair sonuçlar paylaşıldı.

GÜVENLİ OLMAYAN DÜŞÜK ÖLÜM NEDENİ

Sonuçlara göre, güvenli koşullarda yapılmayan düşük kadın sağlığı yönünden son derece tehlikeli. Anne ölümlerinin en önemli nedenlerinden biri de güvenli olmayan düşükler. Türkiye’nin geçmişte izlediği üreme sağlığı politikaları pek çok ülkeye örnek olacak nitelikte.

10 haftalık yasal kürtaj süresinin, sağlıksız koşullardaki düşüklerle yaşanan anne ölümlerini engellemek olduğuna dikkat çekilen bildiride, “Bu yasa ile getirilen diğer önlemlerle, etkili gebeliği önleyici yöntem kullanımı da hızla artmıştır. Ayrıca bu yasanın uygulanması, isteyerek düşüklerin anne ölümlerinin içindeki payının yüzde 2’lere kadar düşmesini sağlamıştır” denildi.

YASAK, ANNE ÖLÜMÜNÜ ARTIRIR

Kürtajin ve isteyerek düşüklerin yasalar ile yasaklanmasının düşük yapmayı azaltmadığı belirtilen bildirgede, yasaklarla birlikte anne ölümlerinin arttığının pek çok ülkede görüldüğü kaydedildi. Bildiride, “İsteğe bağlı düşüğe olan ihtiyacı azaltmanın en etkili yolu, danışmanlık dahil aile planlaması hizmetlerinin tümünün herkesçe erişilebilir şekilde genel sağlık sigortası kapsamı altına alınmasıdır” denildi.

Ayrıca bildiride, tıbbi düşük- cerrahi müdahale olmaksızın ilaçla yapılan düşük yönteminin de Türkiye’deki kadınlara “standart üreme sağlığı hizmetleri” içinde bir seçenek olarak sunulması gerektiği vurgulandı. (Ankara/EVRENSEL)


KADINLAR ÜÇÜNCÜ ÇOCUK İSTEMİYOR

Raporda öne çıkan noktalar şöyle:
* Türkiye’de düşükler konusunda dörtte bir  oranında geleneksel yöntem kullanılıyor.
* Türkiye’de 2008 yılındaki doğurganlık tercihleri araştırmasına göre, doğurganlık çağındaki kadınların yüzde 67’si başka çocuk istemiyor.
* 3 çocuğu olan kadınların yüzde 87’si ise doğurganlıklarına son vermek istiyor.
* Raporda GSS içerisine alınması gerektiği belirtilen “aile planlaması ihtiyacı” Türkiye’de özellikle güney ve doğu bölgelerinde çoğunluklu karşılanmıyor. Doğu bölgesinde yüzde 15’lere varan oranlarda 15- 49 yaş arası evli kadınların bu ihtiyacı karşılanmıyor.
* Türkiye’de istenen doğurganlık hızı 1,6 iken, toplam doğurgalık hızı ise 2,2. Bu da  Türkiye’de istenmeyen gebeliklerin yoğun olduğu anlamına geliyor.
* Türkiye’de her yüz gebelikten 10’u isteyerek düşükle sonuçlanıyor.
* 1963’den 1993 yıllarına kadar etkili aile planlaması yöntemi kullanımı yaygınlaştıkça anne ölümleri 10 kat kadar azaldı.

www.evrensel.net