Emperyal demokrasi

Emperyal demokrasi

“Arap” Baharının şimdiye kadarki süreci esas itibariyle bölgedeki Batı yanlısı laik rejimler yerine, yaygın bir şekilde bölgesel Sünni-Şii çatışmasına zemin hazırlayarak, Batı yanlısı Sünni yönetimleri iş başına getirmeye yönelik olmuştur. Ancak, Batı aleminde herkesi tatmin edecek şekilde seyretmeyen bu projenin geliş

Manlio Dinucci

“Arap” Baharının şimdiye kadarki süreci esas itibariyle bölgedeki Batı yanlısı laik rejimler yerine, yaygın bir şekilde bölgesel Sünni-Şii çatışmasına zemin hazırlayarak, Batı yanlısı Sünni yönetimleri iş başına getirmeye yönelik olmuştur. Ancak, Batı aleminde herkesi tatmin edecek şekilde seyretmeyen bu projenin gelişim süreci, aynı zamanda, yapısında kontrolü kaybetme riskleri de taşımaktadır. Beyaz Saray, yakın zamanlarda Mısır’da olduğu gibi, bazı reorganizasyon faaliyetlerine başlamıştır. Bölgedeki dini liderlerin nasıl bir gündemle ülkeyi yönetecekleri tam olarak bilinmezken, askeri makamlar daha rasyonel olup, her zaman anlaşmaya açık muhatap şahsiyetlerdir.
Mısır Yüksek Askeri Konseyinin de facto talimatı üzerine, Anayasa Mahkemesi tarafından Mısır Parlamentosu faaliyetlerinin feshedilmesinden bir gün sonra ABD Dışişleri Bakanlığı, Yüksek Askeri Konseyin 01 Temmuz tarihinde yapılacak seçimde Cumhurbaşkanlığı seçilecek kişiye yetki devri yapma işini garanti altına alacak şekilde liste hazırlamıştır. Washington aynı zamanda, Mısırda “demokrasiye geçiş sürecinde” Yüksek Askeri Konsey ile yakın temas halinde olacağı güvencesini de vermiştir.
Obama Yönetimi üç ay önceden, “demokrasiye geçiş süreci programı” çerçevesinde, ama gayri meşru yollardan Mısırlı bazı gruplara milyonlarca dolar finansman sağladığı gerekçesiyle “hükümet dışı” kimi ABD görevlilerinin Mısır makamlarınca tutuklanmasından sonra  ABD Kongresi tarafından askıya alınan Mısır Silahlı Kuvvetlerine yeniden finansman sağlama kararını almıştır.
Obama Yönetiminin yardım kararı alması üzerine, Washington, 250 milyon doları Mısır’da yürütülecek ekonomik ve siyasal programlara ayırmak amacıyla, kamuoyuna açıklanmayan programlarda kullanılması için rakam belirtilmeyen önemli miktarda tahsisatın da ilave edilmesiyle birlikte, ortak imza ile banka hesabına yatırılmak üzere yıllık 1.3 milyar dolar yardımı serbest bırakmıştır. Yapılan yardım hemen etkisini göstermiştir. Yüksek Askeri Konsey, Washington’dan aldığı desteğin verdiği cesaretle, Mayıs ayında Mısır parlamentosunda geçen, Hüsnü Mübarek yönetimi döneminde görev alan üst düzey eski bürokratların aday olmalarını yasaklayan kanun tasarısını iptal etme talimatını vermiştir. Tasarının iptal edilmesi Mısır Silahlı Kuvvetlerine, yakın zamanlarda Hüsnü Mübarek tarafından başbakan olarak atanan,  General Ahmet Şefik’i Cumhurbaşkanlığına aday gösterme imkanı vermiştir. Yüksek Askeri Konsey parlamentoyu feshettikten sonra, seçimlerin yapılması döneminde, Askeri Konseyin atayacağı 100 üyeden oluşan bir komisyonun kaleme alacağı nihai anayasa belgesi düzenleninceye kadar yetkilerini güçlendirecek “geçiş dönemi anayasasını” hazırlamıştır. Böylece, Müslüman Kardeşler adayı Muhammed Mursi’nin Cumhurbaşkanlığı makamına oturması halinde bile ülke yönetiminde yetkilerin, ABD’nin finansman sağladığı ve silahlandırdığı, Mübarek rejimi döneminde de gerçek iktidar sahibi olan bu askeri kast, Yüksek Askeri Konseyin elinde olacaktır. Hüsnü Mübarek’in ABD’ye otuz yıl hizmet etmesinden sonra iktidardan alaşağı edilmesi sürecinde aynı askeri seçkin katmanı Başkan Obama tarafından kesintisiz ve barışçıl bir geçiş süreci garantörü sıfatıyla sunulmuştur.
ABD yönetimi, Suriye ve İran’da “demokrasi uygulaması ihlallerine” karşı çıkarken, aynı zamanda diğer Kuzey Afrika ve Ortadoğu ülkelerine kendi “demokratik modelini” ihraç etmektedir. Başkan Obama’nın res’en kabul etmiş olduğu gibi, ABD askeri güçleri Yemen’de operasyonları doğrudan yürütmektedir. Resmi olarak El-Kaide örgütüne karşı mücadele verilirken, bu operasyonlar aslında halkın hak talebi yönündeki isyanları hedef alınmaktadır. Washington yönetimi, Suudi Arabistan ve İngiltere aracılığıyla 3.3 milyar dolar değerinde askeri donanım alan Yemen rejimini silahlandırmaktadır.
ABD yönetimi, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri ve Katardan aldığı destekle temel demokratik haklar talebinde bulunan halkın verdiği mücadeleyi şiddet uygulayarak bastıran Bahreyn monarşi rejimini de aynı şekilde silahlandırılmaktadır. Bahreyn yönetimi, isyan olaylarına katılan kişilere yardım ve yaralıları tedavi ettikleri iddiasıyla 20 kadar hekime işkence yapmış ve hapis cezası vermiştir. Washington, bir yandan halkın karşı karşıya bulunduğu insan hakları ihlallerine ilişkin önemli sorunlara çözüm getirmeyi düşünürken, diğer yandan Bahreyn monarşik yönetimine, halkın demokrasi talebi mücadelesini kanla bastırmada kullanılacak yeni silahların teslimatını duyurmuştur.

İngilizceden çeviren: Nizamettin Karabenk

www.evrensel.net