Beştaş: Tutuklu vekiller için AYM gecikti AİHM karar vermeli

Beştaş: Tutuklu vekiller için AYM gecikti AİHM karar vermeli

Meral Danış Beştaş, tutuklu vekillere ilişkin 'Anayasa Mahkemesi yeterince gecikti. 7 ay oldu ve AİHM sürenin makul olmadığına karar verebilir' dedi.

HDP’nin hukukçu milletvekili Meral Danış Beştaş, tutuklu vekillere ilişkin olarak “Anayasa Mahkemesi yeterince gecikti. 7 ay oldu ve AİHM bu sürenin makul olmadığına karar verebilir” dedi. Beştaş, Cumartesi günü yapacakları kongreyle birçok derde deva olacaklarını vurguladı.

Tutuklu yargılandığı davada 21 Nisan’da tahliye edilen HDP Adana Milletvekili Meral Danış Beştaş, cezaevinde yaşananları, HDP milletvekillerinin tutukluluklarına itiraz edilmesine rağmen Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) 7 ayı aşkın süre geçmesine rağmen hala karar vermemesini, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) tutumunu, HDP’nin 20 Mayıs’ta yapacağı kongre ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ABD ziyaretine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

İktidarın iç siyasette olduğu gibi dış siyasette de bir çıkmazda olduğunu dile getiren Beştaş, tüm sorunların çözümü için Kürt sorununa çözüm odaklı yaklaşılması gerektiğini ifade etti. Cezaevlerinde OHAL’den önce de benzer sorunların yaşandığını, ancak 20 Temmuz 2016’da OHAL’in ilan edilmesiyle birlikte cezaevlerinde sistematik bir baskı mekanizmasının kurulduğuna dikkat çeken Beştaş, merkezden bağımsız olmayan işkence yöntemlerinin uygulandığını dile getirdi. Tüm taleplerine rağmen bugüne kadar hasta tutukluların cezaevinde ölüme terk edildiğini anlatan Beştaş, cezaevlerinde 905 hasta tutuklunun olduğuna işaret etti. Cezaevlerinin geçmişten bu güne her dönemde kanayan bir yara olduğunu, ancak böylesi bir dönemde bu durumun yara olmaktan dahi çıktığını ifade eden Beştaş, cezaevlerindeki baskıların kronikleştiğini, önüne geçilemez bir hal aldığını anlattı.

‘GAZETELER VERİLMİYORDU’

Her gün cezaevinde yaşanan hukuksuzluklardan onlarcasının kendilerine geldiğini ifade eden Beştaş, Bandırma Cezaevi’nde kalan Osman adlı ağır hasta tutuklunun mahkemeye ya da hastaneye ters kelepçe ile götürüldüğünü, götürülürken dayak atıldığı, yerde sürüklendiği bilgisi geldiğini anlattı. Beştaş, “Tutsaklara zorla askeri disiplinle baskı kuruluyor. Sayımda tekmil vermek, işkence gibi onlarca hak ihlali yaşanıyor. Defalarca bunları meclise getirdik. Şu ana kadar bir şey değişmedi. Bu tabloya duyarsız kalmamamız gerekir. Ben Silivri 9’uncu bölümde kalıyorduk. Özel bir bölümdü sözde. Çok titiz uygulamalara maruz kaldık. Özgürlükçü Demokrasi, Cumhuriyet gazeteleri verilmiyordu. Kitaplar gönderilmiyordu. Her şey güvenlik paranoyasına bürünmüş” dedi.

‘İKTİDAR BÜYÜK BİR KORKU YAŞIYOR’

Cezaevindeki baskı yöntemleriyle herkesin biat etmesinin ve teslim alınmasının amaçlandığının altını çizen Beştaş, PKK Lideri Abdullah’ın kaldığı cezaevinde hiçbir hukukun işlemediğine vurgu yaptı. Öcalan’a uygulanan tecridin hiçbir karşılığı olmadığını ve bunun hukukta yeri olmadığını kaydeden Beştaş, devletin kendi yasalarını dahi her gün çiğnediğini söyledi. Beştaş, “Kürt halkının hassasiyetleri bilinmesine rağmen bu yapılıyor. Teslim alınmayınca, talepler daha da güçlü çıkınca ikircilik durumunu yaşıyorlar. Türkiye bir güvenlik algısıyla yönetiliyor. Çok vahim bir korku var iktidarda. Bu korku da onları esir almış durumda. Tırnak içinde 15 Temmuz’u çok iyi kullanıyorlar. Kendilerine yönelik tüm muhalefeti susturmaya çalışıyor” ifadelerini kullandı.

‘NE YAPARLARSA YAPSIN HESABINI VERECEKLER’

Hükümet dokunulmazlıkların hesabını ileride veremeyeceğini dile getiren Beştaş, 20 Mayıs’ta meclisteki 3 parti eliyle HDP’ye darbe yapılmak istendiğini ve sonrasında dokunulmazlıkların kaldırıldığını söyledi. HDP’ye dönük bütün uygulamaların sistematik olduğunu anlatan Beştaş, hiçbir tutuklama kararı, tahliye kararı ya da hiçbir itiraz merkezi akıldan bağımsız olmadığını ve bununla kamuoyuna algı aşılandığını dile getirdi.

Beştaş’ın konuyla ilgili değerlendirmesi şöyle: “HDP Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ’a ceza veren mahkeme başkanı FETÖ’den ihraç edildi. Sadece bir cenaze törenine katılıp, konuşmamış dahi. Cenaze törenine katılmak hiçbir şekilde suç olamaz. Demirtaş’a dava açan savcı ve hakimler de bir bir ihraç edildi. İktidar sözde ‘FETÖ ile teröristlerle mücadele ediyoruz’ söylüyor. Ama yine onların söylemine göre bu terörist olarak tanımladığı hakim ve savcılar milletvekilliklerimiz düştü. Demirtaş’a ceza verdiler. Bu terörizme sırtını dayamak demektir. HDP, Kürt söz konusu olduğunda bunlar havada kalıyor. KCK Ana Davası’nı da gördük yıllarca cezalar verildi. Ergenekon, Balyoz davaları beraatla sonuçlanırken melese Kürtler Kürt siyasetçileri olunca cezalar yağıyor. Bize yönelik çok dava ve cezalar da FETÖ ile çağdaşlaştırılan kişiler hazırladı. Bırakmak, itiraz etme, tutuklama kamuoyunu alıştırma ve meşrulaştırmaya dönüktür. Ne yaparlarsa yapsınlar bunun hesabını verecekler. Tecritte kalan arkadaşlarımız var. İdris Baluken, Burcu Çelik hala hücrede tutuluyor. Tüm bunlarla iktidar biz sizi kabul etmiyoruz diyorlar. Bize bedel ödetmek istiyorlar. Bütün saldırılara karşı dimdik durmaya devam edeceğiz.”

‘AYM KARAR VERMEZSE AİHM KARAR VERMELİ’

“Anayasa Mahkemesi’ne ne kadar tarafsız ve bağımsız denilebilir ki!” diyen Beştaş, AYM Başkanı’nın “KHK’ye bakma yetkimiz yok” dediğini ve bununla da kanunsuz KHK’lerin çıkmasına onay vermek anlamına geldiğini dile getirdi. Bu tavrın siyasetten bağımsız olmadığını dile getiren Beştaş, denetim süreci olmadan yüz binlerce kişinin ihraç edildiğini ve bunlardan 37 kişinin intihar ettiğini söyledi. Beştaş, “Milletvekillerinin davasında da karar vermemesinde hukukla açıklanacak bir izahı yoktur. Çünkü kendi kararı var. Biz de diyoruz kendi kararınıza uyun. Hukukta içtihat bağlayıcıdır. Tehdit edilmiş bir mahkemeden bahsediyoruz. AYM yeterince gecikti. Ve bir an önce karar vermesini istiyoruz. Yoksa AİHM karar verir. Bence AİHM karar vermesi gerekir. AİHM’de makul süre vardır. 7 ay oldu ve AİHM bu sürenin makul olmadığına karar verebilir. İç hukuk, AYM başkanın açıklamalarına bakılarak AİHM karar vermelidir. 1992 yılında köy yakmaları, faili meçhul cinayetlerinde AİHM iç hukuk yollarının tüketilmesine gerek yoktur deyip karar verdi. Şimdi de aynısı yapabilir. Çünkü iç hukukta biat eden bir yargıyla karşı karşıyayız” ifadelerini kullandı.

‘OHAL İKTİDARIN CAN SİMİDİDİR’

OHAL’in iktidarın can simidi olduğunu ve yine iktidar için OHAL’in “Her derde deva KHK’ler” anlamına geldiğini söyleyen Beştaş, “İktidar partisi dava açma hakkını kaldırdı. Yasama yok, yargı yok, yürütme cumhurbaşkanına bağlanıyor. Bu süreci de baskıyla götürmek istiyorlar. Açlık grevlerini dahi yasaklıyorlar. KHK’ler OHAL’i devam sürecek bir kalkan. KHK’lerle iktidar partisi her yapmak istediğini yapıyor. Hukuk devletinden çıkmış durumdayız” dedi.

‘YAPACAĞIMIZ KONGRE HER DERDE DEVA OLACAK’

HDP Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ'ın milletvekilliği ve parti üyeliğinin düşürülmesi nedeniyle partisinin 20 Mayıs’ta zorunlu kongreye gitmesiyle ilgili konuşan Beştaş, yapacakları kongrenin birçok derde deva olacağını ve yeni kararlaşmalarla çıkacaklarını dile getirdi. Referandum sonrasında HDP olarak hiçbir şeyin 16 Nisan öncesinde olduğu gibi olamayacağı görüşünde olduklarını anlatan Beştaş, 16 Nisan Türkiye’de milat kabul edecek bir tarih olarak görüleceğini ifade etti. Beştaş, “Biz yeni bir yol bulmak zorundayız. İddiamız büyüktür. Bu ülkede en önemli ihtiyaç barıştır. AKP de bu güvenlik politikalarıyla daha fazla ilerleyemez. Türkiye’de demokrasiyi inşa etmek zorundayız. Kongrede de bunları konuşacağız. Bu kadar tutuklulara rağmen her şeyi başarabilecek güçteyiz. Bizim farkımız düşüncelerimizdeki ısrarımız, haklılığımız ve istikrarımızdır. 4 ay önce cezaevine girmeden önce ne söylediysem şimdi de aynı şeyleri söylüyorum. Geri adım atacak değilim. Biz direnerek bu partiyi yürütebiliyoruz. Bu kadar baskı olmazsa daha çok büyüyeceğimizi de biliyorum. Biz yolumuza devam edeceğiz. Bizim geleneğimizde boyun eğme yoktur” diye konuştu.

‘TÜRKİYE İÇERİDE DIŞARIDA BİR ÇIKMAZDA’

Türkiye’nin dış siyaseti ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ABD ziyaretine ilişkin de konuşan Beştaş, Türkiye’nin bir çıkmazda, darboğazda olduğunu ve bunu aşmak için de kullandığı tek kartın “Kürt kartı” olduğuna vurgu yaptı. “YPG teröristtir. Rojava’da buna izin vermeyiz” söylemlerinin dışında hiçbir şey söylenmediğini ifade eden Beştaş, Türkiye’nin Kürt karşıtlığının her yerde net bir şekilde görüldüğünü ve bunun artık bir değerinin kalmadığını söyledi. Günlerdir Erdoğan’ın Putin ile görüşmelerin bir etkisinin olmadığını yine Putin’in açıklamalarından anladıklarını dile getiren Beştaş, Putin’in, “Kürt güçleri asıl güçlerdir. Vazgeçilmezlerdir” açıklamasının önemli olduğu kadar karşı politikaları da boşa düşürdüğünü ifade etti.

‘TÜRKİYE’YE KİMSE İNANMIYOR’

Beştaş, “Türkiye’nin söylemlerine kimse inanmıyor. Türkiye ne derse desin dış dünyada yanlışlarını Trump da Putin de AB de görüyor. Suriye’de bütün farklılıkların bir arada yaşayacağı bir federasyon Türkiye’nin neden aleyhine olsun. Komşusu DAİŞ olacağına Kürtler olsun. Kürtler tek bir kurşun sıkmış değildir. Tek hedef DAİŞ olması lazım. Türkiye’nin de bu sıkışıklıktan kurtulması için Kürt meselesindeki tutumunu değiştirmesi gerekir” şeklinde konuştu. (DİHABER)
 

www.evrensel.net

0 yorum yapılmış

    Yorum yapın

    Yorum yapmak için üyelik gerekmemektedir. Yorumlar, editörlerimiz tarafından onaylandıktan sonra yayınlanır. Konuyla ilgisi olmayan, küfür içeren, tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.