Alman-Fransız ‘kutsal ittifakı’ nereye?

Alman-Fransız ‘kutsal ittifakı’ nereye?

Fransa’da cumhurbaşkanlığı koltuğuna oturan Emmanuel Macron, ilk resmi ziyaretini pazartesi günü Berlin’e yaptı.

Yücel ÖZDEMİR
Köln

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un ilk yurt dışı ziyaretini Berlin’e yapması bir tesadüf değil, bir gelenekten kaynaklanıyor. Yıllardır, Fransız cumhurbaşkanları seçildiklerinde ilk yurt dışı ziyaretlerini Berlin’e, Alman başbakanları da ilk yurt dışı ziyaretlerini Paris’e yaparlar. Her iki ülke arasında Avrupa Birliği’nden başlayarak dünya üzerindeki çıkar çatışmasından kaynaklanan “çıkar birliği” ya da “zorunlu evlilik” olarak ifade edilen bu gelenek, Macron ile de devam etti.

İTTİFAK NASIL İLERLEYECEK?

Pazartesi gerçekleşen ziyaret dolayısıyla Berlin’de en çok konuşulanlar arasında Macron döneminde Alman-Fransız ittifakının nasıl ilerleyeceği, AB’nin geleceğinin nasıl biçimlendirileceği geliyor. Ancak Alman basınında Macron’un yakın çevresine dayandırılarak verilen bazı haberlerde asıl yol haritasının eylül ayında Almanya’da yapılacak genel seçimlerden sonra netleşeceği dile getiriliyor.

MERKEL’İN 4’ÜNCÜ FRANSIZ BAŞKANI

Pazar günü yapılan Kuzey Ren Vestfalya seçimlerinin gösterdiği ise, eylüldeki seçimlerde Merkel yerine Sosyal Demokrat Partinin (SPD) Başbakan Adayı Martin Schulz’un kazanma ihtimalinin zayıf olduğu.

Yani, Merkel başbakanlık koltuğuna oturduğu 2005’ten bu yana dördüncü Fransız cumhurbaşkanı ile çalışan tek Alman başbakan olacak. Chirac, Sarkozy ve Hollande ile gayet “uyumlu” çalışan Merkel, şimdi de Macron ile, özellikle AB’nin geleceği konusunda, önemli adımlar atmayı planlıyor.

‘ÇEKİRDEK AB’YE HIZ VERİLECEK'

Süddeutsche Zeitung’da yer alan “Angela Merkel için dördüncü cumhurbaşkanı” başlıklı yazıda, Berlin’in Macron’dan beklentilerinin çok fazla olduğuna dikkat çekilerek, bunların başında Avro Bölgesi’nin entegrasyonun derinleştirilmesi, bir avro bütçesi ve avro parlamentosunun kurulması geldiği ifade edildi. Böylece, AB içerisinde uzun bir süredir var olan “Çekirdek Avrupa” tartışmasının bir tartışma olmaktan çıkıp somut kurumsal bir işlev kazanması gerektiğinden söz ediliyor. Bu aynı zamanda AB’yi bölme çabalarının yoğunlaşacağı anlamına geliyor.

ORTAK YATIRIM FONU PLANI

Aynı yazıda iş birliği konusundaki bir diğer önemli nokta ise dijital altyapı için bir Alman-Fransız yatırım fonunun oluşturulması. 

Merkel ve Macron’un bu konuya oldukça sıcak baktığı ifade ediliyor. Zaten ortak basın toplantısında iki lider, Avrupa Birliği entegrasyonunu derinleştirmek için orta vadeli bir yol haritası geliştirilmesi konusunda anlaştıklarını ifade ettiler. 

Macron toplantıda, “AB ve Avro Bölgesi konusunda ortak bir yol haritası üzerinde beraber çalışabileceğimiz için mutluyum. Geçmişte, AB anlaşmalarının değiştirilmesi  bir Fransız tabusuydu. Ama artık öyle olmayacak” dedi. 

YOL HARİTASINDA NELER OLABİLİR?

Almanya Federal Parlamento Dışişleri Komisyonu Başkanı Norbert Röttgen Almanya ve Fransa arasındaki bu iş birliğinin sınırlarını çok daha ileri düzeye taşıyor. 

Macron’un Avrupa için “son şans” olduğunu savunan Röttgen, AB içerisinde Alman-Fransız ittifakının inisiyatif alarak harekete geçmesi gerektiğini belirtiyor ve gelecekte yapılması gereken işleri ise şu şekilde sıralıyor: “Ortak dış, güvenlik ve kalkınma politikasının oluşturulması için ortak kurullar oluşturulmalı. Örneğin Dışişleri ve Güvenlik Kabinesi kurulabilir. Bununla birlikte belki de uluslararası kurullarda değişimli olarak temsil hakkı olabilir. Bu demektir ki: Dış politikada gerçek bir ortak kuruma ihtiyaç var” 

Röttgen bununla da kalmayarak, Alman-Fransız ittifakı sayesinde AB’nin ortak silah sanayine, savunma bütçesine sahip olması gerektiğini de açık olarak dile getiriyor.

MACRON DA AYNI GÖRÜŞTE

Almanya tarafından hayali kurulan ve Röttgen’in açık olarak ifade ettiği planların çoğuna Macron da sıcak bakıyor. 

Macron, ikinci tur seçimlerinden önce yaptığı açıklamalarda, AB’deki birleşme sürecini derinleştirmek için ortak dış ve güvenlik politikası, AB politikası konusunda yeni kurumların yaratılabileceğini söylemişti. Ancak yine de dikkatli olmayı yeğlemişti.

Söylenen ve yazılanlara bakılırsa, Macron ile Merkel’in her iki ülke arasındaki “kutsal ittifak” konusunda aynı düşüncelere sahip. Ancak bunların ne kadarının hayata geçirilebileceği konusunda şüpheler var. Daha doğrusu engeller mevcut. Bunların birincisi Macron’un siyasi olarak parlamentoda gerekli desteği sağlayıp sağlamayacağı. Bu açıdan haziran ayında yapılacak parlamento seçimleri büyük bir önem taşıyor. Benzer bir durum Almanya için de geçerli.

AB’NİN YAPISINDA DEĞİŞİKLİKLER PLANLANIYOR

Berlin’den verilen mesajlara bakılırsa Almanya, Macron’un seçilmesini, AB’de yapmak istediği değişiklikler için büyük ve son şans olarak görüyor. Bu nedenle, bir çok zorluğa rağmen Macron ile birlikte önümüzdeki dört-beş yıl içerisinde AB’nin yapısında önemli değişiklikler planlanıyor. Başka bir deyişle, çekmecede tutulan planlar masanın üzerine çıkarılacak ve kısa zamanda hayata geçirmek için harekete geçilmeyecek.

Ne var ki gelişmeler, Alman-Fransız ittifakının kendi çıkarları yönünde atacakları her adımın AB içerisinde sorunları çözmekten çok daha da derinleştirecek gibi görünüyor. 

Paris-Berlin ittifakı dünya üzerindeki paylaşım mücadelesinde çıkarlarını AB üzerinde hayata geçirmek için hızlı adımlar attıkça hem bu ülkelerde hem de AB içinden büyük dirençle karşılaşacağı anlaşılıyor. Dolayısıyla geleceğe dair Alman-Fransız hayallerinin kolay bir şekilde hayat bulması zor görünüyor.

www.evrensel.net