TEKNOROT işçileri: Birliğe şimdi daha çok ihtiyaç var

TEKNOROT işçileri: Birliğe şimdi daha çok ihtiyaç var

Devlet ve patron işbirliğiyle direnişleri kırılan TEKNOROT işçileri, birliktelik kurulması gerektiğini belirterek komite ihtiyacına dikkat çekti.

Fırat TURGUT
Düzce

Türk Metal’in satış sözleşmesine karşı üretimi durduran TEKNOROT işçilerinin direnişi patron, devlet kurumları ve kolluk kuvvetleri iş birliğiyle kırıldı. İşçilerde ciddi bir moralsizliğin hakim olduğu söylenebilir. Ancak işçiler bundan sonra yaşanacak gelişmelere dikkat çekiyor. Patronun “İşten atma olmayacak, ücretlerde artış yapılabilir” dediğini hatırlatan işçiler, komite ihtiyacına dikkat çekerek şunu söylüyor: “Patronun sözü kağıt üzerinde değil. Bir teminat yok. Şimdi önümüzdeki görev yaşanabilecek işten atmaları engellemek ve zam talebimizin peşini bırakmamak. Bunun için de asıl olarak içerideki birliğimizi daha da güçlendirerek hareket etmemiz gerekir.”

Düzce 1. Organize Sanayi Bölgesinde bulunan otomotiv yan sanayi fabrikası TEKNOROT’un patronuyla Türk Metal arasında süren sözleşme görüşmelerinde Türk Metal, işçilere verdiği sözü tutmayarak 8 Mayıs’ta düşük zamma imza attı. Satış sözleşmesine tepki gösteren işçiler aynı gün 3 vardiyada üretimi durdurarak fabrika bahçesinde direnişe geçti. Direnişin 3. gününde patron, emniyet müdürü ve il alay komutanının bir araya gelmesiyle işçilerin üzerindeki baskılar arttı, işçilerin birliği bozuldu, direniş kırıldı.

DİRENİŞ ÖĞRETTİ

Direnişleri her ne kadar kırıldıysa bile hakları için birlik olmalarının önemli olduğunu belirten bir işçi “Şimdi kardeşim ben tek başıma müdüre, patrona, sendikacıya gidip şu sorunum var, ücretim düşük falan desem de muhatap alınmam. Ama tüm işçiler bunu hep bir ağızdan dediğinde muhatap alınıyorsun” dedi.

Başka bir işçi ise sözleşme hazırlığında yaşananlara dikkat çekti: “Biz başından beri sözleşme maddeleri nasıl, sendikacılar ne yapacak? Bunları takip ettik. Hatta son görüşmeden önce sendikacıları uyardık da. Ama sonra olanlar belli. Bizden habersiz imzalamalarını nasıl engelleriz? Ne bileyim, notere mi onaylatırız, yazılı belge mi alırız? Gerçi şimdi sendikadan istifa etti çoğu işçi ama yarın öbür gün buna benzer bir şey yaşarsak bir yolunu bulmamız lazım bunun. İstese bile verdiği sözden dönemesin yani.”
Bir işçi ise sendikalaşma konusunda bir uyarıda bulundu: “Sendikasız olmak en kötü sendikadan daha kötüdür, bunu biliyoruz. Ama bizim için Türk Metal’e üye olmakla sendikasız olmak arasında bir fark olmadı. Ha işçilerin haklarını savunmak açısından sendika şart. Yarın öbür gün Türk Metal değil belki başka bir sendika olur. Ama sendika işçiyi bilgilendirecek, samimi olacak, şeffaf olacak, dürüst olacak.”

KOMİTE İHTİYACI VAR

Hak arama mücadelesinde deneyimsiz olduklarını söyleyen bir başka işçi ise “Gerçekten birçoğumuzun deneyimi yoktu. Çoğumuz için bir ilk oldu. Bundan dolayı kimi hatalar da yaptık. Mesela direnişimiz 3 gün sürdü. İlk gün sendikaya tepki gösterdik. İkinci gün sözleşmeyi kabul etmiyoruz dedik. Üçüncü gün patronla konuşalım dedik. Daha planlı hareket etmemiz gerekiyordu belki. Tamam sendikaya tepki gösterelim, sattı bizi sonuçta. Sözleşmeyi kabul etmeyelim ama patronu muhatap almayı ilk başlarda düşünebilirdik” dedi. Plansız hareket etmelerini zayıflık olarak tarif eden işçi, kendilerinin seçtiği temsilcilerden oluşan bir komite ihtiyacına dikkat çekti: “Şimdi ne yapalım diye konuşuyorsun, bir araya geliyorsun her kafadan bir ses. Öyle olunca da işi çözemiyorsun. Burada sözü dinlenen arkadaşlarımız var. Bu arkadaşlar işçilerle gruplar halinde konuşur. Sonra bir araya gelir kendileri bir şey der. İşin başını çekerler yani. Patronla da görüşür, emniyet müdürüyle de jandarmayla da. Ha tabi bize söyler, bunu bunu dediler biz de şunu şunu dedik diye.”

‘İŞTEN ATMALARA KARŞI NE YAPACAĞIMIZA KARAR VERMELİYİZ’

Makinelerinin başına geçerek işbaşı yapan işçilerde, tedirginlik var. Bunun arkasında işten atılma korkusu yatıyor. Patronun, yapılan görüşmede “İşten atılan olmayacak, ücretlere bakacağız” dediğini hatırlatan bir işçi, şöyle devam etti: “İşten atma olmayacağına dair yazılı bir şey yok, teminat yok. Sadece söz olarak geldi. Asayiş şube müdürü öyle bir şey olursa gelin beni bulun diyor. Yahu sen de jandarma da geldiniz bize karşı durdunuz. Ben o saatten sonra seni bulsam ne olacak? Patron 10 senedir beraber çalışıyoruz, biz bir aileyiz, sözüme güvenin diyor. Nasıl bir aileyiz? 10 senedir sana çalışıyoruz, aileysek istediğimizi yap. Çok bir şey de istemiyoruz ki, hakkımız olanı istiyoruz. Madem aileyiz hakkımızı ver.”

İŞÇİLER BİRBİRİNE SAHİP ÇIKMALI

Patronun da görüşmede “şahit” olarak gösterdiği emniyet müdürü ve alay komutanının işçilere sahip çıkmayacağını ifade eden işçi buna karşı işçilerin birbirine sahip çıkması gerektiğini dile getirdi: “İşler başlayınca baskılar da artacak, baskıları işten atmalar takip edecek. Mesela ben ikna olmadım. Bugün bir şey yapamıyoruz ama önümüzdeki dönemi düşünmemiz gerekiyor. Şu an ağzını açmazsan belki işe devam etme ihtimalin olabilir. Ama kendi başına ses çıkarırsan kapının önüne konursun. Şimdi işçinin birliğini kırdılar, herkeste bir moralsizlik var ama şimdi işimiz daha ciddi. Önemli olan şimdi birliği sağlayabilmek ve koruyabilmek. Yarın işten atmalar olursa ne yapacağız? Buna ben şimdi karar veremem ama iş mi bırakacağız, başka bir şey mi yapacağız bunları düşünmemiz gerekiyor. ‘Ben çıkarılmadım ya, işime devam ediyorum, beni ilgilendirmez’ dememeli kimse. İstiyoruz ki hiçbir arkadaşımız zarar görmesin.”

Başka bir işçi de işten atmalara karşı uyarıda bulundu: “Adet sayısını yükseltir, yetiştiremezsen performans eksikliği der. En ufak hareketinde tutanak tutar. 3-5 tutanakla işten atar. Ya da böyle baskılarla işçinin istifa etmesini de sağlayabilir. Bizim bunu da düşünmemiz lazım.”

TİS’İN BİZE SORULMADAN İMZALANMASINI KABUL ETMEDİĞİMİZİ GÖSTERDİK

Kendilerine sorulmadan karar alınmasının patlama noktası olduğunu dile getiren bir işçi şunları söyledi: “Sözleşme bize sorulmadan imzalandı. Biz bunu kabul etmediğimizi göstermiş olduk. 39 arkadaşımızı gönderdik, işverenle görüştü. Ama sonrasında bir grup arkadaş gidelim çalışalım dedi. Bir grup arkadaş buna ikna olmadı. Ama kırıldık, birliğimiz dağıldı. Bu saatten sonra yapacağımız her şeyle ilgili cezai işlem başlatacaklarını biliyoruz. Birliğimizin dağılmasında bu etkili oldu. Bu bizim istediğimiz sonuç değildi. Ama bizim için önemli olan işveren hiç kimseyi işten çıkarmayacağına dair söz verdi. Bir iyileştirme yapabileceğine dair söz verdi. Bundan sonra da içeride birliği sağlamamız gerekiyor. Birliğimizi koruyarak bu taleplerimizi hayata geçirmemiz için uğraşacağız.” Bir diğer işçi de şöyle konuştu: “Buradaki işçinin amacını ne olabilir ki? Mutlu yaşamak ve baktığı insanları mutlu etmek. Hak ettiği kazancı elde etmek. Her ne kadar ağır sanayi olarak geçmese de buraya sağlam giren bir kişi boyun fıtığı, bel fıtığıyla çıkıyor. Tüm bunları düşündüğümüzde bile olayın daha yeni başladığının farkındayız.”

www.evrensel.net
ETİKETLER TEKNOROTDüzce