ÇAYKUR ve çay üretimi bitirilmek isteniyor!

ÇAYKUR ve çay üretimi bitirilmek isteniyor!

Tüm Köy Sen Genel Sekreteri Yusuf Gürcüsu, organik çay üretimindeki belirsizliği yazdı.

Yusuf GÜRSUCU
Tüm Köy Sen Genel Sekreteri

AKP Hükümetinin tarım politikaları ithalata dayalı bir zeminde sürdürülüyor. Bunun dışında tarım alanları; enerji, turizm, maden, kentleşme vb. yollarla adeta yok ediliyor. Oluşturdukları sermaye havuzları eliyle doğal yaşamın ve tarım alanlarının yok olmasına neden olan bu adımlarla çaylık alanlardan vazgeçildiği görülüyor. Bu vazgeçmeyle birlikte ortaya çıkacak boşluğun Lipton vb. çay tekellerince ithalata dayalı olarak sürdüreceklerini uyguladıkları politikalarda görmek ise mümkün.

ORGANİK ÇAY!

Türkiye’de 2015 yılı kuru çay üretim miktarı 256 bin ton iken, ihraç edilen çay miktarı ise 5 bin ton olarak açıklanmıştı. Türkiye’de tüketilen çay miktarı ise ortalama 500 bin ton. Bu hesaba göre her yıl 250 bin ton civarı çay ithal ediliyor. İthalatlar ise Çin, Hindistan, Kenya ve Sri Lanka’dan gerçekleşiyor. 2015 yılında Sri Lanka’dan yaklaşık 50 bin ton çay ithalatı yapılmış. Dünyadaki nüfus yoğunluğuna göre en çok çay Türkiye’de tüketiliyor. Üretim bakımından dünyanın ilk 7’si içinde yer alan Türkiye buna rağmen ihtiyacı karşılayacak çay üretiminden yoksun. 

Dünya tekellerinden biri olan Unilever’in Lipton markasının Türkiye’yi en büyük pazarları olarak değerlendirdiğini açıklamalarında görebiliyoruz. Firma, Kenya’da 147 bin hektar alanda çay üretimi yapıyor. Kenya’da ve hatta dünyada çay üretiminin tamamını kontrol ederken, Kenya’da 20 çay bölgesinde 8 fabrikası bulunuyor. Lipton reklamasyonlarında ithal getirdikleri çaylarla Karadeniz çaylarını harman yaparak özel tatlar elde ettiklerini açıklarken gelecek süreçte bölgede üretilen çayların katkı malzemesi haline getirileceği beklenmeli. 2018’den itibaren organik çaya geçme kararlarının arka planında çaylık alanların daraltılması gelmektedir. Organik üretimler patent şirketleri eliyle gerçekleştirilmektedir. Bu şirketlerin vereceği kararlarla belli bölgelerde organik tarımın yapılamayacağı açıklamalarını ise hep birlikte göreceğiz. 

VARLIK FONU VE ÇAYKUR

Dönemin Özelleştirme İdaresi Başkan Vekili Ahmet Aksu, 2012 yılında, kamu iktisadi teşebbüslerinin (KİT) özelleştirilmesine devam edileceğini belirterek, PTT, BOTAŞ, TİGEM ve ÇAYKUR’un özelleştirilmesinin gerekli şartlar oluştuğunda gündeme geleceğini ve bu kurumların da özelleşeceğini açıklamıştı. Fona devredilen kurumlar içinde ise TİGEM dışında diğer 3 kurum Varlık Fonu’na devredildi. 2002 yılından bu yana özelleştirilmesi gündem de olan ÇAYKUR’un fon eli ile içinin boşaltılacağını hatta tüm varlığı ile satılabileceğini geçmiş tartışmalar ve açıklamalardan görebiliyorduk. Ancak bu durum artık gerçek oldu. Varlık Fonu’na devredilen ÇAYKUR’un, Körfez merkezli bir sermaye fonuna borç karşılığı ipotek edildiği iddia edildi. Bu durum yakın gelecekte ÇAYKUR’un el değiştireceğini açıkça göstermektedir.

YENİ ÇAY KANUNU!

Hükümetin çay kanunu hazırlığı içinde olduğu ve bir taslak hazırladığı biliniyor. Bu bağlamda düşüncelerini açıklayan Rize Ziraat Odası yöneticileri, iktidar tarafından ‘çay kanun taslağı’ hazırlandığını ve bu taslağın kamuoyundan gizlendiğini söylüyor. Taslaktaki 2-3 madde dışında kendilerine ve kamuoyuna bilgi verilmediğini, hazırlanmakta olan kanun taslağıyla çayın gerçek sahibi olan müstahsille çay üreticisinin devre dışı bırakılacağını, fabrika sahiplerinin üretici sıfatıyla kanun taslağında yer alacağını ifade ediyorlar. Hazırlanan çay kanun taslağının belli kesimlerce kapalı kapılar ardında hazırlandığını ve taslağın üreticinin aleyhinde olacağını söyleyen yöneticiler, “Hazırlanan kanun taslağında üretici olarak çay fabrikası sahipleri gösteriliyor. Bu kanunla çayın gerçek sahibi üretici devre dışı bırakılıyor. 4-5 çay fabrikası sahibini çay üreticisi olarak göstermek çay üreticisinin burada yer alamayacak olması demektir. Böyle olunca müstahsil haklarını savunamayacak olan üretici ezilip yok edilmek isteniyor” dediler.  

ÇAY VE ÇAYLIKLAR TEKELLERE!

ÇAYSİAD’ın Eski Genel Sekreteri Mustafa Yılmaz Kar, yürüttükleri ‘Yaş çay bizim işimiz’ adlı projeye yönelik düşüncelerini paylaştığı yazıda görüşlerinin bir bölümünde, “Proje, yönetilmesi zor çay alanlarını kurulacak şirketlerin elinde toplamaya ve kayıt içine alarak yönetilebilir hale getirmeye yöneliktir. 2000-3000 dönüm araziler şirketlerin elinde toplanacak ve kayıt içinde vergi üretir hale getirilecektir. Aynı zamanda ham madde kalitesinin artırılması ve arz talep dengesinin korunması da sağlanmış olacaktır” sözleriyle arazilerin çiftçinin elinden nasıl alınacağının planlarını ortaya koyuyordu.

2014 yılında çıkan 5403 sayılı ‘Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu ve Uygulama Yönetmeliklerine göre 10 dekardan küçük çaylık alanları yeterlilik kriterleri bakımından tarımsal alan sayılmayacak. Bu nedenle de desteklemelerin dışına itilecek. Yaşananları topluca değerlendirdiğimizde, çay üretim alanlarının daraltılmasının hedefleri içinde yer aldığı görülürken, şirketlerin hakim olduğu ve sadece ‘organik’ vb. süslemelerle üretim yapılan alanlardan oluşan dar bir bölgelere çay üretiminin sıkıştırılacağı anlaşılıyor. Boşaltılan çaylık alanlar ise yerini enerji tarımı, maden faaliyetleri ve Körfez zenginlerinin yaşam alanları gibi birçok etkinliğe bırakacak. Bunun dışında ÇAYKUR’un hakim olduğu çay piyasası tamamen Lipton başta olmak üzere şirketlerin eline geçecek. Tek çözüm ise bu saldırılara karşı hep birlikte örgütlü biçimde direnmek olmalıdır. Yoksa elimizde ne çayımız ne de çay içebileceğimiz bir ağaç gölgemiz dahi kalmayacak.

Son Düzenlenme Tarihi: 12 Mayıs 2017 08:25
www.evrensel.net