Raci Bilici: Bölgede insanlar kendini güvende hissetmiyor

Raci Bilici: Bölgede insanlar kendini güvende hissetmiyor

İHD Diyarbakır Şube Başkanı Raci Bilici, 2017 yılının ilk üç ayı için hazırlanan hak ihlalleri raporunu değerlendirdi.

Serpil BERK
Diyarbakır

İnsan Hakları Derneği (İHD) Diyarbakır şubesi geçtiğimiz günlerde bölge illerinde 2017 yılının ilk üç ayında yaşanan hak ihlallerine dair hazırladığı raporu kamuoyuyla paylaştı. 

Rapora göre 2017’nin ilk üç ayında bölge illerinde 7 bin 907 hak ihlali yaşandı. Ancak İHD Diyarbakır Şube Başkanı Raci Bilici, her ihlalli tespit edemediklerini, asıl rakamın daha yüksek olduğunu söylüyor. Hazırlanan raporda, yargısız infazlar, işkence, kötü muamele, toplanma ve gösteri hakkına yönelik yasaklar ve müdahaleler, düşünce ifade özgürlüğü, basın özgürlüğü, kadın ve çocuklara yönelik şiddet, ekonomik, sosyal haklardaki kayıplar gibi bir çok değişik kategoride ihlaller yaşandığı belirtilmişti. 
İHD Diyarbakır Şube Başkanı Raci Bilici ile yaşanan hak ihlallerinin topluma nasıl yansıdığını konuştuk. Bilici, OHAL süreciyle birlikte hak ihlallerinde ciddi bir artışın olduğunu, gözaltı ve tutuklamalarda yaşanan artışın takip etmelerini zorlaştırdığının altını çizerek, özellikle bölge illerinde yaşayan yurttaşların can ve mal güvenliğinin olmadığını, toplumun büyük bir kesiminin kendini güvende hissetmediğini ve bunun en büyük işkence olduğunu ifade etti.

‘GÖZALTILARI TAKİP EDEMİYORUZ’

Özellikle yaşam hakkı noktasında ciddi ihlallerin olduğunu kaydeden Bilici, “Yanı sıra gözaltı, tutuklama, işkence, işten atılma, çocuk ve kadına yönelik şiddet noktasında ciddi baskılar var. Yani yaşamın her alanında ihlal söz konusu. Suç ve ceza şahsilikten çıktı ve çok orantısız bir yönelim söz konusu. Türkiye geneli, özellikle de bölge illerinin tamamı açık cezaevine dönüştürülmüş durumda. Gözaltı ve tutuklamalarda o kadar artış var ki artık takip  edemeyecek noktaya geliyoruz. Basına yönelik baskılardan dolayı bu kanaldan da yeterli bilgi alamıyoruz. Aileler hak arama yöntemlerinden mahrum bırakılıyor. Bazen bize gelemiyor, koşulu olmuyor, tedirgin oluyor. Çünkü hak arama konusunda insanlar başka yaptırımlarla karşı karşıya kalıyor. Böyle olunca takip etmede sıkıntı yaşıyoruz. Cezaevleri dolmaya başladı, işkence ve kötü muamele artmaya başladı. Hükümlü ve tutukluların hiçbir hakkı uygulanmıyor. İzolasyona tabi tutuluyorlar, fiziki ya da psikolojik işkence görüyorlar. Cezaevlerinde yüzde 100 doluluk oranına ulaşmış durumda. Cezaevlerinde yaşanan hak ihlallerine ilişkin çok fazla başvuru var” dedi.

‘BÖLGEDE CAN VE MAL GÜVENLİĞİ YOK’

Çocuklar üzerinde geçmişten bugüne hep baskı olduğunu belirten Bilici, “Bu bazen gözaltıdır, bazen tutuklamadır. Toplumsal eylemlerde 2-3 çocuk hedef alınarak vuruldu. Silopi’deki olayı sık  yaşıyoruz maalesef. Bu tip olayların üzerine gidiyoruz bazen sonuç alıyoruz bazen de alamıyoruz. Siz daracık sokakta 20 kilometre hızla gitmeniz gerekirken 100 ile giderseniz muhakkak bir canlıya zarar verirsiniz. Bu tip olayların üzerine gidilmiyor. Mülki amirler olayı aydınlatmak yerine hemen yaptıkları açıklamayla üzerini kapatmaya çalışıyor. Bu çok tehlikeli ve farklı sonuçlar doğurur. Geçmişte Diyarbakır’da  Vali Mustafa Toprak döneminde panzer bir kişiye çarpmıştı ve vali olaydan 5 dakika sonra açıklama yapıp, ‘Elinde patlayıcı patlamış, panzer çarpmamış’ demişti. Aile bize başvurdu ve bunun üzerine baroyla beraber olayın üzerine gittik ve kişinin panzer tarafından ezildiği ortaya çıktı. Ancak olayın üzerine gidilmesine izin verilmedi. Bireyler yargı önünde hesap verdiği oranda ihlal oranlarında düşüş olur. İnsanlar artık kötü muameleye başvurmaz çünkü yargılanacağını bilir.  OHAL ile birlikte hukuk dışına çıkıp, suç işleyen kamu personelleri mülki amirler tarafından korunuyor ya da yargı etkin bir soruşturma yapmıyor. Bölgede ne can güvenliği ne de mal güvenliği söz konusu, suç ceza şahsilikten çıkıp orantısız olunca böyle bir tablo ortaya çıkıyor” dedi.

‘HUKUKUN OLMADIĞI YERDE KAOS OLUR’

“Yargı bu ülkede siyasal iktidarları koruma noktasına gelmiştir” diyen Bilici şunları söyledi: “Devlet sizi işten atarsa, işkence yaparsa siz yargı yoluyla hakkınızı ararsınız. Yargı bağımsız olursa bir mesafe alınır. Ama maalesef şu an böyle bir yargı yok ve bu yüzden insanlar kendini güvende hissetmiyor. Bilim insanları, kamu çalışanları, gazeteciler, muhalif olan bütün yayın kuruluşları tehdit altında, iradem deyip seçtiğin seni temsil eden milletvekili tutuklu, belediye başkanları aynı şekilde tutuklu, bütün belediyelere kayyım atanmış, sivil toplum örgütlerinin konuşmasına izin verilmiyor, ağzını açan herkese ‘örgüt üyesi’ diye dava açılıyor. Bir an önce bu ortamdan çıkmak gerekiyor. Hukukun olmadığı yerde kaos vardır. Gerekli yaptırım olmadığı sürece maalesef bu ihlaller rakamlarda kalıyor.”

‘8 BİNİN ÜZERİNDE HAK İHLALİ VAR’

2017’nin ilk üç ayında 7 bin 907 hak ihlali yaşandığını tespit ettiklerini ancak gerçek rakamın 8 bini aştığını belirterek, “Bu ülkenin kabul görmediği tanımadığı kişilerin, toplulukların üzerinde baskı ve hak ihlali devam ediyor. Bireylerin haklarını kullanmaları ve güvence altına alınması temelinde bir süreç başlatılmalı bunun koşulu da OHAL’e son vermek, çatışmalı sürecin bitmesinin önünü açmak, temel hak ve özgürlükleri genişletip güvence altına almaktır. Yıllardır uygulanan yöntemle ortaya çıkan sonuç aynı olur, başka yöntemler uygulamak gerekiyor. İnkar ederek, imha ederek, yok sayıp, tanımayarak gerçekler ortadan kalkmıyor, orta yerde duruyor. Her gün ‘Kürt sorunu yoktur’ deseniz de vardır. ‘Demokrasi sorunu yoktur’ deseniz de vardır. İnsanlar kendi ülkelerinde kendini güvende hissetmiyor. Şiddetsiz yol ve yöntemleri denemekten başka çare yok. İstatistikler de kalmamalı bu ihlaller. Bir sonuç çıkartılmalı. Raporları sunarken siyasi iktidara çağrıda bulunup, beklentilerimizi de sunuyoruz. Ayrıca ihlale maruz kalan her birey hakkını aramalı ancak bu şekilde bir şeyleri değiştirebiliriz” dedi. 

Son Düzenlenme Tarihi: 11 Mayıs 2017 04:53
www.evrensel.net