Altınışık: Davayı sahiplenelim ki başka çocuklar ölmesin

Altınışık: Davayı sahiplenelim ki başka çocuklar ölmesin

Gazi’de öldürülen çocuklardan Barış Kerem'in annesi Melike Altınışık, başka çocukların ölmemesi için herkesi açılacak davayı sahiplenmeye çağırdı.

Cansu PİŞKİN
İstanbul

Gazi Mahallesi Kent Ormanı’nda 5 çocuğun içinde bulunduğu aracın özel harekat polisleri tarafından taranması sonucu hayatını kaybeden çocuklardan Barış Kerem’in annesi Melike Altınışık, başka çocukların ölmemesi için herkesi açılacak olan davayı sahiplenmeye çağırdı. Altınışık, “Sahiplensinler ki benim düştüğüm duruma kimse düşmesin, kimse çocuğunu kaybetmesin” dedi.

14 Nisan’da Gazi Mahallesi Kent Ormanı’nda 5 çocuğun içinde bulunduğu aracın özel harekat polisleri tarafından taranması sonucu Barış Kerem (18) ve Oğuzhan Erkul (17) hayatını kaybetmiş, Ramazan Altürk (19) ile Demirhan Erkul (15) yaralanmış, Birkan Yüksel (16) ise yara almadan kurtulmuştu. 2 çocuğun ölümüne, 2 çocuğun da yaralanmasına sebep olan polislerin ifadelerini alan savcılık, tutuklama taleplerini OHAL Kanunu’nun 23. maddesindeki ‘Silah kullanan polisler hakkında soruşturma işlemleri tutuksuz yapılır’ ifadesini gerekçe göstererek reddetti. Olaydan 6 gün sonra ise Sulh Ceza Mahkemesi dosya hakkında gizlilik kararı verdi. 

‘İNŞALLAH O DEĞİLDİR DİYE DUA ETTİM’

Olayda polis kurşunuyla yaşamını yitiren çocuklardan Barış Kerem’in annesi Melike Altınışık, Evrensel'e konuştu. Öldürülmeden yarım saat önce oğlunun arayarak “Yarım saate geliyorum köfte yapar mısın?” dediğini anlatan Altınışık, “Köfte yaptım, kızarttım masaya koydum. Sonra da erkenden yattım. Yattıktan 5 dakika sonra kız kardeşim, ‘Abla Barış’ı vurmuşlar’ diye uyandırdı. Hiç öyle bir çocuk olmadığını bildiğim halde kavga ettiklerini dayak anlamında vurulduğunu düşündüm. Sonradan öğrendim. İlk defa erken uyudum. Sabah saat 03.30 gibi bana Barış’ı kaybettiğimizi ve morgda olduğunu söylediler. Morgun kapısının önünde beklerken inşallah o değildir diye dua ettim. Ama içeri girdiğimde Barış’tı” dedi.  Altınışık, dosyaya getirilen gizlilik kararını da şu sözlerle eleştirdi: “Katillerin korunduğu bir ülkede yaşıyoruz. Devletin polisi hata yapabilir. Eğer polisi hata yaptığı zaman ‘Benim polisim hata yapmaz’ derse o katil polis de her şeyi yapar. Çünkü devlet o yetkiyi vermiş zaten. Polisinin görevi çocuk katili olmak mı?” 

‘BEN GÖZÜMDEN SAKINIRKEN DÜŞÜNMEDEN ÖLDÜRDÜLER’

Anne Altınışık, tek çocuğu olan Barış’ı şu sözlerle anlattı: “Oğlum dünyalar tatlısı bir çocuktu. Babasıyla 16 yıldır ayrıyız. Sevgililer Günü’nde ‘Oğlum bir sevgilin var mı? Ona göre harçlığını fazla vereyim’ dedim. O da ‘Anneciğim benim senden kıymetli sevgilim olur mu?’ dedi. Ve bana Sevgililer Günü’nde hediye aldı. Öyleydi oğlum; Sevgililer Günü, Anneler Günü, doğum günü hiçbirini atlamazdı, hepsi bizim için çok özeldi. Her şeyi o kadar dolu dolu yaşardık ki… Beraber yemeğe, türkü bara giderdik. Benim için anne, baba, arkadaştı.” 

Konuşma sırasında oğluyla olan fotoğraflarını gösteren Altınışık şöyle devam etti: “O katil sürüsü sadece benim oğlumu öldürmedi. O 5 çocuğu tarayarak, 2 çocuğu öldürerek birçok insanı öldürdü.” 

‘KİMSE BU ACIYI YAŞAMADAN ANLAYAMAZ’

Anne Altınışık araçtaki çocuklara ‘terörist’ denmesine ise sözlerle tepki gösterdi: “Katiller Gazi’ye kim gelirse gelsin ‘Bunlar zaten bizim öldürmemiz gereken insanlar’ diye düşünüp o gözle bakıyorlar ki bu çocukları katletmişler. Terörist diye öldürdükleri, yaraladıkları çocukların beşinin de sabıkası ve GBT’si tertemiz. Hiçbir şey yok. Arabada hiçbir şey yok. Zaten ne olabilir ki bunlar daha çocuk, lise öğrencisi bunlar, okula gidiyorlar. Hâlâ okullarında anmalar yapılıyor Oğuzhan ve Barış için. Resimleri çerçeve yapılmış sınıflarına asılmış ve bütün okul hâlâ yasta. Taziyeye gelen öğretmenleri, en yaramaz çocukların bile sessiz sakin, yasta olduğunu söylediler. Benim gözümde terörist çocuk katilidir.” 

‘BAŞKA ÇOCUKLAR ÖLMESİN’

Son 1 ayda polis eliyle 6 çocuğun öldürüldüğünü hatırlatan anne Altınışık, insanların ölümlere sessiz kalmasını da eleştirdi: “Sen o makamda benim ödediğim vergiyle oturuyorsun ve o katil polis, elindeki silahı benim paramla tutup benim çocuğumu öldürdü. İnsanlara bakıyorum herkes çok doğal, çok normal davranıyor. Yani hepsi kör, sağır, dilsiz. Benim çağrım artık herkes ölümleri sahiplenmekten ziyade ölümleri durdursun. Yeter artık! Dilek Doğan öldürüldüğü zaman ben evimde çok üzüldüm, ama evimde üzüldüm. Şu an insanların yaptığı gibi. Berkin Elvan’da da aynısı oldu. Ben suçlu değil, çocuk öldürüldü diye bakarım. Her suçun bir cezası var. Bir suç işlemişse alırsın yargılarsın, cezası ölüm olmamalı. Suç da yok. Berkin’in Dilek Doğan’ın ne suçu vardı? 2 tane çocuğu yatağında panzer ezdi. O 2 çocuğun ne suçu, günahı vardı? Açılacak davayı sahiplenelim ki başka çocuklar ölmesin. Sahiplensinler ki benim düştüğüm duruma düşmesinler ve kendi çocuklarını kaybetmesinler.”

‘GÖZÜMDEN SAKINIRDIM’

Altınışık, fotoğraflardan birinde Barış’ın üzerindeki yeşil gömleği gösterdi ve anlatmaya başladı: “Bu gömleği 3 hafta aramıştı ama sadece 3 gün giyebildi. 2 yıldır balık dövmesi yaptırmak istiyordu. Öldürülmeseydi cumartesi günü öğle beraber pikniğe gidecektik, akşam üstü de dövmesine başlanacaktı. Haziranda beraber yurt dışına gidecektik sonra dönüşte Tokat’a, Tokat’tan da Tunceli’ye. Tunceli karışık olursa gitmeyiz dedim. Çünkü o kadar gözümden sakınıyordum. Düşünün ben 5 yaşına kadar oğluma sucuk, salam yedirmedim zararlı diye. Kola içirmedim ben oğluma çok uzun yıllar. Ben çocuğumu bu kadar gözümden sakınırken, biri kalktı hiç acımadan, hiç tanımadan çocuğumu öldürdü.” 

www.evrensel.net