Liman büyürken işçi hakları küçülüyor

Liman büyürken işçi hakları küçülüyor

Türkiye ihracat ve ithalatının yüzde 32’si Ambarlı Limanı’ndan yapılıyor. “Çağdaş yönetim” ve “geniş vizyonu”yla Türkiye’nin en çok işlem hacmine sahip limanı olan Ambarlı Limanı’nın daha da büyütülmesi gündemde. Ancak aynı “gelişme”, “büyüme” v

Can Denizci / Muzaffer Özkurt

Eskiden, diğer işkollarındaki işçilerin en az iki katı ücret alan işçilerin durumu bugün diğerleriyle eşitlenmiş durumda. En kalifiye işçi olan, konteynerleri yükleme işi yapan vinç operatörleri 1400-2000 lira arasında ücret alıyor. Vinç kullanmayan liman işçilerinin durumu daha kötü. MAFİ denilen araçları kullanan kadrolu işçiler ise 1000-1200 lira arasında ücrete çalışıyor.

SÖZLEŞMELİ İŞÇİ UYGULAMASI BAŞLADI

İşçiler son 5 yılda zam yüzü görmediklerini anlatıyor. 5 yıl önceki ücretin altında bir ücretle çalışan işçiler var aralarında. Ancak bu bile işçilerin deyimiyle “milyar dolarlarla oynayan” patronlara fazla geliyor. Patronlar ücretleri düşürmek için taşeron işçinin ardından sözleşmeli işçi dönemini başlatmış. Limanın önde gelen firmalarından Kumport’ta hayata geçirilen bu uygulamada 5.5 aylık sözleşmeyle işe alınan işçiler 950 liraya çalıştırılıyor. Sözleşmeli işçi uygulaması, limanda çalışan tüm işçilerin ücretlerini tehdit ediyor.

Önceleri bu işçiler sadece işlerin yetişmesi için fazla mesai yerine tercih ediliyormuş. Şimdi ise bu işçilere operatörlük gibi daha eğitim isteyen işler de teslim edilmeye başlanmış. İşçiler bu uygulamanın MSC adlı, konteyner taşımacılığında dünya tekeli olan firmanın Tekirdağ’a açtığı limanla ilgili olduğunu düşünüyor.

PATRON ÜCRETE NEDEN ZAM YAPTI?

Tekirdağ’da 1 milyon konteyner kapasiteli limanı açmaya hazırlanan MSC, başta Ambarlı olmak üzere, limanlardan kalifiye işçileri daha yüksek ücretle transfer etmeye başlamış. Bu nedenle limanda bulunan patronlar şimdilik eldeki işçiyi kaybetmemek için kimi işçilerin ücretlerine belirli oranlarda artış yapmaya başlamışlar. Bunun geçici olduğunu düşünen işçiler, sözleşmeli işçilerin yetişmesi halinde zam yapılan işçilerin ilk kapı önüne konulacaklardan olduğunu düşünüyor. Bu değişimin MSC’de de yaşanacağını anlatıyor işçiler. Şimdi limanı kurmak için kalifiye işçilere görece daha yüksek ücret teklif eden MSC’nin, liman oturduktan sonra ilk işinin ücretleri düşürmek ya da Ambarlı Limanında olduğu gibi uzun yıllar zam yapmayarak aşağıya çekmek olduğunu söylüyor.

KURALSIZ ÇALIŞMA

İşçilerin sendikasız olmasını ve farklı statülerde çalışmasını ve işsiz kalma korkusunu kullanan patronlar kuralsız çalışmayı dayatıyor. Eski işçiler, vinçlerin belli hızda ve kuralda çalıştırılması gerektiğini biliyorlar. Kimileri bu dayatmaya karşı çıkıyor. Ama başta sözleşmeli ve taşeron işçiler olmak üzere baskıya dayanamayanlar patronların dediklerini yapmak zorunda kalıyor. İşçiler bunu şöyle tanımlıyor: “Açlık derdi can güvenliğinin önüne geçiyor.” İşçiler bunun sonucu olarak iş kazalarında artış yaşandığını dile getiriyor. Liman iş kolunda çalışan işçiler için iş kazası ölümle eş anlamlı. Zira apartman boyundaki bir vincin devrilmesi, boşu 4.5, dolusu 45 ton olan konteynerin işçinin üzerine düşmesi, ya da iki adam boyu büyüklüğünde tekerleği olan araçların hızlı kullanılması nedeniyle yaya bir işçiye çarpması feci bir ölümü beraberinde getiriyor.

Eski işçiler, önceden işler hızlandığında var olan önlemlerin askıya alınmaya çalışıldığını, bugüne gelindiğinde ise artık askıya alınacak bir önlemin dahi olmadığını anlatıyor. Zeminin bozukluğundan, araçların bakımının zamanında yapılmamasına kadar bir dizi sorun sayıyorlar. Son zamanlarda araçlarda meydana gelen kimi elektrik arızalarını da, bu işin uzmanına değil, aracı kullanan operatörlere tamir ettirilmek istendiğine dikkat çekiyor işçiler.

Çalışma koşullarının yanı sıra süreleri konusunda da sıkıntı var. Kimi firmalar sürekli fazla mesai yaptırıyor, kimi firmalarda ise günlük çalışma 12 saat. Bundan şikayet eden işçiler, fazla çalışmanın kaza riskini artırdığı gibi sosyal hayatlarını yok ettiğini, aileleriyle zaman geçiremez hale geldiklerini anlatıyor. İşçileri bu kadar güvencesiz kılan, patronları ise bu kadar cesaretlendiren tek neden işçilerin sendikasız oluşu. 2008 yılında yaşanan deneyimi aktaran işçiler, bugün de birlik olunması ve sendika çatısı altında toplanılması gerektiğini belirtiyorlar. (İstanbul/EVRENSEL)


SENDİKALAŞMA DENEYİMİ ÇOK ŞEY KATTI

Ambarlı Limanı işçileri için 2008 yılında yaşanan sendikalaşma büyük deneyim sağlamış. Arkas’a bağlı Marport’ta işçi sağlığı ve iş güvenliği önlemlerinin alınması ve ücretlerin artırılması talepleriyle iş bırakan işçiler daha sonra Liman-İş Sendikası’nda örgütlenmişlerdi. O günleri yaşayan bir işçi şunları anlatıyor: “O zaman sendikalaşma, işten atılma süreci ve bizim direnişimiz 1 yıl sürdü. Bunun ilk 4-5 ayında firmalar işlemez hale geldi. Limandan fındığından, balığına, makine parçasından, tül perdeye kadar aklınıza gelen ne varsa geçer. Limanda yükleme olmazsa burada üretilen olduğu yerde kalır, ya da ithal edilen parçalar olmazsa burada üretim yapılamaz hale gelir. Arçelik, Brilant gibi büyük firmalar da bu limandan iş yapar. İşte o 4-5 ay içinde firma sahipleri gelip bize yalvarmıştı. Ne olur çalışın, eksiğiniz neyse biz yardım ederiz diye. O zaman biz işçilerin nasıl bir gücü olduğunu gördük.” Sendikalaşmanın başarılamadığını ancak açılan davalarla patrondan sendikal tazminatlar alındığını hatırlatan liman işçisi, 1 yıllık işçilerin dahi 28 bin liraya kadar para aldığını, kimi işçilerin aldığı tazminatla ev sahibi olduğunu söyledi. Alınan tazminat nedeniyle kimsenin sendikalaşma hakkında kötü konuşmadığına dikkat çeken işçi, bu sürecin sadece maddi anlamda değil bilinç olarak da çok şey kattığını belirterek “Bugün bile her gün sendika olsun her gün üye olurum. Sendikadan istifa etmem için para teklif etseler asla kabul etmem” diye konuştu.

www.evrensel.net