3 fidan mezarları başında ve birçok ilde anıldı

3 fidan mezarları başında ve birçok ilde anıldı

Deniz Gezmiş,Hüseyin İnan ve Yusuf Aslan idam edilişlerinin 45. yıl dönümünde mezarları başında ve birçok ilde anıldı.

Deniz Gezmiş,Hüseyin İnan ve Yusuf Aslan idam edilişlerinin 45. yıl dönümünde Ankara Karşıyaka Mezarlığı'nda ve birçok ilde yapılan etkinliklerle anıldı.

Türkiye gençlik hareketinin önderleri Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan, idam edilişlerinin 45. yılında Ankara’da mezarları başında bir kez daha işçiler, emekçiler ve gençler tarafından anıldı. Yapılan konuşmalarda sermaye düzeni ve tek adam rejiminin saldırıları karşısında umudu büyütme çağrısı yapılırken, üç fidanın uğruna can verdiği bağımsızlık, demokrasi ve sosyalizm mücadelesinin mutlaka kazanacağı vurgulandı. 6 yıl önce hayata veda eden demokrasi ve sosyalizm mücadelesinin önemli ismi, avukat Halit Çelenk de yine Denizlerle birlikte anıldı. 

Denizlerin Karşıyaka’da bulunan mezarları sabah saatlerinden itibaren ziyaretçi akınına uğradı, karanfillerle süslendi. Karşıyaka Mezarlığı 2 No’lu kapıda başlayan ortak anmaya KESK Ankara Şubeler Platformu, DİSK, TMMOB, Ankara Tabip Odası, Devrimci 78’liler Federasyonu, Emek Partisi (EMEP), CHP, HDP, ÖDP, TKP, HDK, SYKP, ESP, Halkevleri, PSAKD, Alevi Bektaşi Federasyonu ve Kızılırmak Yöre Dernekleri Federasyonu’nun da aralarında bulunduğu çok sayıda kurum katıldı. Denizlerin “Şekibe ablası”, Şekibe Çelenk de anmada yerini aldı. DİSK Genel Başkanı Kani Beko, EMEP Genel Başkanı Selma Gürkan ve CHP Ankara Milletvekili Şenal Sarıhan da anmaya katılanlar arasındaydı. 

Gençler en önde Deniz, Yusuf ve Hüseyin'in yanı sıra 12 Eylül darbecileri tarafından yaşı büyütülerek idam eden Erdal Eren ile Marks, Engels, Lenin ve Stalin'in posterlerini taşıdı. “Yusuf, Hüseyin, Deniz, sürüyor, sürecek mücadelemiz”, “Emperyalistler, işbirlikçiler, 6. Filoyu unutmayın”, “Gençlik gelecek, gelecek sosyalizm” sloganları atıldı. Devrim ve sosyalizm mücadelesinde yaşamını yitirenler için saygı duruşuyla başlayan anmada hep bir ağızdan Enternasyonal Marşı okundu. 

‘BASKILARA RAĞMEN BARIŞI VE DEMOKRASİYİ GETİRECEĞİZ’

Kurumlar adına ortak basın açıklamasını okuyan KESK Ankara Şubeler Platformu Dönem Sözcüsü İsmail Kaygusuz, Ortadoğu’da süren vekalet savaşından farklı inanç ve milletlerden halkların katliamlar ve göçle yüz yüze geldiklerine dikkat çekti. Denizlerin Filistin halkının mücadelesine verdiği desteği hatırlatan Kaygusuz, “Suriye ve Irak’ta yaşamaya devam eden halkların özgürlük ve demokrasi mücadelesini Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ın barış felsefesiyle selamlıyoruz” dedi.

AKP hükümetinin savaş yanlısı, ırkçı, şovenist  ve mezhepçi politikalarını eleştiren Kaygusuz, gazetecilerin, seçilmiş belediye başkanlarının, milletvekillerinin, muhalif gençlerin ve kadınların cezaevlerine atıldığını söyledi. AKP’nin 15 Temmuz darbe girişimini “Allah’ın lütfu” olarak görerek kendi diktatörlüğünü inşa etmek için bir fırsata dönüştürdüğünü dile getirdi. 

16 Nisan’da hile ve entrikayla gayrimeşru bir Anayasa değişikliği yapılarak tek adam diktatörlüğüne giden yolda bir adım daha atıldığını belirten Kaygusuz, “İşten atmalar, keyfi tutuklamalar, baskı ve sansürle sindirilmeye çalışılan Türkiye halkları faşizme ve emperyalizme karşı ortak mücadelesi ile bölgeye barışı ve demokrasiyi getirecektir” dedi. 

‘ÜNİVERSİTELER REHİN ALINSA DA GENÇLİK HAYIR DEDİ’

1968 gençliğinin özerk-demokratik üniversite ve bilimsel eğitim için verdikleri mücadelenin öneminin bugün daha iyi anlaşıldığını belirten Kaygusuz, “Üniversiteler rehin alınmış, bütün okullar imam-hatipleştirilmiştir. Sömürü ve soygun düzenini sorgulamayan, itaatkâr, mezhepçi ve kindar gençler yetiştirmede önemli mesafe almıştır. AKP Hükümeti, artık kırıntıları kalmış laikliğin ve bilimsel eğitimin son izlerini bütünüyle silmenin alt yapısını oluşturuyor. Gençlik; işsizlik ve geleceksizlik korkusuyla yaşıyor. Ancak gençliğimiz, AKP Hükümetinin ve sistemin gençliğe sunduğu bu karanlık geleceği kabul etmeyeceğini, asla teslim olmayacağını referandumda güçlü bir ‘hayır’ diyerek de göstermiştir. Gençlik, yoldaşlarımızın mücadeleci mirası üzerinden, devrim ve sosyalizm davasının en kararlı militanları olmaya devam edecektir” diye konuştu. 

‘KARAMSARLIĞA SAVAŞ AÇMALIYIZ’

Kaygusuz, işçi sınıfının kölece çalışma ve yaşam koşullarına mahkum edildiğini, hem işçilerin hem de kamu emekçilerin iş güvencesinin ortadan kaldırılması için yasal düzenlemelerin hazırlıkları yapıldığını belirterek, Bütün bu saldırılara karşı işçi sınıfınıN ve emekçilerin öfkesinin de büyüdüğünü söyledi. 

Kaygusuz, “Umutsuzluğa ve karamsarlığa savaş açmalıyız. Faşizmi ve tek adam diktatörlüğünün inşasını durdurmak, bu ablukayı dağıtmak zorundayız. Bu mümkündür; birleşik bir mücadele ile başarabiliriz. Hiçbir kişisel çıkar gözetmeden, gencecik bedenlerini bağımsızlık, demokrasi ve sosyalizm mücadelesine adamış yoldaşlarımızın kararlılıklarını örnek almalıyız” diye konuştu. 

Emperyalizm ve dünya gericiliğinin dünya halklarının direnişiyle er-geç yenileceğini ifade eden Kaygusuz, “Sermaye düzeninin, tek adam rejiminin faşist saldırganlığa karşı; Bağımsızlık, Demokrasi ve Sosyalizm mücadelesi kazanacaktır. İşçi sınıfı; tüm halkların talepleriyle birleşerek kapitalizmi tarihin çöplüğüne gömecektir. Yoldaşlarımıza sözümüz var: Umudu büyüterek, geleceğin sınıfsız ve sömürüsüz dünyasını mutlaka kuracağız” dedi. 

‘GELECEĞİMİZİN KARARTILMASINA ‘HAYIR’ DİYECEĞİZ’ 

Gençler adına da Emek Gençliği’nden Ekin Yoldaş Kalı konuştu. Kalı, “Onların suçu halkı sevmek, halkın çıkarlarını kendi çıkarlarını önünde görmek, halkın çıkarının üzerinde hiçbir çıkar tanımamak, sınıfsız ve sömürüsüz bir dünya kurmayı istemekti. Onlar çevik birer namlu gibiydiler. Bize miras bıraktıları mücadele salt bir öğrenci mücadelesi değildi. Onların inançları, halka olan inançlarıydı. Bize düşen görev onların mücadelesini ilerletmek, geleceğimizin karartılmasına ‘hayır’ demektir” diye konuştu.

Anmanın ardından Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan ve Yusuf Aslan’ın mezarları ziyaret edildi. Mezarlar başında marşlar söylendi. Denizlerin ağabeyi ve avukatı, hukukçu Halit Çelenk de unutulmadı. Emek Gençliği, Çelenk’in mezarı başında da Enternasyonal Marşı okundu.

‘ZORBALIĞA KARŞI BİRLEŞECEĞİZ’

Emek Partisi (EMEP) Genel Başkanı Selma Gürkan da, Deniz Gezmiş'in mezarı başında konuştu. Onların mücadelesinin 45 yıldır hala güncel olduğunu belirterek, “Denizler denince akla ilk gelen antiemperyalizmdir. 45 yıl sonra bugün de emperyalistler Ortadoğu'daki planlarını devam ettiriyork. Yerli işbirlikçileri ile Suriye üzerinden planlar kuruyorlar” dedi. AKP’nin Ortadoğu politikasının savaşı ve halklar arasında ayrışmayı tetiklediğini vurgulayan Gürkan, iktidarın aynı politikayı ülke içerisinde de sürdürerek siyaseti yeniden dizayn etmeye çalıştığını söyledi. Gürkan, dizginsiz sömürü ve ülke kaynaklarının talanının devamı, halkın özgürlük talebinin bastırılması için diktatörlüğe giden bir rejim inşa edilmek istendiğini belirterek, iktidarın 16 Nisan’da hile ve zorla sandıktan çıkardığı sonucu bu inşaya dayanak yapmak istediğini dile getirdi. 

Gürkan, “Bizler TEKEL direnişinde, Metal direnişinde, Gezi direnişinde, Kobani direnişinde gördük. Utanç Yasasını geri çektiren kadınların direnişinde gördük. 7 Haziran seçimlerinde birleşince başarabileceğimizi gördük. İktidarın zorbalığına karşı demokrasi, barış, eşitlik taleplerimizi birleştirmeye devam edeceğiz. Başaracağımıza inanıyoruz. Baskı ve sömürüye karşı hayır diyeceğiz” diye konuştu. 

‘DENİZLERİ ANMAK SÖMÜRÜ DÜZENİNE KARŞI ÇIKMAKTIR’

Deniz Gezmiş’in mezarı başında konuşan Emek Gençliği’nden Eren Sancı, onların karşısında durduğu emperyalist barbarlık ve sömürünün bugün de devam ettiğini belirterek, “Denizleri anmak bu sömürü düzenine karşı çıkmaktır. Denizlerin boynuna geçirilen idam ipini bu düzenin boynuna geçirince kadar mücadeleye devam edeceğiz” diye konuştu.

EMEK GENÇLİĞİ'NDEN DOLMABAHÇE'DE ANMA: DİKTATÖRLÜĞE HAYIR

Türkiye gençlik hareketinin devrimci önderleri Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan ve Yusuf Aslan'ın idam edilişlerinin 45. yılında Emek Gençliği Taksim’den Dolmabahçe’ye yürüdü, Denizlerin 6. filoyu denize döktüğü yerde anma gerçekleştirdi. Gençler OHAL koşullarına dikkat çekerek, demokrasi ve sosyalizm mücadelesine çağrı yaparak, “Diktatörlüğe hayır” dedi. 

6 Mayıs 1972'de idam edilen üç fidanı anmak için bir araya gelen Emek Gençliği, Taksim AKM önünden Dolmabahçe'ye yürüdü. “Denizlerin başlattığı bağımsızlık, demokrasi ve sosyalizm yürüyüşünü sürdürmek, demokrasiyi kazanmak, diktatörlüğe hayır demek için” bir araya gelen kitlenin yürüyüşü Dolmabahçe'deki anma programı ile son buldu.

Emek Gençliği'nin çağrıcısı olduğu anma programına EMEP MYK Üyesi Levent Tüzel, EMEP İstanbul İl Başkanı Güven Gerçek, KHK ile ihraç edilen akademisyen Özgür Müftüoğlu katıldı. Anmada "Gençlik gelecek gelecek sosyalizm", "Denizlerden Erdal'a genç olmak, işçi sınıfına bağlanmaktır", "Tarihin kaydettiği savaşlar on bini aştı fakat bu en büyük ve en haklı savaştı" pankartları açıldı. "Faşizme ölüm halka hürriyet", "Yaşasın devrim ve sosyalizm", "Emperyalistler, iş birlikçiler, 6. filoyu unutmayın", "Yusuf, Hüseyin, Deniz sürüyor sürecek mücadelemiz", "Katil ABD Ortadoğu'dan defol", "Denizlerden Erdal'a gençlik emeğin saflarında" sloganları atıldı. Anmaya katılan gençler ellerinde "Biliyor muydunuz Şırnak'ta 76 çocuk katledildi" dövizleri taşıdı. 

'MAYIS AYI MÜCADELE AYI'

AKM önünde toplanarak yürümeye başlayan kitle, 6. filonun denize döküldüğü Dolmabahçe sahili göründüğünde ellerinde meşalelerle koşmaya başladı. Dolmabahçe'de 1 dakikalık saygı duruşuyla başlayan anma programında, Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan ve Yusuf Aslan'ın idam edilmeden önce ailelerine yazdıkları mektuplar okundu. Açıklamayı Emek Gençliği yöneticisi Bilgesu Karakulak okudu. Karakulak Mayıs ayının mücadele ayı olduğunu belirterek, "45 yıl önce dünya gençliği sosyalizmin mücadele ateşini büyütürken, genişlerken, dünyanın bir çok bölgesinde gençler başka bir dünya özlemiyle mücadeleye atılırken Türkiye'de ise Denizler ve mücadele arkadaşları kar ve rant için vahşice halklara zülüm eden Amerikan emperyalizmine karşı 6. filoyu buradan denize dökmüştür. Emperyalizme karşı mücadelenin sembollerindendir bu eylem" dedi.

'MÜCADELE SIRASI BİZDE'

Anayasa değişikliği referandumunun sonucunun şaibeli olduğuna dikkat çeken Karakulak, "Akademisyenler ihraç ediliyor, şehirler yerle bir ediliyor, bombalar patlıyor, darbe girişimleri yaşanıyor, birçok gazeteci, öğrenci tutuklanıyor, iş cinayetleri artarak devam ediyor ve yaşama koşulları ise her kesim için gittikçe zorlaşıyor. Ancak yine referandum sonuçları bize önemli bir gerçeği gösteriyor bu ülkenin yarısı hatta daha da fazlasının artık bu politikalara  tahammülü kalmadı. Öyleyse 45 yıl önce gelecekleri için bizim geleceğimiz için Denizler nasıl mücadele ettiyse şimdi sıra bizde değil mi? Her dört kişiden birinin işsiz olduğu bu ülkede biz gençler ses çıkarmayacak da kim çıkaracak" ifadelerini kullandı. 

'BİZ KAZANACAĞIZ'

Karakulak konuşmasını şöyle sürdürdü: "Emperyalistler ve yıllarca onların uşaklığını yapmış hükümetler sanıyor ki gençlik susacak, sinip bir köşede yaşananları izleyecek. Ancak bu 68'de de böyle olmadı, Gezi'de de, Soma'da da, sandıktan 'evet' çıkartıldığında da. Gençlik oldu olası hayır dedi, karanlığa sırtını döndü. Onların salmaya çalıştığı korku yerini başka bir dünya özlemine ve inancına bıraktı. İşte tam da bunun bilinciyle bizler, işçi sınıfının devrimci gençlik örgütünün gençleri olarak Denizlerden, Erdallardan, İmranlardan, Korkmazlardan, Mehmet Kılıçarslanlardan, Şeref Aydınlardan aldığımız güçle buradan bir kez daha söylüyoruz, sosyalizm kazanacak. İşçi sınıfı kazanacak, biz kazanacağız!”

'DENİZLER GİBİ CESARETLİ OLMALIYIZ'

KHK ile ihraç edilen akademisyen Özgür Müftüoğlu da konuşarak, Denizleri idama götüren sürecin bugünle benzer olduğunu söyledi. Müftüoğlu bu benzerliği şu ifadelerle dile getirdi: "O dönemde de üniversiteler tasfiye ediliyor, aydınlar, gazeteciler hapse atılıyordu. Tam da o dönemde Denizler gençlik hareketine güç verdi. Bugün de aynı görevle karşı karşıyayız. Onlar nasıl ki kendileri için değil toplum için mücadele ettilerse bizler de mücadele etmeliyiz. Muhalifleri Denizler gibi idamla korkutuyorlar. Buna karşı denizler gibi cesaretli olmalı ve işçi sınıfının yeniden ayağa kalkmasını sağlamalıyız, bu görevi başarmalıyız. Yılmaz Güney'in dediği gibi mutlaka kazanacağız."

'GENÇLİĞİN GELECEĞİ İŞÇİ SINIFININ MÜCADELESİNDEDİR'

EMEP MYK Üyesi İskender Bayhan da 45 yıl önceki yönetim anlayışıyla bugün arasındaki benzerliklere dikkat çekti. Bayhan, "Büyük Türkiye için' söylemiyle bir Trump'ın bir Putin'in ayağına koşuyorlar. Türkiye böyle lider, böyle bölge gücü olamaz. Ancak emperyalizme karşı durup barışı savunursa büyük olabilir. O gün ülkeyi yönetenlerle bugün yönetenler inanç ayrımcılığını kışkırtarak bu kapışmadan kendi küçük Amerikacılığını çıkarmaya çalışıyorlar" dedi. 

Türkiye gençliğine de çağrı da bulunan Bayhan, "Bu durumu reddedin. ‘Barışa, halkların kardeşliğine, özgürlüğüne dayanarak lider olabiliriz, böyle bir liderliği kabul ediyoruz’ diyin. O gün meclis koridorlarında 'üç üç' diye bağıranlar bugün miting meydanlarında idamı geri çağırıyorlar. ‘Biz idamın olduğu, OHAL'le KHK ile yönetilen ülke istemiyoruz’ diyin. ‘Bilime, inanç özgürlüğüne, laikliğe sahip çıkacağız’ diyin. Türkiye gençliğinin geleceği 1 Mayıs'ı 6 Mayıs'a bağlayan büyük ironinin gösterdiği gibi işçi sınıfının mücadelesindedir" diye konuştu. 

Konuşmaların ardında Emek Gençliği üyesi Bilgesu Kiper, Rodrigo'nun Gitar Konçertosu’nu çaldı. Ardından kitlenin Avusturya İşçi Marşını söylemesiyle anma programı son buldu.

DİĞER İLLERDEKİ ANMALAR

 

 

 

 

 

 

 

 

www.evrensel.net

0 yorum yapılmış

    Yorum yapın

    Yorum yapmak için üyelik gerekmemektedir. Yorumlar, editörlerimiz tarafından onaylandıktan sonra yayınlanır. Konuyla ilgisi olmayan, küfür içeren, tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.