Emek Gençliği'nden Dolmabahçe'de anma: Diktatörlüğe hayır

Emek Gençliği Denizlerin 6. filoyu denize döktükleri Dolmabahçe'den seslendi: Demokrasi ve sosyalizmi kazanacağız, diktatörlüğe hayır.

Cansu PİŞKİN
İstanbul

Türkiye gençlik hareketinin devrimci önderleri Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan ve Yusuf Aslan'ın idam edilişlerinin 45. yılında Emek Gençliği Taksim’den Dolmabahçe’ye yürüdü, Denizlerin 6. filoyu denize döktüğü yerde anma gerçekleştirdi. Gençler OHAL koşullarına dikkat çekerek, demokrasi ve sosyalizm mücadelesine çağrı yaparak, “Diktatörlüğe hayır” dedi. 

6 Mayıs 1972'de idam edilen üç fidanı anmak için bir araya gelen Emek Gençliği, Taksim AKM önünden Dolmabahçe'ye yürüdü. “Denizlerin başlattığı bağımsızlık, demokrasi ve sosyalizm yürüyüşünü sürdürmek, demokrasiyi kazanmak, diktatörlüğe hayır demek için” bir araya gelen kitlenin yürüyüşü Dolmabahçe'deki anma programı ile son buldu.

Emek Gençliği'nin çağrıcısı olduğu anma programına EMEP MYK Üyesi Levent Tüzel, EMEP İstanbul İl Başkanı Güven Gerçek, KHK ile ihraç edilen akademisyen Özgür Müftüoğlu katıldı. Anmada "Gençlik gelecek gelecek sosyalizm", "Denizlerden Erdal'a genç olmak, işçi sınıfına bağlanmaktır", "Tarihin kaydettiği savaşlar on bini aştı fakat bu en büyük ve en haklı savaştı" pankartları açıldı. "Faşizme ölüm halka hürriyet", "Yaşasın devrim ve sosyalizm", "Emperyalistler, iş birlikçiler, 6. filoyu unutmayın", "Yusuf, Hüseyin, Deniz sürüyor sürecek mücadelemiz", "Katil ABD Ortadoğu'dan defol", "Denizlerden Erdal'a gençlik emeğin saflarında" sloganları atıldı. Anmaya katılan gençler ellerinde "Biliyor muydunuz Şırnak'ta 76 çocuk katledildi" dövizleri taşıdı. 

'MAYIS AYI MÜCADELE AYI'

AKM önünde toplanarak yürümeye başlayan kitle, 6. filonun denize döküldüğü Dolmabahçe sahili göründüğünde ellerinde meşalelerle koşmaya başladı. Dolmabahçe'de 1 dakikalık saygı duruşuyla başlayan anma programında, Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan ve Yusuf Aslan'ın idam edilmeden önce ailelerine yazdıkları mektuplar okundu. Açıklamayı Emek Gençliği yöneticisi Bilgesu Karakulak okudu. Karakulak Mayıs ayının mücadele ayı olduğunu belirterek, "45 yıl önce dünya gençliği sosyalizmin mücadele ateşini büyütürken, genişlerken, dünyanın bir çok bölgesinde gençler başka bir dünya özlemiyle mücadeleye atılırken Türkiye'de ise Denizler ve mücadele arkadaşları kar ve rant için vahşice halklara zülüm eden Amerikan emperyalizmine karşı 6. filoyu buradan denize dökmüştür. Emperyalizme karşı mücadelenin sembollerindendir bu eylem" dedi.

'MÜCADELE SIRASI BİZDE'

Anayasa değişikliği referandumunun sonucunun şaibeli olduğuna dikkat çeken Karakulak, "Akademisyenler ihraç ediliyor, şehirler yerle bir ediliyor, bombalar patlıyor, darbe girişimleri yaşanıyor, birçok gazeteci, öğrenci tutuklanıyor, iş cinayetleri artarak devam ediyor ve yaşama koşulları ise her kesim için gittikçe zorlaşıyor. Ancak yine referandum sonuçları bize önemli bir gerçeği gösteriyor bu ülkenin yarısı hatta daha da fazlasının artık bu politikalara  tahammülü kalmadı. Öyleyse 45 yıl önce gelecekleri için bizim geleceğimiz için Denizler nasıl mücadele ettiyse şimdi sıra bizde değil mi? Her dört kişiden birinin işsiz olduğu bu ülkede biz gençler ses çıkarmayacak da kim çıkaracak" ifadelerini kullandı. 

'BİZ KAZANACAĞIZ'

Karakulak konuşmasını şöyle sürdürdü: "Emperyalistler ve yıllarca onların uşaklığını yapmış hükümetler sanıyor ki gençlik susacak, sinip bir köşede yaşananları izleyecek. Ancak bu 68'de de böyle olmadı, Gezi'de de, Soma'da da, sandıktan 'evet' çıkartıldığında da. Gençlik oldu olası hayır dedi, karanlığa sırtını döndü. Onların salmaya çalıştığı korku yerini başka bir dünya özlemine ve inancına bıraktı. İşte tam da bunun bilinciyle bizler, işçi sınıfının devrimci gençlik örgütünün gençleri olarak Denizlerden, Erdallardan, İmranlardan, Korkmazlardan, Mehmet Kılıçarslanlardan, Şeref Aydınlardan aldığımız güçle buradan bir kez daha söylüyoruz, sosyalizm kazanacak. İşçi sınıfı kazanacak, biz kazanacağız!”

'DENİZLER GİBİ CESARETLİ OLMALIYIZ'

KHK ile ihraç edilen akademisyen Özgür Müftüoğlu da konuşarak, Denizleri idama götüren sürecin bugünle benzer olduğunu söyledi. Müftüoğlu bu benzerliği şu ifadelerle dile getirdi: "O dönemde de üniversiteler tasfiye ediliyor, aydınlar, gazeteciler hapse atılıyordu. Tam da o dönemde Denizler gençlik hareketine güç verdi. Bugün de aynı görevle karşı karşıyayız. Onlar nasıl ki kendileri için değil toplum için mücadele ettilerse bizler de mücadele etmeliyiz. Muhalifleri Denizler gibi idamla korkutuyorlar. Buna karşı denizler gibi cesaretli olmalı ve işçi sınıfının yeniden ayağa kalkmasını sağlamalıyız, bu görevi başarmalıyız. Yılmaz Güney'in dediği gibi mutlaka kazanacağız."

'GENÇLİĞİN GELECEĞİ İŞÇİ SINIFININ MÜCADELESİNDEDİR'

EMEP MYK Üyesi İskender Bayhan da 45 yıl önceki yönetim anlayışıyla bugün arasındaki benzerliklere dikkat çekti. Bayhan, "Büyük Türkiye için' söylemiyle bir Trump'ın bir Putin'in ayağına koşuyorlar. Türkiye böyle lider, böyle bölge gücü olamaz. Ancak emperyalizme karşı durup barışı savunursa büyük olabilir. O gün ülkeyi yönetenlerle bugün yönetenler inanç ayrımcılığını kışkırtarak bu kapışmadan kendi küçük Amerikacılığını çıkarmaya çalışıyorlar" dedi. 

Türkiye gençliğine de çağrı da bulunan Bayhan, "Bu durumu reddedin. ‘Barışa, halkların kardeşliğine, özgürlüğüne dayanarak lider olabiliriz, böyle bir liderliği kabul ediyoruz’ diyin. O gün meclis koridorlarında 'üç üç' diye bağıranlar bugün miting meydanlarında idamı geri çağırıyorlar. ‘Biz idamın olduğu, OHAL'le KHK ile yönetilen ülke istemiyoruz’ diyin. ‘Bilime, inanç özgürlüğüne, laikliğe sahip çıkacağız’ diyin. Türkiye gençliğinin geleceği 1 Mayıs'ı 6 Mayıs'a bağlayan büyük ironinin gösterdiği gibi işçi sınıfının mücadelesindedir" diye konuştu. 

Konuşmaların ardında Emek Gençliği üyesi Bilgesu Kiper, Rodrigo'nun Gitar Konçertosu’nu çaldı. Ardından kitlenin Avusturya İşçi Marşını söylemesiyle anma programı son buldu.

Son Düzenlenme Tarihi: 06 Mayıs 2017 20:18
www.evrensel.net