Özgen: Operasyonlar tüm kesimlere yönelecek

Özgen: Operasyonlar tüm kesimlere yönelecek

Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) Genel Başkanı Lami Özgen, konfederasyonlarına yönelik son operasyonu, ileride tüm emek ve meslek örgütlerinin cendereye alınacağının bir göstergesi olarak değerlendirdi. Grev kararlarından, 4+4+4 eğitim modeline karşı yaptıkları eylemlere kadar KESK’in tüm eylemlerinin “yasadı

Şiar Can Şener / Cem Gurbetoğlu

KESK’in 2011 yılının Ağustos ayından bu yana yaptığı bütün eylemlerin ‘yasadışı’ olarak yorumlandığına dikkat çeken Lami Özgen, diğer demokratik kitle örgütlerinin yaptığı eylemlere verilen desteğin de “Yasadışı eyleme katılma” denilerek karşılarına çıkarıldığını aktardı. Özgen, “İnsan Hakları Derneği’nin İran Büyükelçiliği önünde yaptığı açıklamaya destek vermemiz, Çağdaş Hukukçular Derneği’nin tutuklanan avukatlar için yaptığı açıklamaya katılmamız, Türkiye Gazeteciler Sendikası’nın tutuklu gazeteciler için yaptığı eyleme katılmamız gibi bir dizi basın toplantısı önümüze ‘yasadışı eylemlere katılma’, ‘örgüt talimatıyla eyleme katılma’ olarak getirildi. 21 Aralık grevimizin KCK talimatıyla yapıldığı iddia ediliyor. Gerekçe olarak da KCK Sözleşmesi’nin sendikalarla ilgili maddesinde grev ifadesinin yer alması gösteriliyor. Bu absürd bir durum. Grev emekçilerin en temel hakkı ve yıllardır başvurulan bir yöntemdir” diye konuştu.

‘RAPORU NİYE İNGİLİZCEYE ÇEVİRDİN?’

4+4+4 yeni eğitim modeli, anadilde eğitim ve 4688 sayılı yasa için yaptıkları eylemlerin de sorguda kendilerine sorulduğunu ifade eden Özgen, “4688 sayılı yasa için yaptığımız Meclis önündeki protesto eyleminin dahi KCK talimatı doğrultusunda yapılıp yapılmadığı soruldu. Roboski katliamına ilişkin MAZLUMDER, İHD, TİHV, ÇHD ile birlikte hazırladığımız rapor bize soruldu. Raporu İngilizce’ye çevirip uluslararası kuruluşlara göndermiştik. ‘Siz raporu İngilizce’ye çevirerek Türkiye Cumhuriyeti’ni karalayıp küçük düşürmeye yönelik tutum geliştirdiniz ve bunu KCK’nın talimatları çerçevesinde yaptınız’ denildi. Böylesi vahim bir katliamın raporu da böyle algılanıyor” diye konuştu.

‘SENDİKALARIMIZA YASADIŞI KAMERA KONMUŞ’

Eğitim Sen Genel Merkezi ve Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) Ankara Şubesi’ne gizli kamera konduğunu da tespit ettiklerini belirten Özgen, “Bazı toplantılar kaydedilmiş ve konuşmalardan bazı cümleler bir araya getirilerek ‘suç’ yaratılmış” dedi. Savcının da bu şekilde delil toplanmasının yasal olmadığını kabul ettiğini, ancak yine de söz konusu kayıtların dosyadan çıkarılmadığını aktaran Özgen, “Benim bu son operasyondan çıkardığım şu: Operasyonlar bundan sonra yukarıdan aşağıya tüm emek ve meslek örgütlerine, demokratik kitle örgütlerine, derneklere, yani muhalif olan tüm kesimlere yönelecek. Legal, demokratik zeminde hareket eden, muhalefeti öne çıkaran bütün kurumları baskı altına alma, belli bir rotaya sokmak için bir sürecin gelişeceğini düşünüyorum” diye konuştu.

OPERASYON EMRİ YUKARIDAN

Özgen, gözaltında ve savcılıkta edindiği şu izlenimi de paylaştı: “Bu operasyonu polisin   kendi başına yaptığını düşünmüyorum. Polisi zorlayan birçok kurum ve yapı var. MİT, JİTEM, Kamu Güvenliği Müsteşarlığı, Hükümet yukarıdan aşağıya zorluyor olabilir.”  Bu tür operasyonlarla Kürt emekçilerin suçla ilişkilendirilmesinin kolay olduğunu da ifade eden Özgen, “Bundan sonra sadece Kürt emekçilere değil, ama KESK ve diğer demokratik örgütlerde yer alan muhalif kesimlere de yönelecek. Farklı gerekçelerle bunların olacağını düşünüyorum” değerlendirmesi yaptı. (Ankara/EVRENSEL)


GÜRKAN: ‘İŞARETİ BAŞBAKAN VERDİ’

EMEP Genel Başkanı Selma Gürkan, Genel Başkan Yardımcısı ve KESK eski MYK Üyesi Fevzi Ayber’in de içinde bulunduğu heyetle gerçekleştirdiği ziyarette, Başbakan’ın son dönemde muhalefeti ve gazetecileri hedef alan açıklamalarının yaşanan ve yaşanacak operasyonların bir işareti olduğunu söyledi. KESK’e yönelik operasyonun hem emek alanına yönelik bir müdahale, hem de Kürt halkına yönelik inkar politikalarının süreceğinin bir işareti olduğunu belirten Gürkan, AKP’nin hem ekonomik alanda, hem dış politikada, hem de demokrasi alanında attığı adımlarla muhalefet edenleri susturmayı amaçladığını söyledi. Özel Yetkili Mahkemelerin yerine getirileceği söylenen Terör Mahkemelerinin de bu kapsamda değerlendirilmesi gerektiğini kaydeden Gürkan, “AKP politikalarının yanlışlığını anlatan, halk ve emek karşıtı politikaların uygulanmasını engellemeye çalışan kimlerse, bu güçlere dönük açık bir yönelim var. Önümüzdeki dönem artan işsizlik ve yoksulluğa, anti demokratik uygulamalara rağmen AKP Türkiye’yi rahatça yönetmek istiyorsa, bütün muhalif kesimin üzerine bir gerekçe bularak yüklenecektir” diye konuştu.

‘AKP DEMOKRASİSİNİN SINIRI BU KADAR’

Gürkan, “Sendikalara, KESK’e, gazetecilere ve öğrencilere yönelik operasyonlar, demokrasinin sınırının AKP politikalarıyla sınırlı olduğunu gösteriyor. AKP politikalarının sınırına kadar demokrasi vardır. Onu aştığınız zaman demokrasi yoktur. Bu son operasyon da AKP’nin demokrasi sınırının bittiği yeri gösteriyor. Geçmişte muhalifleri ‘komünist’ diyerek yıllarca cezaevine atıyorlardı. Şimdi KCK, Ergenekon denilerek insanlar içeri atılıyor. İşte bu yüzden emek ve demokrasi güçlerinin bu operasyonlara birlikte karşı durması gerekiyor” dedi.

www.evrensel.net