TOGO direnişi 2 ayı geride bıraktı

TOGO direnişi 2 ayı geride bıraktı

TOGO Ayakkabı Fabrikası’nda ağır çalışma koşullarına karşı Deri-İş Sendikasına üye oldukları için işten atılan 35 işçinin direnişi ikinci ayını geride bıraktı. Patronun, valiliğin ve polisin baskılarını püskürten işçiler, “direnişte en iyi kimin işçinin dostu, kimin düşmanı olduğunu öğrendik

Selmane Ertekin / Hasan Akbaş

“Kimse hakkını aramaktan korkmasın” diyen TOGO’daki genç işçiler de, Ankara’da sendikasız işyerlerinde çalışan emekçilere de sendikalaşma çağrısı yapıyorlar.

Yıllardır bu duruma dayanan işçiler bıçak kemiğe dayanınca Deri-İş Sendikası’na üye oldular.

Toplusözleşme yapmak için 3 kilometre ötelerindeki Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’ndan yetki tespiti istediler. Ancak tespit başvurusunun hemen ardından sendikaya üye olan 35 işçi kapı önünde kondu.

Eskişehir Yolu üzerindeki fabrika önünde direnişe başlayan işçiler polis, Valilik baskısıyla karşı karşıya kaldılar. Gözaltına alındılar.

Fabrika önündeki direniş 2 ayı geride bırakırken şimdi işçiler eylem etkinliklerini genişletiyorlar. Bir yandan şehir merkezinde ve AVM’lerde bulunan TOGO mağazalarının önünde eylem yaparken, diğer taraftan da Kızılay’da Yüksel Caddesi ve Sakarya Caddesi’nde kurdukları stantlarda destek imzaları topluyorlar. Şimdiden 10 bini aşkın imza topladılar.

‘KEŞKE ABİLERİMİZ DE SENDİKALI OLSAYDI’

TOGO’ da sendikalı olduğu için diğer ağabeyleriyle birlikte işten atılan 22 yaşındaki  Melih Teker, TOGO’nun en genç çalışanlarından. TOGO’ya işe girerken “nasıl olsa bir iki hafta sonra çıkarım” düşüncesiyle işe başladığını dile getiren Teker, ancak çalıştığı 2 yıl boyunca ağır çalışma koşullarına karşı örgütlenmekten başka yollarının kalmadığını görmüş.

Direnişte çok şey öğrendiğini belirten Teker, en iyi de “kim işçinin yanında, kim karşısında onu anladık” diyor.  İşten atıldıkları 2 ay içinde paylaşmanın, dayanışmanın önemini anladığını belirten Teker, “Bir aracın kornasına basarak bize destek vermesi bile bizi çok heyecanlandırdı” diyor. Sendikalı olarak çalışmakta çok geç kaldığını düşünen Teker, sitemle karışık “Keşke benden yaşça büyük işçi abilerim daha önce örgütlenselerdi” diyor.

Patronun kış gelince kapanan yolunu açmaktan masajına, berberliğine, kapısındaki koyununu kırpmasına kadar her türlü işinin işçiler tarafından yapıldığını anlatan Teker, patronun malı olmadıklarını bir araya gelince anladıklarını söylüyor.

Daha önce sadece selam verdiği işçilerle direniş alanında abi kardeş olduklarını, tek vücut olduklarını dile getiren Teker, sadece işten atıldıktan sonra direniş yerlerinde değil, çalışırken işyerlerinde de bu birliği sağlamanın ve örgütlü olmanın önemli olduğunu ifade ediyor.

BABADAN OĞULA SENDİKAL MÜCADELE

İşçilerden en genç olanı Necip Baytak 19 yaşında. İlk işten atıldıklarında umutsuz olduğunu söyleyen Baytak, diğer sendika ve partilerden kendilerine verilen desteği görünce umudunu yeniden yeşertmiş. Ama onu en çok babası motive etmiş. “Babam da daha önce benimle aynı kaderi yaşamış sendikalı olmuş ve işten atılmış” diyen Baytak, babası Mürsel Baytak’ın daha önce tekstil kolunda çalışırken sendikaya olduğunu, ancak işçilerin birleşememesi sonucu direnişleri kısa sürdüğünü anlatıyor. Baytak, babasının kendisine “Direnişten asla vazgeçme. Biz birleşemedik ama siz kararlısınız. Hepiniz kazanacaksınız” diyerek moral verdiğini söylüyor.

‘VAZGEÇERSEN HAKKIMI HELAL ETMEM’

29 yaşındaki Mehmet Karasakal da ailesinin desteğinin kendisine güç verdiğini belirtiyor. Ailesinin de verdikleri mücadeleyi kendi işyerlerinde dillendirdiklerini anlatan Karasakal’ın biri 3, diğeri 7 yaşında iki çocuğu var. Karasakal’ın 7 yaşındaki  kızı Melike durumun farkında ve babasına destek oluyor. Küçük kızı İlayda ise babasının işsiz olmasına üzülüp ağlıyor. Teselli etmek görevi ise amcası ve dedesine kalıyor. Sendikaya üye olmalarının ardından Karasakal’ı direnmeye iten iki şey olmuş. Birincisi mesai arkadaşlarıyla kenetlenmesi ve dayanışma. İkincisinin ise annesinin kendisine, “Sonuna kadar diren, direnişten vazgeçme ve arkadaşlarını yalnız bırakma, bırakırsan hakkımı sana helal etmem” demesi olduğunu söylüyor.

İmza standında ilginç şeylerin de yaşandığını anlatan Karasakal, TOGO’nun bir ülke olduğunu zanneden ve bilgi almak isteyenlerden TOGO marka ayakabısını çöpe atanlara kadar birçok olaya tanık olduklarını anlatıyor.

GENÇ İŞÇİLERE ÇAĞRI: SENDİKALI OLUN

TOGO’da uzun yıllar çalışan Yalçın Şimşek adlı işçi de, “Biz her şeye boyun eğdik. Bilemedik, çok geç kaldık” diye hayıflanıyor. Ama genç işçi ve emekçilere “Kokmayın örgütlenmekten. Sendikalı olmaktan hakkınızı aramaktan korkmayın” diye sesleniyor. Sağladıkları birliğin kendilerine büyük güç verdiğini belirten Şimşek, “Çalışırken de böyle davransaydık bizi hiçbir güç yenemezdi” diyor. Yıllarca hemen yanı başındaki işçi arkadaşları işten atılırken ses çıkarmadıklarını, üstüne bir de atılan arkadaşlarının yaptığı işi yaparak yüklerinin ikiye katlanmasına boyun eğdiklerini anlatan Şimşek, genç işçilere, “Sendikalı olarak çalışın, örgütlü olun” diye tavsiyede bulunuyor.

İşçileri direnişin başından beri Eğitim Sen Ankara 5 Nolu Şubede örgütlü ODTÜ çalışanları ve ODTÜ’de örgütlü Tez Koop-İş Sendikası yalnız bırakmadı.  

Gazetemize konuşan Tez Koop-İş Ankara 2 Nolu Şube Başkanı Mustafa Barın, işçilerin yanında olmaya devam edeceklerini özellikle vurguluyor. (Ankara/EVRENSEL)

www.evrensel.net