Türkiye

Türkiye'de 771 tutuklu öğrenci var!

Tutuklu Öğrencilerle Dayanışma İnisiyatifi(TÖDİ) üyeleri, tutuklu öğrencilerin sayısına ve yaşadıkları hak ihlallerine ilişkin rapor hazırladı. Adalet Bakanlığının ve Milli Eğitim Bakanlığının bu konuda yanlış veriler açıklaması üzerine bu raporu hazırladıklarını belirten İnisiyatif üyeleri, Türkiye’de tutuklu ö

Eda Yıldırım / Abdurrahman Döner

Raporda 2008- 2012 yılları arasında 23.236 öğrenciye de soruşturma açıldığı belirtildi. Özellikle Kürt öğrencilerin baskı ve tutuklamaların hedefinde olduğunu belirten TÖDİ üyeleri, yargılama süreçlerini tıkayan en büyük faktörün de ana dilde savunma hakkının kabul edilmemesi olduğuna dikkat çekti. Cezayir Toplantı Salonunda gerçekleşen bir toplantıyla kamuoyuna sunulan  rapor, kaç öğrencinin şu an cezaevinde olduğu,  hazırlanan iddianamelerin içeriği, eğitim hakkı, sağlık hakkı, cezaevlerinde yaşanan hak ihlalleri başlıklarını içeriyor. Toplantının açılış konuşmasını TÖDİ üyesi Ahmet Saymadi yaptı. Saymadi, raporun ulusal ve uluslar arası alanda tutuklu öğrencilere ilişkin  ciddi bir kaynak niteliği taşıdığını belirtti. Raporda çok az sayıda lise ve dershane öğrencisinin olduğunu söyleyen Saymadi, Milli Eğitim Bakanlığının bu konuda net verileri olmadığını ekledi.

DÜŞMAN CEZA HUKUKU ANLAYIŞI İŞLETİLİYOR

Saymadi’den sonra raporun hazırlanmasına çalışma yürüten akademisyenler söz aldı. Raporda, TMK, ÖYM ve CMK üzerinde çalışmalar yapan  Galatasaray Üniversitesi Öğretim Elemanı Mehmet Karlı, Türkiye’de yargı sisteminde düşman ceza hukuku anlayışının işlediğini belirtti. TMK, ÖYM ve CMK’nın bu anlayışın karşılığı olarak varlık gösterdiğini dile getiren Karlı, “Türkiye Cumhuriyeti kendi milletinin bir kısmını düşman olarak görüyor” yorumunu yaptı. 1980’lerde varolan savaş mahkumu uygulamasının bugün de AKP eliyle devam ettiğini vurgulayan Karlı, yargılama sisteminden masumiyet karinesinin tamamen ortadan kaldırıldığını kaydetti.

ÖYM’LERİN KALDIRILMASI YETMEZ

771 tutuklu öğrencinin örgüt propagandası yapmak, örgüt üyesi olmamakla birlikte örgüt adına suç işlemek iddialarıyla tutuklandığını söyleyen Karlı,  “Artık Türkiye’de terör sanığı olmak için şiddete bulaşmaya gerek yok. Parasız eğitim talebi, anadilde eğitim talebi sizinle beraber bir örgüt de savunuyorsa o zaman o örgütle ilişkilendiriliyorsunuz” değerlendirmesini yaptı. Türkiye’de adaletin tekrar tesis edilmesi için Özel Yetkili Mahkemelerin kaldırılmasının yeterli olmayacağını da sözlerine ekleyen Karlı, “Bu sorununun tamamen ortadan kaldırılması için düşman ceza hukuku zihniyetinin değişmesi gerek” dedi.

‘İDDİANAMELERDE HERŞEY KRİMİNALİZE EDİLİYOR’

Tutuklu öğrencilerin iddianameleri hakkında bilgi veren Deniz Gedik de, iddianamelerin adli metinler olmaktan çıktığını ifade etti. Kişilerin örgütlerle kolayca ilişkilendirildiğini kaydeden Gedik, “Mesela 8 Mart eylemine gideceksiniz. Bir örgüt de, resmi ya da gayri resmi internet sitesinden ya da basın kanalından bu eyleme çağrı yapıyor. Siz eğer o eyleme gitmişseniz örgüt talimatıyla o eyleme katıldığınız yer alıyor iddianamede” dedi. Gedik,  herhangi bir  örgütle bağ kurulmasının toplumsal empatiyi de engellediğini vurguladı. Özellikle kadın tutukluların mahkeme eliyle tacize uğradığını söyleyen Gedik, “8 Mart’a katılması bile kriminalize edilen kadınlara mahkeme ‘Gece kiminleydin, sevgilin var mı’ gibi sorular soruyor” diye örnekledi.

CEZAEVLERİNİ TMK DOLDURUYOR

Cezaevlerinde yaşanan hak ihlalleri konusunda çalışma yürüten Galatasaray Üniversitesi Öğretim Elemanı Seçil Doğuç da, raporda,  cezaevi nüfusunun nicel ve nitel olarak evrildiği tabloyu fotoğraflamak istediklerini söyledi. Cezaevlerindeki nüfusun her geçen gün arttığına dikkat çeken Doğuç, tuvaletlerin ve duşların dahi yatak haline getirildiğini bunun insanlık onuruna aykırı olduğuna vurgu yaptı. Tutuklamaların çoğunluğunun TMK’dan yapıldığını vurgulayan Doğuç, “Cezaevlerindeki nüfusun böyle artmasıyla hem insanlar haksız yere içeriye giriyor hem de cezaevindeki koşullar kötüleştikçe bunun bedelini yine  kendileri ödüyorlar” dedi. 3 Kişilik veya tek kişilik hücrelerde tutuklu bulunanların da kötü bir süreç yaşadığını söyleyen Doğuç, bu cezaevlerinde on saatlik ortak faaliyet hakkının bile cezaevi yönetimleri tarafından ihlal edildiğini aktardı.  

Cezaevlerinde yaşanan sağlık hakkı ihlallerine de değinen Doğuç, ağır hasta olan tutukluların cezaevlerinde yeterinde tedavi edilmediğini bu tutukluların serbest bırakılması gerektiğini söyledi.  Eğitim hakkına da değinen Doğuç, öğrencilerin ulaşım ücretini ödeyemediği için ne derslere ne de sınavlara giremediğini söyledi.

4 YIL İÇİNDE 23. 236 SORUŞTURMA

Raporda tutuklu öğrencilerin eğitim hakkı konusunda yaşadığı ihlaller konusunda çalışma yürüten Galatasaray Üniversitesi Öğretim Elemanı Başak Demir de, eğitim hakkının en temel hak olduğunu ancak cezaevlerinde bu hakkın tamamen ihlal edildiğini belirtti. Tutuklu öğrencilerin daha hüküm yemeden üniversite yönetimi tarafından cezalandırıldığını kaydeden Demir, “Hüküm verilmeden haklarında sayısız soruşturma açılıyor, okuldan atılıyorlar. Haber verilmeden kayıtları siliniyor” diye konuştu. Soruşturmaların hedefinde sadece tutuklu öğrencilerin bulunmadığını aktaran Demir, “Öğrencinin katıldığı demokratik herhangi bir eylem ya da etkinlik suç sayılarak aylarca uzaklaştırma cezaları veriliyor. YÖK’ün verilerine göre 2008-2012 yılları arasında 23. 236 öğrenci hakkında üniversitelerde soruşturma açıldığını söyleyen Demir, bunun YÖK, okul ve diğer kurumlarla beraber yürüttüğü bir sindirme politikası olduğuna vurgu yaptı. (İstanbul/EVRENSEL)


İMKANSIZLIKLARA RAĞMEN OKUL BİRİNCİSİ OLDU

2 Temmuzda KCK Ana Davasında yargılanmaya başlayan tutuklu öğrenci Büşra Beste Önder’in annesi Hande Önder de toplantıya katıldı. Tahliye umutlarının olmadığını söyleyen Önder, Büşra’nın beyinle ilgili ciddi bir rahatsızlığının olduğunu ve içerde yeterince tedavi edilemediğini anlattı. Kızının bütün imkansızlıklara rağmen bu yıl okul birincisi olduğunu da sözlerine ekleyen Önder, Büşra’nın bir an önce serbest bırakılmasını istedi.


TAZMİNAT HAKKI HEM VAR HEM YOK

Konuşmaların ardından akademisyenler basının sorularını cevapladı. Bir gazetecinin  tutuklu öğrencilerin beraat etmesi halinde yaşadıkları mağduriyetin giderilip giderilmediği sorusunu cevaplandıran  Galatasaray Üniversitesi Öğretim Elemanı Mehmet Karlı, “Beraat ettiğinizde devletten tazminat alıyorsunuz. Ancak şu ana kadar tutuklu öğrencilerin beraat ettiği dava çok az. Genelde hakimler, tazminat hakkını engellemek için en alt suçtan da olsa ceza veriyor. Bu da kişinin tutuklu bulunduğu süreye denk getiriliyor. Bu yüzden kişinin tazminat hakkını ortadan kaldırılıyor” dedi. 

www.evrensel.net