ABD’den Libya’yı bölme hamlesi

ABD’den Libya’yı bölme hamlesi

Arap Coğrafyasında Geçen Hafta'nın gündeminde AB tarafından bölünmek istenen Libya var.

Ali KARATAŞ

2011 Arap ayaklanmaları sonrası NATO’nun müdahalesi ile Muammer Kaddafi’nin devrilmesinin ardından Libya’nın merkezi yapısını kaybederek derin bir kaosun içine sürüklendi. Libya’nın bu durumu Arap basınında hep gündemin ön sıralarında yer aldı. Libya şimdi de üçe bölünme planıyla gündemde. Rai Al Youm yazarı Abdulbari Atwan, Guardian gazetesinin ABD Başkanı Donald Trump yönetiminin Libya’yı üç küçük devlete bölme planını açığa çıkardığını aktardı. 

LİBYA’DA ÜÇ PARLAMENTO

Libya’da şu an üç parlamento bulunuyor. Bunlardan birincisi Trablus’taki Milli Genel Kongre’nin (MGK) desteklediği “Libya Şafağı” Koalisyonu. Bu yapı Müslüman Kardeşlere yakın.

İkincisi Mısır’daki Sisi yönetiminin desteklediği, Tobruk’ta bulunan Temsilciler Meclisi. Bu yapı ile Emekli General Halife Hafter’e bağlı “Onur Operasyonu” Koalisyonu arasında, merkezi şehirler ve petrol bölgelerine hakimiyet konusunda çatışmalar yaşanıyor.

Üçüncüsü Birleşmiş Milletlerin (BM) ülkedeki sorunu çözmek, tarafların arasını bulmak gerekçesiyle bir sene önce Fas’ın Süheyrat kentinde başlattığı çalışmalar neticesinde Fayiz el Sarac başbakanlığında kurulan uzlaşı hükümeti.

ÜÇ DEVLET PROJESİ ÇATIŞMALARI BÜYÜTÜR 

“Senelerden beri bölmenin sorunları çözmeyeceğini, aksine sorunları arttıracağı uyarısında bulunuyoruz” diyen Atwan, Libya’nın bölünmesinin “farklılıkları, çatışmaları ve şimdikinden daha kanlı iç savaşları patlatacak” uyarısında bulundu. 

ABD’nin bu projesi 101 yıl önce imzalanan Sykes-Picot anlaşmasını hatırlattı. Emperyalistler arası dengeler değişince paylaşım süreçleri de değişiyor. Ulusların kendi kaderlerini tayin hakkı çerçevesinde değerlendirilmedikçe sınırları yeniden çizmek yeniden bölgeyi paylaşmak anlamına gelecektir.

LİBYA’DA KÖLE PAZARI

Al Kuds al Arabi gazetesi de bir yanda Libya’yı bölme planları yapılırken öte yanda Libya’da köle pazarlarının kurulduğuna dikkat çekti. Ülkenin en kötü dönemini yaşadığını yazan gazete “Pazarda Afrika’dan Avrupa’ya göç etmek isteyenler, 200 ile 500 dolar arasında bir mal olarak satılıyor” diye yazdı.

Londra merkezli al Kuds al Arabi, “Libya vadedilen özgürlükler ülkesinden kaçakçılığın, insanları köleleştirmenin, kadınlara tecavüzün, yoksul göçmenleri kaçırmanın ve istismar etmenin merkezi haline geldi” yorumunda bulundu.

TÜRKİYE’DE DERİN BÖLÜNME

Arap basınının önemli gündem maddelerinden birisi de Türkiye’de yapılan başkanlık referandumu oldu. Siyasi gözlemciler Türkiye’deki referandumun ülkede “derin bir bölünme” yarattığı ve hangi sonuç çıkarsa çıksın, referandum sonrası farklı bir Türkiye ile karşı karşıya kalınacağı görüşünde birleşiyor. 

Suudi sermayeli Londra merkezli al Hayat gazetesinin “Erdoğan referandum sınavında” başlıklı haber analiz yazısında “Türkler bugün, Hükümet tarafından önerilen rejimi başkanlık sistemine dönüştürecek olan Anayasa değişikliği referandumunda oy kullanıyor” diye yazdı. Yine Londra merkezli ül Arab gazetesi de “Evet ile hayır arasında: Türkiye 16 Nisan sonrası farklı bir ülke olacak” yorumunu yaptı. 


LİBYA’YI ÜÇE BÖLME PLANI

Abdulbari ATWAN
Rai al Youm

BİRKAÇ yıldan beri devam eden özel ilişkiler, sağduyulu günlük İngiliz gazetesi Guardian’a beni bağladı. Bu gazetede Libya ile ilgili birçok makale yazdım. NATO’nun müdahalesi konusunda uyarıda bulundum. Müdahalenin Libya’yı kanlı bir kaosa, İslamcı militan grupların kuluçkalık eden bir ülkeye çevireceğini söyledim. İtalya’ya yakınlığı ve Akdeniz’deki bin kilometrelik kıyısından dolayı binlerce mültecinin geçişi için en önemli nokta olacağını belirttim. 

Pazartesi günü Guardian gazetesi güvenilir bilgilere dayanarak Donald Trump’ın Osmanlının bıraktığı coğrafi mirasa göre Libya’yı üç küçük devlete bölme planını açığa çıkardı. 

Bu devletlerden birincisi doğudaki Barka vilayetinde, ikincisi batıda Trablus’ta, üçüncüsü güneyde Fizan vilayetinde. Yeni ABD başkanının dışişlerinden sorumlu müsteşarı, Libya konusunda sorumlu kişi olmada en büyük aday ve bölünme planın arkasında duran kişi Sebastian Gorka, Avrupa’daki üst düzey bir yetkiliye Libya krizinin çözümü için bu haritayı çizdi. Çünkü ona göre Fayiz el Sarac’ın liderlik ettiği ve BM’nin desteklediği Ulusal Uzlaşma Hükümetinin önünde çözüm için herhangi bir fırsat görünmüyor.

BÖLÜNME ÇATIŞMALARI BÜYÜTÜR

Britanya gazetesinde ve Rai al Youm’da senelerden beri bölmenin sorunları çözmeyeceğini aksine sorunları arttıracağı uyarısında bulunuyoruz. Çünkü sınırların yeniden çizilmesi ve çoğunluğu doğudaki Barka bölgesindeki Petrol Hilali’nde bulunan petrol zenginliğinin paylaşılması meselesi; farklılıkları, çatışmaları ve şimdikinden daha kanlı iç savaşları patlatacak.Trablus ve Fizan’da böyle zenginlikler bulunmamaktadır. Libya toplumu, kabileler toplumudur. Arap olsun, yabancı olsun müdahale eden uluslararası ve bölgesel güçler kabileler arasında çatışmaların alevlenmesinde rol oynadılar.

ABD BÖLÜNMEYE KARŞI ÇIKMIŞTI

ABD, İkinci Dünya Savaşından sonra Fransızların ve İngilizlerin Libya’nın Osmanlı haritasına bağlı olarak bölünmesine karşı çıktılar. Birlikten ve federalizmden yana olanlar petrol gelirlerinin herhangi bir fark olmadan bütün Libya halkına eşit dağıtılmasını istediler. 

Muhalefet ettiğimiz, Libya halkını koruma gerekçesiyle gelen NATO’nun müdahalesi “cehennemin kapılarını” açtı. Bu kapıları açmaya katkıda bulunan ve ülkede kanlı kaosu destekleyen Arap hükümetleri ve siyonist lobiler, yeni Libya’nın İsrail’le normalleşmesini istediler.

OBAMA HATASINI İTİRAF ETTİ

Başkan Barack Obama hatasını itiraf etti. NATO’nun Libya’ya yönelik askeri müdahalesine destek olmaktan pişman olduğunu söyledi. “Bu destek benim başkanlığım boyunca yaptığım en büyük hatadır” dedi. Müdahalenin sonucu olarak Libya’nın karşılaştığı bütün sorumluluğunu Fransız ve İngiliz müttefiklerine yükledi.

Trump yönetimi, Obama döneminde uygulanan siyasetin karşısında bir siyaset izlemek istiyor. İkincisi, Ulusal Uzlaşı hükümetinden vazgeçmek ve bölünme planını uygulamak istiyor.

LİBYA’NIN EN KÖTÜ DÖNEMİ

Libya tarihsel olarak en kötü dönemini yaşıyor. Evet, İtalyan işgal günlerinden daha kötü. Şu an üç hükümet ve parlamento var. Savaşan onlarca milis grubu, kanlı bir kaos, hemen hemen tam bir güvenlik ve istikrar eksikliği ve görülmemiş bir yolsuzluk mevcut. Devrimin geçen altı senesinde bir önceki düzenin bıraktığı 200 milyar dolar çalındı. Yeni yöneticiler ve onlara bağlı olanlar bu paraları çaldılar ve yabancı bankalara havale ettiler. Libya halkının yarısı Tunus, Mısır ve Avrupa’da mülteci haline geldi. Ülkede kalan yarısı ise açlık içinde. Petrol denizinin üzerinde yüzerken memurların bile maaşlarını ödemeyen hükümetlerin gölgesinde, temel hizmetlerden hiçbir tanesi verilmiyor.

NATO tarafından işgal edilmesine ve hava bombardımanları sonucu 50 bin kişinin katledilmesine karşı çıktığımız gibi, Libya’nın bölünmesine de karşıyız. Burada kendini ortaya çıkaran soru şu; Bu işgali destekleyenler, uçakları bomba yağdıranlar, ona meşru bir örtü oluşturanlar, yıllardır petrol platformlarını işgal ederek parlak, yeni bir Libya’nın geleceğini vaaz edenler neredeler? Niye hiç seslerini duymuyoruz? Libya halkından özür dileyecekler mi?


LİBYA; ÖZGÜRLÜK HAYALİNDEN KÖLE PAZARINA!
al Kuds al Arabi
Başyazı

ULUSLARARASI Göç Örgütü, Libya’nın güneyindeki Sabha kentinde köle pazarı kurulduğunu ilan etti. Pazarda Afrika’dan Avrupa’ya göç etmek isteyenler 200 ile 500 dolar arasında bir mal olarak satılıyor. Pazar, taksilerin beklediği alanda aleni olarak kuruluyor. Kaçakçılık çeteleri, mafyaya benzer büyük çeteler haline gelmiş durumda. Bu çetelerin; “Nijerya’dan, Senegal’den ve Gambiya’dan” gelen göçmenleri, kuzeye Akdeniz kıyılarına doğru yöneldiklerinde gözaltına alan silahlı grupları var. Göçmenler, Avrupa sahillerine ulaşmak yerine boğularak ölecekleri denize yöneliyorlar. 

Şebekeler ve kişiler erkek köleleri zahmetli inşaatlarda, tarımda kullanıyorlar. Kadınlar fuhuş yapmaya zorlanıyorlar. Tutuklular kötü muameleye, dayağa ve işkenceye maruz kalıyorlar. Bazıları yoksul ailelerine karşı şantaj olarak kullanılıyorlar. Fidye ödeyemeyecek durumda olanların kaderi sona erebiliyor veya açıklıkla ölüme terkedilebiliyorlar. Kimlikleri belirlenmeden defnediliyor. Aileleri ne durumda olduklarını bilmiyor. 

Yaşanan bu durum, zulüm, açlık ve büyük uçurumlar yaratan ve gençlerinin gelişmesinin önünü kapatan; cılız, adaletsiz sistemden kaynaklanıyor. 

Gençler onurlu bir yaşam rüyasına, Batı ülkelerindeki mali ve sosyal yükselmeye doğru kaçıyorlar. Suçlular insani durumları istismar ediyorlar. Hiç kimse onların kurtarılmasıyla veya geri dönemleriyle ilgilenmiyor.  

Libya’da neler olduğu Batı devletlerinin dikkatinden çıktı. Demokrasi ve güvenlik için destek ertelendi. Lakin Libya vaat edilen özgürlükler ülkesinden kaçakçılığının, insanları köleleştirmenin, kadınlara tecavüzün, fakir göçmenleri kaçırmanın ve istismar etmenin merkezi haline geldi. Durum Libyalıların ve dünyanın  beklediğinden çok kötü. 

Bu vaziyet Libya’nın bu kara delikten ve özgür insanlarının layık olmadığı bu itibardan nasıl çıkacağını sormamızı gerektirir. 

Halkı İtalyan sömürgeciliğine ve Kaddafi istibdadına karşı savaşmaktan geri durmadı. 

Libya, Ulusal Uzlaşı Hükümetinin Başbakanı Faiz el Sarac, IŞİD ve meşru hükümete karşı savaş ilan eden General Hafter’in tehditleri arasında durmaktadır. 

www.evrensel.net