NATO

NATO'cu sermaye partilerine oy yok

Seçim süreçleri, kitlelerle birlikte gençliğin de yüzünü siyasete döndüğü ve ‘kim ne diyecek, nasıl bir yol izleyecek, bana ne türlü vaatlerde bulunacak?’ şeklinde soruların gündeme geldiği dönemlerdir. İşçi ve emekçi sınıflar kadar Emek Gençliği açısından da bu d&oum

Onur Aydın


18 yaşını doldurmuş 15 milyon genç seçmen, çürümüş burjuva partiler için adeta bir kurtarıcı can simidi olarak görülmektedir. Gençlik, bu partiler için bir oy deposu olmaktan başka bir anlam ifade etmemektedir. AKP hükümeti geride kalan 8 yıllık icraatlarının propagandasını yapmakta ve yeni dönemi kendi iktidarlarında devam eden bir olgunluk dönemi olarak tarif etmektedir. Aslında geride kalan yoksulluktan ve geleceksizlikten ibaret bir gençlik enkazıdır. AKP’nin bir 4 yıl daha kredi istediği olgunluk dönemi ise; bilime, gençliğe ve geleceğe fütursuzca saldırmayı hedeflemektedir.

Bol ‘sol’ sosa bulanmış yeni CHP ise seçim programını açıklayarak gençliğe yönelmiş bulunmaktadır. Kılıçdaroğlu YÖK’ü kaldırmayı, ücretsiz yurtlar yapmayı ve harçları kaldırmayı taahhüt ediyor. ‘Benim adım Kemal ben yaparım’ diye caka satıyor. Ama TÜSİAD’a aradaki buzları eritmek için çağrı yapmaktan da geri durmuyor. Özel eğitim sektörüne göz kırpıyor, yurt paralarını ise bedelli askerlikten sağlayacağını söylüyor. AKP gençliğin eylemlerini püskürtmek için CHP’nin kışkırttığını söylüyor. CHP ise gençliğin eylemlerini istimrar ederek AKP karşısında puan toplamak istiyor. İşsizliğin, yoksulluğun pençesinde kıvranan, iş, bilim, özgürlük isteyen gençler düzen partilerinin bu oyununu bozmak için kolları sıvamaya başlamalıdırlar. Çünkü gençliğin NATO’cu, istimrarcı, TÜSİAD-MÜSİAD’çı sermaye partilerine verecek oyu yoktur.

Denizleri İstismar Maskaralığın Yanında Bir Dakika Bile Durulmaz

Geçtiğimiz günlerde, İstanbul Ataşehir’de Deniz Gezmiş Parkı’nın açılışı yapıldı. Kılıçdaroğlu ile Deniz Gezmiş’in resmi aynı pankartta yer almaktaydı. Üstelik Deniz’in parkasının baş kısmına Gandi Kemal’in kafasının fotosu yerleştirilmişti.   Biz bu filmi daha önce de görmüştük. Deniz Baykal’a atfen ‘Biz iki Deniz’i de sevdik’ mealinde pankart açan CHP’li gençler şimdi dönüp neye alet edildiklerini düşünüyor olmalılar. Gitti Deniz geldi Kemal…

Anlaşılan o ki, Denizleri istismar ederek gençliği yedeklemeye çaba etmek CHP’nin genlerine işlemiş. CHP’deki bu tutum, devrimci değerleri gençliği etkilemede kullanmaya devam edileceğinin de göstergesi olmuştur. Denizler ve 68 gençlik hareketi o dönemde söyledikleriyle, gerçekleştirdikleri yürüyüşlerle anti-emperyalist ve anti-faşist bir mücadele örneği sergilemiştir. Denizlerin Dolmabahçe’de 6. Filoya karşı verdikleri mücadele hala bütün gençliğin içindeki duyguları heyecanlandırmıyor mu? Peki CHP ve Kılıçdaroğlu bugün ne yapıyor? Libya halkına yapılacak saldırıyı başlatmak için NATO’ya yeşil ışık yakıyor ve vete oyu kullanıyor. Hal böyle iken utanmadan, Denizlerin verdiği mücadeleyi sahiplendiklerini, 68 ruhuyla iktidara geleceklerini söyleyebiliyorlar. İdama giderken bile düşüncelerinden ve mücadelelerinden vazgeçmeyen Denizler, Kürt ve Türk halklarının kardeşliğini savunurken, CHP tekçi anlayışta ısrar ediyor. Peki inasana sormazlar mı; ‘Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu!’ Bu nedenle bağımsızlık, demokrasi, barış ve özgürlük özlemiyle öne atılmak isteyen gençlere bir sözümüz var; Yanlış yerde saf tutmaktasın kardeşim. Çünkü Denizeri istismar eden maskaraların yanında bir dakika bile durulmaz!

Gençliğe Düşman Partilere Oy Yok, Emek Partisi Saflarında Birleşelim!

Bizden oy isteyen, bizim adımıza karar alan, ülkenin ve dünyanın temel sorunları adına hep geri adım atmamızı isteyen bu sermaye partilerinde bizim yerimiz yoktur. Bizler geleceğimiz için, işçi sınıfı mücadelesine bağlanmalı ve işçi sınıfı partisi saflarında mücadele etmeliyiz. Mücadelemizi kendimiz yükseltmeli, bu sistemin çarkını kıracak olan işçi sınıfı saflarına ve onun partisine bağlanmalıyız. Geleceğimiz ancak o zaman daha aydınlık olabilir.

www.evrensel.net