Suriye’ye ne zaman saldırıyoruz?

Suriye’ye ne zaman saldırıyoruz?

Suriye’ye saldırmak ve Esad’ı görevden almak için geliştirilen planlar, söylentiler ve propagandalar aylardır gündemde. Ancak bu son hafta, Pentagon’un planlarını gerçekleştirmek üzere tamamladığı bildirildi. Bana göre herhangi bir atağı meşrulaştırma çabaları çok yapmacık. 2003’te Irak’ın işga

Ron Paul

Suriye’ye saldırmak ve Esad’ı görevden almak için geliştirilen planlar, söylentiler ve propagandalar aylardır gündemde. Ancak bu son hafta, Pentagon’un planlarını gerçekleştirmek üzere tamamladığı bildirildi. Bana göre herhangi bir atağı meşrulaştırma çabaları çok yapmacık. 2003’te Irak’ın işgali ya da 2011’deki Libya saldırı için üretilen bahanelerden daha inandırıcı değil artık.
Bu savaşların başarısızlığı, Suriye’de rejimi değiştirmek ve işgal gerçekleştirmek için bütün gücümüzü ortaya koymadan önce bir durup düşünmemizi sağlamalı.  
Ortadoğu’da bu tür bir savaşın kızıştırılması için herhangi bir ulusal güvenlik endişemiz yok. Hatta, Suriye’de bugün yükselen ulusal ihtilafın tamamen dışında kalmamız güvenlik çıkarlarımız için en iyisi olacaktır.
Suriye’de mevcut hükümeti devirmek için sabırsızlanan güçleri destekleyerek zaten yeterince bu işe karıştık. Dışarıdan bir müdahale olmadan, bugün iç savaş olarak nitelenen bu ihtilaf tamamen çözülebilir.
Başka bir ülkeye müdahale edip etmemek, orayı işgal etmek ve orada kontrol edeceğimizi umduğumuz yeni bir rejim kurmak; bu anlayış çok önemli bir soruyu akıllara getiriyor: bir başkan böyle bir yetkiyi nereden alıyor?
İkinci Dünya Savaşı’ndan beri bir savaşa girmek için gereken asıl yetki görmezden gelindi. Bu otorite, Birleşmiş Milletler ve NATO gibi uluslararası birimlere ya da ABD Meclisi hiçe sayılarak, başkana verildi. Ve daha da kötüsü, halk buna karşı çıkmıyor.
Yakın zamandaki başkanlarımız bariz bir şekilde savaşa girme kararı verme yetkisinin ABD Meclisinde olmadığına dair anlayışı sürdürüyor. 1950’de Meclis onayı olmadan, BM kararıyla Kore savaşına girdiğimizden beri bu gelenek sürüyor. Ve bu kez de, Suriye’ye karşı askeri harekat yapmak üzereyiz, bir yandan da Rusya ile soğuk savaşı yeniden canlandırırken. Yeniden, bizim için Suriye’den çok daha büyük bir tehdit teşkil eden Rusya ile “tavuk” oyunu oynamaya başladık.
ABD-Meksika sınırındaki şiddete insancıl bir çözüm talep eden Rusya’ya nasıl müsamaha gösterebiliriz? Bunu, meşru bir kaygı olarak görebiliriz. Bizim Rusya’nın meşru  deniz üssünün bulunduğu Suriye ile ilişkili olmamız, onların da bizim arka bahçemiz olan Meksika’da olmalarıyla aynı durum.
Rusyalılar komşu ülkelerindeki çıkarlarını korurken, bizim binlerce kilometre öteden onları kınamamız çok ikiyüzlüce. Taraf tutmak, gizlice yardım sağlamak ve rejim değişikliği için Suriye’deki sivil ihtilafı büyütmek bizim yararımıza değil.
Haksız yere, Rusların Esad’a gizlice helikopterlerle silah teminatı yaptığını iddia etmek, yalnızca gereksiz bir provokasyondur. Haksız yere, Esad hükümetini, şiddet uygulayan muhalif isyan gruplarına karşı sözde katliamlar yapmakla suçlamak savaş propagandasından başka bir şey değil.
Bilgi sahibi insanlar, Cumhuriyetçi neoconların açık açık kabul ettiği gibi, Suriye için planlanan savaşın bir sonraki adımının İran hükümetini devirmek olduğunu anlayabilir.
Suudi Arabistan’da yaptığımız gibi İran petrol rezervlerini kontrol etmek, on yıllardır ülkenin dış politikasını yöneten neoconların gerçek hedefi.
Yakın bir gelecekte dış politikamızda köklü bir değişiklik yapmazsak savaş kaçınılmaz. Siyasi partiler arasında pek de bir anlaşmazlık yok. Her ikisi de savaş ödeneklerinin ortadan kaldırılmaması konusunda hemfikir. Hiçbiri Ortadoğu ve Güney Asya’daki büyüyen saldırgan varlığımızı sonlandırmaya niyetli değil.
Bu kriz yaratma sorunu, kontrolden çıkmaya başladı ve giderek, Amerikan halkının kabul ettiği ya da görmezden geldiği rutin bir işgal etme ve rejim değiştirme operasyonundan çıkarak çok daha büyük savaş yaratmaya doğru evriliyor.
ABD’nin artık diplomasi politikasını kullanması ve barış, ticaret ve dostluk ilişkilerini geliştirmesi gerekiyor. Bir Amerikan imparatorluğu inşa etmek ve geliştirmek üzere orduyu kullanma çabalarımızı terk etmemiz gerekiyor.
Öte yandan, mali durumumuz çok kötü, bunu karşılayamayız ve en kötüsü de bizi Ortadoğu’da açmaza sürüklemek isteyen ve kendi evimizde batmamızı sağlayan Usame Bin Ladin’in stratejisini tamamlıyor olmamız.
Artık dışarıdaki birliklerimizi ülkeye geri getirme ve yalnızca barışı ve refahı amaçlayan bir dış politika inşa etme zamanı.
Bu hafta, yönetimin, meclisin resmi bir savaş ilanı olmaksızın, doğrudan ya da dolaylı bir şekilde Suriye’de herhangi bir askeri veya paramiliter operasyonu desteklemesini yasaklamak için bir yasa tasarısı öneriyorum. Umarım meslektaşlarım bu konuda benimle aynı çabayı gösterirler.

Cumhuriyetçi Senatör
Çeviren: Alev Yıldırım

www.evrensel.net