Grevler ve biz işçilere gösterdikleri

Grevler ve biz işçilere gösterdikleri

Gebze'den bir ZF Sacsh işçisi bir önceki TİS sürecinden günümüze kadar edindikleri tecrübeleri yazdı.

ZF Sacsh işçisi
Gebze/Kocaeli

Yaklaşık 2 yıl önce metal işçilerinin Bursa’da başlayıp tüm yurda yayılan direniş sürecini yaşadık. Talepleri zorlu çalışma koşullarına karşı ücret zammı, iş güvenliği önlemlerinin arttırılması, güvenceli çalışmaydı. İşçileri bu greve çıkmaya zorlayan nedenlerden bir diğeri ise üyesi oldukları sendikanın, Türk Metal’in, sözleşmeleri 3 yıllık yapması ve işçinin onayı alınmadan, işçiye sorulmadan işçi adına sözleşme masalarına oturmalarıdır. İşçi kabul eder mi etmez mi diye düşünmeden patronların verdiği zamma imza atmalarıdır. Hele ki yüzde 20 zam alacağız diye masaya oturup yüzde 7 ile kalkmaları ve yaptıklarının işçiler tarafından takdir görmesini beklemeleridir. Sanki çok iyi bir sözleşmeye imza atabilmişler de karşılık bekliyorlar. Bizim gibi diğer metal işçilerinin bir diğer huzursuzluk nedeni de Türk Metal’in antidemokratik uygulamalarıdır: 

- İşyeri temsilcilerinin seçim ile değil kendilerine taraf olan, işçilerin güvenmediği, sevmediği patronlarla al gülüm ver gülüm ilişkisi içinde olan menfaatçi kişilerin atanmasıdır. 

- İşyeri sendika sözleşmelerinin hiçbirinde işçilerin talepleriyle değil kendi talepleriyle masaya oturmalarıdır. 

- İşveren işçi alırken ya da çıkartırken işçiden yana hiçbir tutum sergilememeleridir.

- İşyerinde üretim baskısına, zorunlu mesailere, ayrımcı ve cinsiyetçi uygulamalara, mobbinge ses çıkarmamaları hatta görmezden gelmeleridir.

Tüm bu ana etkenler işçiyi zamanla çileden çıkarmıştır. Peki, direniş sonrası durum ne oldu? Çoğu fabrikada işçiler sendikalarından istifa etti. Bölünmeler oldu. İşçilerin çoğu sendika değiştirdi. Bu arada patron ve Türk Metal ortaklığı da tökezledi. Bazı işverenler, patron sendikası MESS’ten ayrılarak Elektromekanik Metal İşverenleri Sendikası’nı (EMİS) kurdular (İşverenler örgütsüz çalışmıyorlar). Bunun üzerine işçilere bir takım ekonomik iyileştirmeler yaptılar. Mevcut hükümetin de yardımıyla süreci atlattılar. 

Daha sonra da ince ince direnişe önderlik eden işçileri bir şekilde etkisiz hale getirdiler. İşçinin mevcutlu örgütlü yapısını değiştirdiler. Çoğunu işten attılar ya da yerini değiştirdiler. Aynı işyerinde iki sendika, sendikasız işçiler, ekonomik ve siyasi baskı altındaki işçiler ve kısa zamanda zamlarla eriyip giden maaşlar düşünüldüğünde kimin kârlı veya zararlı çıktığı muamma… 

Buradan çıkardığım sonuç şu: İşçi üretimden gelen gücünün farkına varmalı. Biz üretmezsek hayat durur, felç olur, Türkiye durur. Bizim alın terimizi, haklarımızı verin siz de rahat edin biz de rahat olalım.

2017 Ocak ayı içinde EMİS ile Birleşik Metal-İş sözleşmesi kapsamında bulunan ABB, Schneider Elektrik/Enerji, General Elektrik (Alstom) işçilerinin sözleşmesinin tıkanması üzerine grev kararı aldı. Grevleri birkaç saat içinde yasaklanan işçiler, yasağa rağmen işbaşı yapmadı. Mecburen EMİS patronları anlaşmak zorunda kaldı. Çeşitli sosyal haklarla birlikte ikili sıkıştırmaya karşı (patron-hükümet) yüzde 20 civarı zam almayı başardılar. Bizim bunlardan çıkaracağımız bir sonuç olduğu için yazıyorum bunları. Karşımızda patronlar, hükümet, medya, ekonomik baskılar vb. birçok engel var. İşyerimizde örgütlülüğümüzü en üst seviyeye çıkarıp, tek vücut olarak sözleşme masasına oturursak, üretimden gelen gücümüzü kullanma kararlılığını gösterirsek istediğimiz zammı ve sosyal hakları alabiliriz. Elimizdeki tek güç üretim gücümüzdür. Diğer unsurlar ise siyasi görüşümüz, inancımız, ırkımız, mezhebimiz, cinsiyetimiz. Bu unsurları da bizi bölmek için kullanıyorlar. 

Daha önce Türk Metal’den ayrılıp Çelik-İş’e geçmiş olan Dytech işçilerini sözleşme masasında bırakıp kaçan Çelik-İş Sendikası “Türk Metal’e yeniden üye olun” diyor. Yine bu günlerde aynı satışı TOFAŞ işçileri yaşıyor. Sarı sendikalarda işçileri satan satana... Bu bize gösteriyor ki, eğer işçiler sendikalarda olmazsa, işçi sınıfına inanmayan güvenmeyen, amacı koltuk sevdası para hırsı olan güya sendikacı ve sendikalar bizleri sömürmeye devam eder.

Emeklilik yaşının yükseltilmesi, taşeron çalışmanın yoğunlaşması ve yaygınlaştırılması, kiralık işçilik yasasının çıkartılması, asgari ücretin sürekli erimesi, vergi dilimlerinin artırılması, artan işçi ölümleri, grev yasaklarının kapsamının genişletilmesi, kıdem tazminatının fona devredilmeye çalışılması gibi daha bir sürü örnek var önümüzde. Bu bile hükümetin kime taviz verdiğini ve kimden taraf olduğunu gösteriyor. Sermaye hükümetleri ancak sermayeye yarar bizlere değil. İşçinin ‘İ’sinin olmadığı yeni anayasaya HAYIR demekten başka seçeneğimiz yok. Tek adam, padişah düzeni bizi ileriye değil geriye götürür. Bizim yüzümüz ileri dönük. Mutluluk ve huzur ancak çoğunluk mutlu ise olur.

www.evrensel.net