'İnsanca bir yaşam ve barış istiyoruz'

'İnsanca bir yaşam ve barış istiyoruz'

Van'da, ağırlıklı olarak kadınların çalıştığı Japon Pasajında, Vanlı kadınlarla referandumu konuştuk.

Zeliha KAR
Özge ÖZDEMİR
Van

Anayasa değişikliği referandumuna sayılı günler kala Van’da yaşayan kadınlar ‘ne diyor’ diye merak ettik ve genellikle kadınların çalıştığı Japon Pasajına yolumuzu düşürdük. 

Japon Pasajında çalışan kadınları bulmak istiyorsanız merdivenlerle ikinci kata çıkmanız gerekir. Biz de ikinci kata çıkıp başlarını dikiş makinelerine eğmiş üç kadını gördüğümüz ilk dükkana girdik. Referandum hakkında ne düşündüklerini sorunca kadınlar, dükkanın diğerlerine göre daha iç kısmında bulunan dikiş makinesinin önünde oturan Şule Yüksel Şeker’i gösterdiler. Şule ablaya “Kadınlar referandumda ne demeli?” diye sorduğumuzda, “Bence özellikle kadınlar ‘evet’ demeli” cevabını aldık. Şule abla özellikle işlerinin bu yıl daha iyi gittiğini, her sene kirasını çıkaramazken bu yıl rahatlıkla çıkardığını söylüyor. “Evet dersek ülke olarak kazanırız bu kadının da kazanması demek. Çünkü iş sahaları açılacak ve yarın benim çocuğum için iş imkanı sağlanmış olacak. 90’lı yıllardan önce türbanlıların evinde oturması isteniyordu, insanların duyguları bastırılıyordu.  Ama şimdi kız çocuklarımız okuyor , anneler daha bilinçli olmaya başladı” diye ekliyor. 

 

Hatice Muhan Fendik ve Lavin bebekŞule ablayı ve diğer iki kadını çeyiz dükkanında bırakıp karşıdaki dükkana giriyoruz. Karşıdaki dükkanda bizi gülümsemesiyle Lavin karşılıyor. Lavin, henüz 7 aylık bir bebek ve bugün ilk defa annesi Hatice Muhan Fendik’le dükkana gelmiş. Hatice kız kardeşiyle beraber çalışıyor ve biz referandum der demez ağızlarından “hayır” cevabı çıkıyor. Nedenini sorduğumuzda, “Daha özgür bir ülkede yaşamak, çocuklarımızı daha iyi bir ülkede büyütmek için ‘hayır’ demeliyiz. OHAL süreci işlerimizi olumsuz etkiledi. Sabah dükkanı açıyoruz akşama kadar iş yok. Sandıktan hayır çıkması özgürlüğümüz için bir adımdır, çünkü biz artık rahat uyumak istiyoruz” diyor. Cevabımızı aldıktan sonra Lavin tıpkı geldiğimizde yaptığı gibi giderken de bizi gülümsemesiyle uğurluyor.

 

ŞAMPUAN, YAĞ TENEKESİ...

Başka bir genç kadının çalıştığı dükkanın kapısından kafamızı uzatıyoruz ancak girmemizle çıkmamız bir oluyor. Çünkü genç kadın, “Benim derdim bana yetiyor hiç o konularla ilgilenmiyorum” diyor. 

Son aldığımız cevap bir sonraki dükkana tereddüt ederek girmemize neden oluyor. 22 yaşındaki genç kadın bizi görünce kumaşın üstüne eğilmiş başını kaldırıyor. Ona da diğer kadınlara yönelttiğimiz soruyu soruyoruz. “Hayır diyeceğim” cevabını almışken dükkan bir anda kalabalıklaşıyor. Boynundaki mor şalıyla içeri pasajın Saime ablası giriyor. Oturup biraz soluklanıyor o arada çaylarımız geliyor. Derdimizi anlatınca karşı dükkandan bir kadını da çağırıyor. Çağırılan kadın sorumuza karşılık oy kullanmayacağını söylüyor ama Saime Abla bunun “evet” demekle eşdeğer olduğunu söyleyince şakayla karışık “O zaman ‘evet’ diyeceğim” diyor. Aklımıza Şule ablanın “İşlerim bu yıl daha iyi gidiyor” dediği geliyor. Saime ablanın dükkanında işlerin nasıl gittiğini sorduğumuzda, “Ancak dükkanı döndürecek kadar...” cevabını alıyoruz. O arada Safiye giriyor, Saime abla bizim sorumuzu ona aktarıyor. Safiye biraz gergin bir dokunup bin ah işitiyoruz: “Onlar yağlı yağlı gece yarısı zamlarını hesaplamıyorlar. Şampuanın eskiden 750 gramını 9 TL’ye alıyordun şimdi 550 gramını 12 TL’ye alıyorsun. Yağ tenekesine gelelim, 18 litreyi 65 TL’ye satıyorlardı şimdi 100 TL’ye satıyorlar. Bunlar zam değil armağan oluyor. Biz it gibi çift işte çalışıyoruz. Ekonomimiz iyi olsa niye çift işte çalışalım?”

Saime abla yeniden araya giriyor. “O istiyor ki başkan olsun, hiç kimse ona karşı çıkamasın, yargı, meclis hepsi elinin altında olsun. İstediği zaman meclisi feshedebilsin.”

‘DUR DEMENİN YOLU, NA’

Saime ablanın aklına Van’da öldürülen bir genç kadın geliyor ve dükkandaki diğer kadınlara cinayetle ilgili bir gelişme olup olmadığını soruyor. Her hangi bir gelişme olmadığı cevabını alınca şunları söylüyor: “Kadına yönelik şiddetin ardı arkası kesilmiyor ve bu şiddeti uygulayan insanlar bazen hiç tutuklanmadan bırakılıyorsa bizim kadın olarak dur dememiz gerekiyor. Dur demenin yolu da, na, na, na. Sonuna kadar ‘hayırcıyız’, kadınlık onuru ve gururu için hayır. Sur’u, Cizre’yi, Nusaybin’i, Roboski’yi unutmamak için, hayır.”

Esma ve Arzu‘HAYIR ORTALIĞI SAKİNLEŞTİRİR’

 Saime Abla ve diğer kadınları pasajda bırakıp Van’da kadın ve çocuk kıyafetleri satan daha çok kadın çalışanların olduğu bir giyim mağazasına giriyoruz. Mağazada çalışanlardan Esma biraz yorgun o yüzden sorularımızı daha çok Arzu cevaplıyor. Arzu ilk defa referandumda oy kullanacakmış. “On tane oy hakkım olsa onunda da ‘hayır’ derim” diyor. Van’da yaşayan bir kadının neden ‘hayır’ demesi gerektiğine ise “Barış için, özgürlük için...” cevabını veriyor. “Ayrıca Selahattin Demirtaş’ın bırakılmasını çok istiyoruz” diye de hatırlatmadan edemiyor. Arzu ve diğer kadınlar referandumdan ne sonuç çıkarsa çıksın arada yine halkın kalacağını söylüyor ama referandumdan “hayır” çıkmasının ortalığı biraz daha sakinleştireceğine inanıyorlar. “Eğer referandumda ‘hayır’ demezsek savaşın ortasında kalacağız ama her iki seçeneğin sonucunda da yaşadığımız baskılar ve sürmekte olan savaş bitmeyecek” diyorlar. Arzu ve Esma ile birlikte iki tane de 17 yaşında kadın çalışıyor. Onlar bu sene oy kullanamayacak ama kullansalar “Hayır derdik” diyorlar. “Evet, diyecek olan arkadaşlarını nasıl ikna ederdin?” diye sorduğumuzda biri gülerek Arzu’ya aynı soruyu yöneltiyor. Arzu’da “İkna etmek için elimden gelen her şeyi yaparım” diye yanıtlıyor.

www.evrensel.net