Birleşerek sorunları çözeriz

Birleşerek sorunları çözeriz

Merhabalar Evrensel okuyucuları ve yeni güne Evrensel’le başlayanlar.Biz İMES’ten bir grup işçi  olarak sıkıntılarımızı işçi basınıyla paylaşmak istedik. AKP’nin zihniyetine ve patronlara sundukları rahatlığa bir göz atalım. Sabah erken saatlerde işbaşı yapıyoruz daha doğrusu kapitalist sistemin bize dayattığı o dizgi

İMES Tim Kozmetik’ten Bir Grup İşçi

Merhabalar Evrensel okuyucuları ve yeni güne Evrensel’le başlayanlar.

Biz İMES’ten bir grup işçi  olarak sıkıntılarımızı işçi basınıyla paylaşmak istedik. AKP’nin zihniyetine ve patronlara sundukları rahatlığa bir göz atalım. Sabah erken saatlerde işbaşı yapıyoruz daha doğrusu kapitalist sistemin bize dayattığı o dizginsiz dönen çarkın dişlileri arasında emeğimiz, gençlik yıllarımız sömürülmekte. İş yerimizde 60’a yakın genç işçiyiz, sendikayı tanımayan ve uzak olan, politikadan siyasetten kaçan. Ellerinde telefonlar çay saatlerini facebooklarda geçiren, futbolu düşünen kısacası sosyal hayata özlem çeken gençleriz. İMES içerisinde bulunan Tim Kozmetik’te çalışmaktayız. Dış camlar filmli ve parmaklıklarla donatılmıştır. Gelin içeriye göz atalım. Nazi kampından aşağı değildir. Zil sesi duyulduğunda o çark vahşice sömürmeye devam ediyor. Sabah on ilk çay molamızdır. Ben yukarıda sabun bölümünde olduğum için çayı almaya  gittiğimde çay ocağının başı usta başılarla, patronla, müdürle sekreterlerle muhasebe bölümündeki çalışanlarla dolu oluyor, tercih etmiyorum o yüzden. Benim gibi arkadaşlarımı da zorluyor şartlar. Ağır baskı altında çalışıyoruz. Askerliğinden etkilenmiş bir çavuş var başımızda tam bir gardiyan, elleri arkada bir o yana bir bu yana volta atıyor. Tabii öyle gezerken boş durmuyor, arkadaşlarıma ‘Sessiz olun ulan konuşmayın ‘ gibi ifadeler kullanmakta. Biz çalışanları üstten görmeler, küçük düşürücü hareketler, insana yakışmayacak davranışlar.  bu durumdan rahatsızlık duyuyoruz  Kalitesine kadar biz üretiyoruz ama iki müşteri bağladılar diye primler bu bölümlere akıyor, bizi görmezden geliyorlar. 8 saat çalışma süresi uygulanıyor mu acaba? Kağıt üzerinde evet ama gelin biz çalışanlara sorun, 14 saat çalışmaktayız günde. Aslında uygulanıyor 8 saat; sırtımızdan geçinenlere ustabaşılarına belli başlı eski elemanlara. Eskiler şunu görmezden geliyorlar biz yeni işçilerle aynı ücreti almaktalar. Zorunlu mesai var ama ücretleri düşük, insana yetecek çalışanın emeğine karşılık olarak düşündüğünüzde çok az. Paraları yok diyemezsin zorunlu mesainin seri üretimin olduğu yerde kâr üstüne kâr elde ediyorlar. Ben 2 ay önce başladım buraya sigortam 1 ay dolduktan sonra ödenecek dediler hâlâ belirsiz. Sosyal hayatta sıfır, evli olanlarımız var gece eve gittiğimizde çocuklarımız yatmış şekilde görüyoruz. Soyunma odamız, dolabımız pislik içinde, bir askılık var elbiseni asacak yer bulamazsın iki tuvalet mevcut resmen devlette olmayan tip bizim iş yeri hatta iş yeri de değil G TİPİ soyunma odamıza girdiğimizde o kalabalıkta giyinmen çok zor. Mecbur sırayla tuvaletlerin içinde soyunup giyiniyoruz. Ufak yer büyütmüyorlar patron alıştırmış herkesi kandırıyor ha tutturmuş para yok para yok dolandırıcılık yapıyor resmen . Servisimizin arkasında koltuk yok, cam yok, depo aracı olarak kullanılıyor çoğunlukla. Bu depo aracı iş yerimizde servis olarak kullanılıyor, şirketten yol parası veriliyor bu tür uygulamayla geri alınıyor yol paraları. Aslında ücretsiz servis biz çalışanlara tutabilirler. Hakkımızdır bizim ama ucuza kaçıyorlar, nerden kısalım hesabı yapıyorlar. Gel gelelim İMES patronları kendileri adına plazma yaptırmasını biliyorlar, emeğimizden kısıp altlarına son model arabaları çekmesini biliyorlar. Çocuklarını en iyi  okullarda okutuyorlar. Ev geçimlerini en iyi şekilde karşılıyorlar. Biz işçiyiz aslında hepsini emeğimiz karşılığında biz sağlıyoruz patronlara. Hatırlıyorsanız servis diye binmişlerdi ama servis değildi tarif ettiğim araba gibiydi sel felaketinde can verdiler. Denetlemeler nasıl diye sordum, bana dedikleri ne  denetlemesi, Adamlar gelmeden İMES yönetime haber geliyor.  Denetlemeci iş yerine geldiğinde patron karşılıyor haliyle, hemen odasına çekiyor çay kahve derken o arada sigortasız elamanlar gönderiliyormuş. Sigortalı olanlarla devam ediliyormuş üretime. Tabi bizim denetlemeci ayakta uyuyor o arada ne beklersin ki böyle Çalışma Bakanlığından. zorunlu verilen mesai yemekleri her gün standart. Domates, yeşil biber, yeşil zeytin, siyah zeytin, beyaz peynir, krem peynir. Maaşlarımız 15’inde ödenmekte aslında. Birinde kesiliyor ama o arada şirket gönderiyor maaşları, bankada faiz işliyor işlenen faizle maaşlarımız ödenmekte. Ondan kısıtla, şundan çal, gençlik yıllarımızı sömür. Patronlar paralarına para ekliyor. O paraları kazandıran bizleri görmemeye devam ediyor.

Arkadaşlar cuma namazına gitmek istediklerini ustabaşılarına söylüyor. Ustabaşıları dönüp arkadaşlara ‘çalışmak daha farz’ diyor. Üretim yavaşlar diyorlar . Belli başlı eski elemanlar, ustabaşıları ellerini kollarını sallayarak gitmesini biliyorlar. Sizlere farz da arkadaşlarıma farz değil mi bu namaz? Kadınlarla erkekler ayrı ayrı yemek yiyor. Erkek kadın eşitsizliği ortada. Yemekhanemiz var ama ufak. Sıkışa sıkışa yemek yiyoruz. Asgari ücret 630 lira deniyor ama işyerimizde 560 lira veriliyor. Camlara net asıyorlar emeğimizin karşılığı bu değil, biz hakkımız olanı istiyoruz. Fazla parada gözümüz yok, alın terimiz bir avuç insanlar tarafından sömürülüyor. Yemek süresi kısa diye ses çıkaran işten atılıyor. Zaten 20 dakika veriliyor masayı mı temizleyelim, bardak mı yıkayalım yoksa dışarıda hava mı alalım? Molamızı yaşayamıyoruz, elimizden alınıyor. Camlara film parmaklık yaptırmakla güneşimizi de engelliyorlar. Ne içeride soluyabilirsin ne dışarıdakini görebilirsin. Havalandırmaya çıktığımızda hemen gökyüzüne bakmaktayız dört duvar arasında üretimdeyiz bizler güneşe hasretiz. Özlem duyuyoruz. Yakındır öfkemiz, kinimiz zaptedecektir güneşi.Güneşimizi geri alacağız. Bizim boyun eğmememiz gerekiyor  aksine mücadele edip bu tür hak gasplarına karşı aynı çatı altında olmalıyız. Ben bu şartların biz genç işçilerin birleşerek mücadele ederek  değişeceğine inanıyorum.

www.evrensel.net