Canını kurtarmanın ağır bedeli ekmeğini kaybetmek

Canını kurtarmanın ağır bedeli ekmeğini kaybetmek

Tersanede 15 senedir raspa boya yapan İsmail, geçirdiği iş ‘kazası’nda hayatını kurtarmış ama işini kurtaramamış olan on binlerce işçiden biri.

Uğur ZENGİN
İstanbul

Bir işçinin eli ve o eldeki parmaklar işçi için bir uzvun çok ötesinde önemdedir. Elini ya da parmaklardan birini kaybeden, parmaklarını kullanamaz hale gelen bir işçiyi ‘görünmez bir el’ kenara çeker. Tersane işçisi İsmail kenara çekilmiş on binlerce işçiden yalnızca biri. 

34 yaşındaki İsmail, geçirdiği iş ‘kazası’nda hayatını kendi refleksiyle kurtarmış biri. Lakin işini kurtaramamış. Çünkü o gün parmak sakatlanınca hayatını kurtarmanın bedeli kendisine işsizlik olarak dönmüş. 

İstanbul’da bulunan Tuzla tersanesinde 15 senedir raspa boya yapan İsmail bugüne kadar iş bulduğunda taşeron olarak çalışmış. Aylardır işsiz olan İsmail, Tuzla’da bir kahvede vakit geçiriyor. Bu kahvehanenin birden çok işlevi var. İşçiyle taşeron şirket sahibini buluşturan, genellikle tersane işçilerinin vakit geçirdiği, bazen memleketi ama daha çok “parayı nasıl buluruz”u tartıştığı, hatta bazı geceler kumar oynadığı bir mekan. 

Öğlen saatinde giderseniz buraya, “geceden kalmaları” (kumar masasında sabahlayanlar) görme ihtimaliniz var. Bir öğle saati uğruyoruz kahveye. Kahveci parmaklarıyla birilerini göstererek diyor ki; “Bak bunlar gece 10’dan beri kumar oynar. Geceden kalmalardır.” Kahvecinin kazancı kumar oynayan her kişiden aldığı saatlik 50 lira. Muhafazakar bir işçi olan İsmail de kendi deyimiyle birkaç kere denemiş, “İnsanlar medet umuyor bu sefer daha kötü oluyor. Bir gün alırsın, beş gün verirsin” diyor. 

REDDEDİP YAPMAK ZORUNDA KALMAK

İsmail’in 4 yaşında bir çocuğu var. Eşi çalışmıyor. Ekmeğini elleriyle kazanan biri olan İsmail’in bir parmağı ‘Jet’ ile delinip hareketsiz kalınca, elden ekmek gitmiş. Tersaneye taşeron olarak girdiği günlerden birinde ona “Şurada yıkamayı yapacaksın” demişler. Raspa-boya işlemi, duvarı delecek bir kuvvetle boya sökümü. 

“Zor iş, sakat iş. Patladığı zaman kurtulma şansın yok gibi bir şey. Kaç tane arkadaşım parçalandı sakat kaldı” diye düşünüp, “Yapmak istemiyorum” demiş. “Yap, bir şey olmaz. Yapacaksın, yapmak zorundasın” diyerek zorlanınca bin barlık jetle işe koyulmuş. Ancak bin bar boyayı sökmeye yetmemiş: “1000 barla 2 gün yıkadık, gemi kaptanları geldi ‘Olmuyor, tetiği büyüteceksin’ dedi. 3 bin barlık jet getirdiler. İş başı yaptık hortumlar patlak çıktı. ‘Bu şekil çalışma olmaz, bunlar hep sakat iş’ dedik. ‘Bir şey olmaz’ dediler. Tekrar hortum eklediler. 10 dakika, 15 dakika daha çalıştık, tetiğin altından rokorler çıktı, patladı. Yıkama yaparken bir anda oldu. Parmağa gelince kendimi bir anda attım, kaçtım. Başka bir yerimize gelmiş olsa zaten öldürür. Boğazımıza falan gelirse direkt keser atar zaten.”

‘HAKKIN NE İSE VERECEĞİZ’ MASALI

Parmağın bir yerinden giren basınç, baş parmağından et parçasını alıp çıkmış. 

Önlem alınmıyor o zaman?
Makine sahiplerinin hortumu yenilemesi lazım. Adam alıyor bir hortum 3-5 sene kullanıyor. Anlayamıyorsun, patlıyor. Önlem nasıl alınacak? Yenileyecek. Makineden günlük 3 milyar 4 milyar kira alıyor. Ama makineye harcama yapmıyor. Metresi 1.250 lira olmalı. 

Onun için büyük ‘masraf’ mı oluyor yani?
Büyük masraf oluyor demek ki. Ama adam alıyor para. 15 gün çalışsa 45 milyar yapar zaten. Yeri geliyor 1 ay, 2 ay çalışıyor bir yerde makine. Yıllık yenilemesi lazım, hortumun durumuna göre. Sürekli olarak hortumu takip etmesi lazım, ezik var mı, yırtılma var mı... Dikkat etmesi lazım. 

İşyerinde iş kazası raporu tutulmamış. İş güvenlikçiler kaza geçirdiğimde de tersaneden çıktığında da yanına gelmemiş. Tersanede kendisine “Hakkın neyse onu vereceğim” denilince dava açmamış. 28 gün boyunca hastanede yattığı, raporlu olduğu gün kadar ücret almış. 

ÇOCUĞUNA MAHCUP OLMAK! 

“Ne yapacaksın” diye soruyorum, “Bakacağız, iş gözlüyoruz. İş geldi mi ödeyeceğiz. İlk önce onları (kredi kartlarını) ödeyeceğiz. Çekip ev sahibine vereceğiz. Öyle devam edeceğiz. Döndürmeye çalışıyoruz başka çaresi yok” diyor. “Zor mu senin için?” diyorum, “Cebinde paran olmayınca zor oluyor tabii. Çocuk bir şey istiyor alamıyorsun” diyor. “Ne istiyor da alamıyorsun mesela?” diyorum, “Çocuk işte, meyve suyu, oyuncak istiyor alamıyorsun. Param yok, olduğu zaman alacağım diyorum. Param olduğunda ilk önce gidip alıyorum” diyerek yanıtlıyor. Para bazen belediyeden yardım olarak geliyor, bazen eş-dosttan borç alınıyor. Ele para geçince kartlar birbirini döndürüyor.

'ÇOCUĞUMU TERSANEYE GÖNDERMEM'

Sorulara cevabı kısa, kısa. Kendisini kötü olarak hissettiği anlar olduğunu söylüyor. “Psikolojik olarak bazen sinirleniyorsun, kendi kendine kızıyorsun. Bunalıyorsun. İstediğin hiçbir şeyi tutturamadığın için bunalıyorsun. Kendini dışarı atıp dolanıyorsun. Dışarı çıktığında düşünüyorsun. Tek kaldığım zaman. Evde eşime bile bazı şeyleri belli etmeden içime atarım. Çocuğu görünce mutlu olurum. Onu okutacağım. Ben tersaneye girdiğim için onu tersaneye sokmam. Memur bir şey olacak. Ben bunları çekiyorum o bunları çekmeyecek.” 

KAZADAN SONRA HAYAT FELÇ

‘Kaza’dan sonra 1.5 ay çalışamamış. Parmak biraz düzelir gibi olmuş, iş bulamamış. Son 4 ayda 15 gün çalışmış. Peki evdekiler ne içer ne yer? Evin geçimi nasıl sağlanır? Borçla. 8-9 bin lira borcu var. Bir masa, elektrik süpürgesi 300 liraya, ödeyememiş, davalık olmuş. “Avukata vermişler” diyor. Faturalar da kredi kartları da ödenmemiş. 500 liradan 3 kira borcu da duruyor.

AKP’LİYİM AMA UMDUĞUMU BULAMADIM

Siyaset konuşmaktan kaçınıyor ama yine de referandumu soruyorum. “Olursa ne olacak olmazsa ne olacak bunun açıklamasını yapmıyorlar. Çoğu insan bunu merak ediyor. Ben katılmıyorum böyle şeylere (tartışmalara) ama dinliyorum” diyor. Cumhurbaşkanının, kendi deyimiyle ‘Dünyaya rest çekmesini’ seviyor. Rusya ile yaşanan uçak krizini ve sonrasını anlatıyorum. “Onu bilemiyoruz tam ne olduğunu” diyor. Yıllardır AKP’ye oy vermiş biri olarak referandum için kararsız olduğunu söylese de evet demeye yakın olduğu anlaşılıyor.

Başkanlık sistemi derdine çare olur mu?
Onu bilmiyorum. Biliyorum desem yalan olur.

Kafanda var mı bir şey?
Saklı kalsın. Düşünüyorum şuan.

Daha önce oyunu kime veriyordun?
AK Partiye veriyordum.

Referandum için kararsızsın.
Bakalım nasip.

Umduğunu buldun mu AK Parti iktidarında? İşsizsin, borçlusun.
Yok bulamıyorum. Umduğumu bulma şansım yok şuan.

Genel seçimlerde neye bakarak oy kullanıyorsun?
Durumumuza bakarak oy kullanmaya çalıştık. Nasıl yardım alabiliriz yeri geldi mi diye düşündük.

Yardım alabildin mi?
AK Parti’den aldım. Başka partiden alamadım. Belediyeden aldım.

Nasıl bir yardım?
Kumanya. 3 aylık erzak gönderiyor, kömür gönderiyor.

Yardımlara bağımlı mı kalıyorsun?
Mecbur kalıyorsun. Kömür 1 milyar olmuş. Borçlu adam 1 milyara kömür alamazsın. Kendine bakıyorsun. Güzel şeyler var yapılan.

Ne mesela?
Hastanelere Sabah 5’te gittiğimi biliyorum. Paran olsun olmasın.

Başka ne var?
Çok şey aklıma gelmiyor.

Bunu okuyan bir insan diyecek ki, ‘Bu adam borçlu, işi yok, çalışırken hayatı tehlikede niye hala oy veriyor?’
Bende düşünüyorum zaten niye veriyorum? Konuşulmayacak şeyler de var.

Başka partilere verdin mi hiç?
Yok olmadı.

Ne olmasını istersin?
Ben biraz alt tabakanın gözlenmesini istiyorum. Öyle bir şey de görmüyorum. Bakmıyorlar. Üstlere bakıyorlar. 53 lira Genel Sağlık Sigortası ödeyemedim hatta. Hastaneye gidip paralı muayane olmak zorundayım.

Az önce sağlık iyi demiştin?
600 lira borcum var.

Daha önce sıra alıyorduk kötüydü, şimdi iyi diyorsun ama borcun var gittiğinde para ödüyorsun. Çelişmiyor mu?
Sigortan olduğunda yapabiliyorsun. Kendi açımdan ben ödeyemedim, gitsem de parayla olmak zorundayım. Ödeyenler muayenesini oluyor.

Beklentin ne peki?
Borçsuz bir hayat istiyoruz. Sıkıntı çekmeyecek .şekilde olmasını istiyoruz. Borç hesaplıyoruz. Onlarla uğraşıyoruz.

Hayatında iyi bir şey oluyor mu?
Olmuyor. İyi bir şey göremiyorum. Bir oğlum olduğunu gördüm. Bana yetiyor. Dünyalara değiyor.

İşçi İsmail, belediyeden gelen yardımların kesilebileceği endişesiyle fotoğrafının çekilmesini ve soyisminin yazılmasını istemedi.

Son Düzenlenme Tarihi: 11 Mart 2017 10:34
www.evrensel.net

Yorum yapın

Yorum yapmak için üyelik gerekmemektedir. Yorumlar, editörlerimiz tarafından onaylandıktan sonra yayınlanır. Konuyla ilgisi olmayan, küfür içeren, tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.