Ne yapacağımıza biz karar verelim

Ne yapacağımıza biz karar verelim

Merhaba!Ben yaklaşık on üç yıldır çocuk bakıcılığı yapan bir kadınım. 20 yaşında üniversite okuyan bir oğlum var, kendim de 40 yaşındayım. Geçim sıkıntısı nedeniyle ikinci çocuğu yapamadık, hep erteledik. Oğluma bakabilmek için çok zengin bir ailenin çocuklarına asgari ücretin altında bir parayla baktı

Ben yaklaşık on üç yıldır çocuk bakıcılığı yapan bir kadınım. 20 yaşında üniversite okuyan bir oğlum var, kendim de 40 yaşındayım. Geçim sıkıntısı nedeniyle ikinci çocuğu yapamadık, hep erteledik. Oğluma bakabilmek için çok zengin bir ailenin çocuklarına asgari ücretin altında bir parayla baktım. Daha bir günlükken elime verdiler çocukları, kendi çocuğumdan hiç ayırdetmeden baktım. Benimkinin üzerine kapıyı kilitleyip gittim işe.
Derken bir baktım 39 yaşımdayım, fark ettim ki hamileyim. Planlı bir şey değildi. Hatta çok geç fark ettim. Bebek 8 haftalık olmuş. Ben çok mutlu oldum hamile olduğuma, gizli gizli sevindim. Gizli gizli, çünkü eşim duyduğunda kıyamet kopacaktı ve öyle de oldu. Kesinlikle olmaz, dedi “Hemen gidip aldıracaksın! Bizim karnımız zor doyuyor, nasıl bakarız?” falan derken “Sabah ilk iş gidip bebeği aldıracaksın.” diyince “Tamam.” dedim. Ama içim kan ağlıyordu, bebek büyüktü de, yani 8 haftalık. Sabah işten izin alıp hastaneye gittim ama aldırmak için değil, bebeğin sağlık durumu ve tam olarak ne kadarlık diye... O gün kalp atışlarını duydum ve “Artık öleceğimi de bilsem ben bu bebeği aldırmam.” dedim. Akşam eve geldim. Eşim yüzüme bile bakmadan “Bitti mi?” dedi. “Yok”, dedim. Bağırdı çağırdı, üzerime yürüdü “ya aldıracaksın”, dedi “ya da bu eve giremezsin.” Ben de yalan söylemek zorunda kaldım. Doktorun hayati tehlike olduğunu bebek alınırsa öleceğimi söylediğini söyledim. Yine de istemedi.
Benim de aklıma patronum geldi. O da kadın, bir de yıllardır çocuklarına bakıyorum, beni anlar diye düşünüp yanına gittim, anlattım. Maaşıma zam istedim. Çünkü eşim ekonomik nedenlerden dolayı istemiyordu, hakkı da vardı, bakamazdık. Ama zam alabilirsem belki eşim ikna olur diye düşündüm. Ama nerde! Patronumun bana etmediği hakaret kalmadı. “Eğer doğuracaksan işten çık!” dedi bana. Kısaca kovdu yani. Bebeğim olursa işimi aksatırım diye düşündü, sadece kendi menfaatini düşündü. Elime kuru maaşımı verdi beni işten çıkardı. Eve geldim eşime söyleyemedim, beni öldürürdü. Bir hafta on gün kadar her sabah işe gidiyormuş gibi evden çıkıp eşim evden uzaklaşınca geri eve geliyordum. Çaresiz kalınca kürtaj olmaya karar verdim ama bebek 13 haftalık olmuştu ve devlet hastanesi almıyordu. Eşime kararımı açıkladım çok mutlu oldu. Bu defa da özel hastaneye gitmek gerekiyordu ama para yoktu. Eşim hemen akıl verdi. “Patronuna git, o senden vazgeçmez. Özür dile, yardım iste.” dedi. Ben de öyle yaptım. Patronum da en az eşim kadar mutlu oldu. Çünkü çocuklarına uzun yıllardır ben bakıyordum ve düzenlerini değiştirmek istemiyordu. Hemen çıkardı 5 bin lira para bir de adres verdi. Gittim. Tam teşekkülü bir hastane... Doktor patronun tanıdığı. Patronum “Aman ha, kesinlikle kürtaj et o kadını. Beni bu dertten kurtar. Onun gibisini nerden bulurum?” demiş. “Neredeyse üç aylık olmuş bebek.” dedim doktora; “Bir şey olmaz. Zaten yoksulsun, ne yapacaksın? Bak elinden tutan da var. Yat sen, ben seni uyutacağım, hiçbir şey duymayacaksın.” dedi. Ağlamaya başladım. Doktor beni azarladı, tıpkı kasap gibiydi. Hemşire beni hazırlamaya başlayacaktı ama ben o ara hastaneden kaçtım, yapamadım. Önce eve geldim, eşime dedim ki “Beni boşuyorsan boşa! Ben çocuğuma kıymayacağım.” Sonra patronuma gittim, “Kovarsan kov!” dedim.
Sonuç olarak ben bebeğimi doğurdum. Ama yaşadıklarımı hayat boyu unutmayacağım. Hiçbir kadın da unutmasın. Ben hikayemi neden anlattım? Çünkü biz kadınların karar verme hakkına sahip olduğunu düşünmüyorlar. Doğursak da, aldırsak da ya bir koca ya bir patron ya da şimdiki gibi hükümet en doğal olan kararlarımıza el koyuyorlar. Elbette kürtajın yasaklanmasına karşıyım. Biz kadınlar karar verelim ne yapacağımıza.

*Tuzla’dan bir kadın


Biliyor muydunuz?

TÜRKİYE’DE İSTEMLİ DÜŞÜKLERİN ÖZELLİKLERİ:
• 40 yaş ve üzerindeki kadınların her üç gebeliğinden biri isteyerek düşük ile sonlanıyor.
• Kürtaj oranı eğitimsiz kadınlarda yüzde 5.5 iken, lise mezunu kadınlarda yüzde 13
• Kürtaj olan kadınların sadece beşte biri öncesinde modern bir gebeliği önleyici yöntemi kullanıyor
• Kürtaj olan kadınların üçte ikisi sonrasında aile planlaması yöntemi kullanıyor
• Kürtaj kararlarının yarısını eşler birlikte, dörtte biri evli kadının kendisi tarafından alınıyor
• Kürtajların  yüzde 90’ı gebeliğin ilk iki ayı içerisinde gerçekleşiyor
• Kürtajların  yüzde 70’i özel sağlık kuruluşlarınca gerçekleştiriliyor
• Türkiye’de isteyerek düşükler genel sağlık sigortası kapsamında karşılanmıyor  

 TÜRKİYE’DE 10 HAFTAYA KADAR KÜRTAJIN SERBEST BIRAKILMASINDAN BU YANA;
- Kürtajlar 3 kat azaldı
- Anne ölüm hızı 6 kat azaldı
- Modern aile planlaması yöntem kullanımı 2 kat arttı
- Kadınların yaşam süresi 14 yıl arttı
- Dünyada her 8 anne ölümünden biri sağlıksız kürtajlardan oluşmakta iken, Türkiye’de ise sadece 50 anne ölümünden birinin nedeni sağlıksız kürtaj
- 1950’li yıllarda anne ölümlerinin yaklaşık yarısının nedeni düşükler iken, bugün anne ölümlerinin sadece yüzde 2’sinin nedeni güvenli olmayan düşükler.
- Güvenli olmayan düşüklere bağlı ölüm ve sakatlıklar sağlık gündeminden çıktı
- Kürtajın yasaklanması anne ölümlerini ciddi biçimde artıracaktır

[email protected]

www.evrensel.net