Kadın hakları,  dayanışma, fethiye...

Kadın hakları, dayanışma, fethiye...

4yıl önce(2007) Fethiye'de bir kadının 8 kişinin tecavüzüne ve işkencesine maruz kaldığı davanın ikinci duruşmasında(16 Mart 2011) tecavüzcü çetenin yargılanması için oradaydık.Peki neydi bu dava? İçinde Milli Eğitim Müfettişi'nden tutun öğretmenlere kadar 8 kişinin yargılanması için şikayett

Burcu Yıldırım


Peki neydi bu dava? İçinde Milli Eğitim Müfettişi'nden tutun öğretmenlere kadar 8 kişinin yargılanması için şikayette bulunulan davada 'hatırı sayılı kişiler' yargılanıyordu.
Öyle ki bu davada Fethiye Adliyesi delilleri toplamamış, İstanbul Adli Tıp Kurumu'ndan alınan tecavüz raporu hakkında takipsizlik kararı alınmış, Muğla 2.Ağır Ceza Mahkemesi yapılan itiraz başvurusunu hiçbir gerekçe göstermeden reddetmişti. Bunun üzerine  Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne giden kadın takipsizlik kararının bozulması istemiyle Adalet Bakanlığı'na başvurdu. Nihayet 2010 yılının Mart ayında başvuru kabul edilerek ve dosya Yargıtay'a giderek dava süreci başladı. İlk duruşma 26 Ocak 2011 de görüldü. Davada 18 yaşından küçük(olay tarihinde) iki kişi sanık iken diğer altı kişi tanık olarak yargılandı. Kadınların ısrarlı tutum ve davranışı sonucunda tanık olan altı kişi ikinci duruşmada(16 Mart 2011)sanık olarak yargılandı.

Yıllar süren hukuk mücadelesinin ardından ikinci  duruşmada; İstanbul, Ankara, İzmir, Antalya, Datça ve Bodrum'dan gelen yaklaşık 200 kadınla sabah saatlarinde Fethiye Adliyesi önünde buluştuk. 13.30 da başlayan ve 18.30 a kadar devam eden duruşmada bitmek bilmeyen bir enerjiyle 'Erkek adelet değil, gerçek adalet', ' Yargı tecavüzcüyü koruma, sahip çıkma yargıla', 'Yaşasın kadın dayanışması' sloganları atıldı. Bu dinmek bilmeyen sesler; içerideki sanıklaraydı, 'toplumda saygın yeri olan' öğretmen, eğitimci, sanatçı, işletmeci statülerini kullanarak aklanma çabalarınaydı! Sanıkları savunan Muğla Baro Başkanı, Mustafa İlker Gürkan ve Baro Genel Sekreteri Leyla Bişen'e idi. Hem de bu sesler, yalnızca o gün adliye önünde bulunan kadınların değil; geldikleri illerdeki, üniversitelerdeki, fabrikalardaki, sokaklardaki yaşamın her alanındaki kadınların dayanışma ve  mücadele sesleriydi.

Tecavüze uğrayan kadın arkadaşı tanımıyorduk. Orada olan birçok kişide birbirini tanımıyordu, bunun bir önemide yoktu zaten. Yapılan saldırı kadın bedenine, onuruna ve kimliğine yapılan bir saldırıydı ve biz kadınların sorunuydu. Bunun için hep bir arada ve yanyanaydık.

Günümüz koşullarında tablo çok da açık; 135 ülke arasında kadın erkek eşitliğinde 127.sırada yer alan bir ülkede yaşıyoruz. Her gün en az 3 kadın, erkek şiddetiyle öldürülüyor. Son 7 yılda yüzde 1400 artan kadın cinayetleri.. Her yıl 7000 çocuğun taciz ve tecavüze uğraması buna rağmen evlenme yaşını 14e indirmeye çalışan 'Adalet Bakanı'..

Bu yüzdendir ki tecavüze uğrayan kadını; komplo kurmakla, sosyalist kimliği ve kadın örgütlerine üye olması gerekçesiyle, olay sırasında akli dengesinin yerinde olmadığını savunarak parçalanmış aile çocuğu olması gibi gülünç sebeplerle düze çıkarmaya çalışan sistem koruyucularıyla karşı karşıyayız. Fakat ört pas edilemeyen, bütün bu çirkinliklere karşı durup Fethiye'deki davayı takip eden ve kapıları birer birer açan kadın dayanışması var! Çeşitli illerden gelen ilk duruşmada 11, ikinci duruşmada 20’yi aşkın davaya müdahil olan kadın avukat var! Almanya, İtalya va Fransa'nın içinde bulunduğu 7 ayrı kadın örgütünden dayanışma mesajları var! Susturulamayan ve mücadeleyi ilmik ilmik ören, her geçen gün saldırılara karşı bir araya gelen, örgütlenen ve 27 Mayıs'ta Fethiye Adliyesi önünde olacak yüzlerce kadın var!

www.evrensel.net