İstediğim ve bakabildiğim kadar çocuk

İstediğim ve bakabildiğim kadar çocuk

Günlerdir basından kamuoyundan kürtaj ve sezaryenle ilgili tartışmaları takip ediyorum. Erkek egemen kapitalist düzenin bütün kurumları buyuruyor, emrediyor, “Kürtaj cinayettir”, “Sezaryenle doğuma karşıyız”. Ben bebeğimi normal doğum yaptım. Benim ve bebeğim için uygun olanın bu olduğuna karar verdim. Bu kararı verirk

Deniz Şen

“Kürtaj tecavüzden de büyük suçtur” deniliyor. Bunu, kendilerini “muhafazakar bir düşünceye sahibiz” diye tanımlayan yetkililerin ağzından duymak insanı sinirlendiriyor. Bugün Türkiye’de kadın cinayetleri binde dört yüz oranında artmış. Kadınlar sokakta dar pantolon giydi, erkek arkadaşına mesaj attı, güldü diyerek öldürülüyor. Tecavüz sonucu kim çocuğunu doğurabilir? Diğer bir yönü de insan sevdiği ve değer verdiğine emek harcar. Tecavüze uğrayan bir annenin psikolojisi, doğan bir çocuğun tecavüz sonucu olduğunu öğrenmesi, bunlar kolay atlatılabilecek travmalar mıdır? Sağlık Bakanı diyor ki, “Tecavüzleri engellemek gerekiyor. Cezalar artmalı, müebbet vs.”. Mardin’de 13 yaşındaki N.Ç’ye 26 kişi tecavüz etti. Tecavüz edenler müebbet ceza mı aldı? Mahkeme sonucu kararda, “Tecavüze uğrayan çocuğun rızası vardır” denildi. 18 yaşın altındaki herkes çocuk kabul edilmez mi?  Çocuğa tecavüz suç değil mi? Empati diye bir şey var. Bunları biz yaşayıp içselleştirebiliyor muyuz ki başkalarına diretelim. Bakılamayacak çocuklara devlet bakacak deniyor. Cezaevlerinde çocuklara tecavüz ediliyor. Sokakta binlerce sokak çocuğu var. Bunlara ne kadar sahip çıkılıyor?
Biz hükümete sesleniyoruz. Şimdiye kadar kadın yaşamını değiştirmek için ne yaptınız?
Kadınlara uygulanan şiddete mi engel oldunuz? Cinsel taciz ve tecavüzü mü engellediniz?
Kadın ölümlerinin önüne mi geçtiniz? Çalışan kadın nüfusunu mu arttırdınız? Tabii ki hiçbirini yapmadınız. Bize neden bunları dayatmak istiyorlar, amaç nedir? Genç nüfusun artması sermayeye ucuz iş gücü yaratmak, krizleri böyle aşmaya çalışmak, muhafazakar, itaatkar çocukların olması, bunu da milliyetçilik ve din istismarı üzerinden yapıyorlar. İş yerlerinde kreşleri kapatarak kadının istihdama katılımını önleme, kadını anneliğe indirgeme ve eve kapatmak... Peki susacak mıyız? Kürtaj hakkını savunuyoruz. Bakabileceğimizden daha fazla çocuk istemiyoruz. Biz kadınlar gelenek görenek baskısı, ekonomik zorluklar, gebe kalma, aile planlamasının kadına bırakılması, çocuk yetiştirme yükünün kadınlara yıkılması koşullarında kürtajın yasaklanmasıyla kadını bu fazla yükten kurtaracak tek gerçekçi yolun kapatılmasına karşıyız. Çok öfkeliyiz. Ama bu öfkemizi güce dönüştürmeliyiz. Evimizde, sokakta, iş yerlerinde örgütlenerek yaşamı istediğimiz gibi değiştirme gücünü göstermeliyiz. Hak verilmez alınır bu da mücadeleyle olur.

*Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi SES İşyeri Temsilcisi/İzmir

www.evrensel.net