Nicelikten niteliğe geçişte düşüncenin rolü

Nicelikten niteliğe geçişte düşüncenin rolü

Bir önceki sayıda Vedat Yalvaç arkadaşımızın yazısı ilgimi çekti. O yazıda: “dergimizde nicel ve nitel bir dönüşüme de ihtiyaç vardır” dendi. Bu duruma çare olarak “derginin daha fazla kişi tarafından okunması ile” bu sorunun çözüleceği gibi bir görüş ortaya çıktı. Başka g

Olcay Yılmaz


Bir toplumda özgür, düşünen, üreten, paylaşan, seven bireylerin oluşması için çaba harcamak gerekir. Bu çaba insan yaratma çabasından başka bir şey değildir. Ancak topluluklar, insan yaratmak gibi özel bir çabaya gereksinim duymaz. Çünkü bizim için doğan iki ayaklı her memeli bir insandır; çünkü insana benzemektedir. Oysa insan denilen canlı bilim, bilgi ve düşünce ile insanlaşır. Eğer biz düşünen, üreten, paylaşan, seven insanlardan eşit bir toplum yaratmak istiyorsak önce insan denen canlının ne olduğunu bilmeliyiz. Yani insanın varlık nedenini felsefi ve bilimsel açıdan irdelemeliyiz. Geçmişimizin izlerini sürmeli ve geleceğimizi bu düzlemde oluşturmalıyız. Bunun için hiçbir yola sapmadan ve hiçbir mazeret uydurmadan bilime, bilgiye, düşünceye yönelmeli ve gelecek kuşaklara bunları aktarma görevi içinde bulunmalıyız; hiçbir bireyci çıkar gözetmemeksizin.

Nicelik doğada her zaman bulunan bir özelliktir; özellikle insan için bunu düşündüğümüzde. Ancak nitelik her zaman bulunan bir özellik değildir. Ancak niteliği taşıyan niceliksel durumlar da vardır. Örneğin muhabbet kuşlarını konuşturabilme olanağımız var. Ancak hepsi için bu durum söz konusu değil. Biz konuşabilecekleri nicelik içinde nitelikli olan kuşlar sınıfına sokarsak bu kuşları belli yöntemlerle konuşturabiliriz. Ancak yöntemimizi iyi seçmemiz gerekir. Gelelim insanlara, özellikle gençlere.

Şimdi, yazı yazmak denilince  -özellikle dergiye gönderilen çalakalem yazılardan söz ediyorum- bu yazıların nitelikli olmamasının birçok nedeni var. İlk önce yazı yazmanın nasıl bir eylem olduğunu bilmemiz gerekir. Yazı yazmak nasıl bir eylemdir ve niçin yapılır? Öncelikle çalakalem yazılan yazıların (bilimsel ve felsefi yazılar) sırf yazı yazmak için yapılan bir eylem olduğunu kabullenmek gerekiyor. Çünkü yazı yazmak düşünme eyleminin bir parçasıdır. Düşünmek eylemi birçok eylemden oluşur: bilgilenmek (okumak, izlemek, araştırmak), bilgiyi beyinde yorumlamak (beyin süzgecinden geçirmek), doğru olanı belirlemek (doğrunun ve yanlışın farkına varmak), bu bilgi ve düşünceyi paylaşmak (yazı yazmak, konuşmak vb.). Görüleceği üzere yazı yazma, düşünme eyleminin paylaşımsal bir parçasıdır. Eğer siz okumadan, bilgi ve bilim edinmeden, bilimsel düşünceyi özümsemeden yazılar yazarsanız bu yazılar çalakalem olur ve ancak yazı yazmak için yazılmış yazılar sınıfına girer. Peki, okumak derken neyden söz ediyoruz? Elbette ki şiir, roman, hikaye okumaktan söz etmiyoruz. Söz ettiğimiz kitaplar insanı insan yapan öğelerin, düşüncenin, bilginin var olduğu kitaplardır. Bu kitapları biz Düşünbil Dergisi’inde, Facebook sayfamızda ve internet sitelerinde paylaşıyoruz. Özellikle bilime ve felsefeye yönelmek isteyen genç beyinlerin ilk okuyacakları kitapları bu kitaplardan seçmelerini öneririz.

İnsanlar, doğru bilgi kaynağına ulaşırlarsa, insan olma bilincini daha erken yaşta edinebilir. Evreni, doğayı, toplumu ve bireyin kendisini algılaması, bilgi ve düşüncenin beyinde harmanlanması ile gerçekleşir ve kişinin kendisini doğruya itmesi daha da kolaylaşır. Bu bilgi kaynakları pınardan akan su kadar duru olmalıdır. Bu yüzden yönlenilen kaynak ne denli öz ve duru yazılmışsa beyin o denli bilgiyi işlemesi kolaylaşır. Bunun önemi şudur: Beyin, içi boş ve karmaşık bilgileri işlerken sonuca varmada zorlanır. Çünkü bu kaynaktan beslenen kişi hem beynini işleyişi bakımından zaman kaybeder, hem de bu zaman kaybı beyne zarar verir. Çünkü kişi doğru düşünmüyorsa, yaşamı da bu paralelde olumsuz sürer.

Elbette ki biz bu bilgi kaynaklarını (kitap) okuyan her insanın iyi yazı yazacağını iddia etmiyoruz. Ancak insan olmanın bir gereği olarak görüyoruz okumayı. Çok kişi tarafından bize söylenen bir söz var: Okumakla mı insan olunuyor? Evet, ne yazık ki! böyle. Okumakla insan olunuyor.

Burada şöyle bir sorun çıkıyor ortaya: Öncü insan sorunu. Çünkü insanları doğruya yönlendirmek için ilk önce öncü kişinin donanımlı olması ve peşinden geleceklere örnek olması gerekir. Bu kapsamda yapılacak ne varsa öncü insan bunları üstlenmelidir.

Bir dergide her zaman nitelikli yazıların var olması pek olanaklı değil. Ancak süreç içerisinde insanlar doğru kitaplara/bilgi kaynaklarına yönlendirilmelidir. İnsanları bilgi kirliliğinden çıkarıp düşünme eylemine, doğru bilgiye yönlendirirsek sanırım her geçen gün nitelikli yazılar daha da çoğalacaktır. Dergide, özellikle felsefi ve bilimsel yazıların daha da arttırılması gerekiyor. Çünkü bir derginin okunabilirliliğini arttırmak ve geniş kitlelere ulaşmak için günlük olayları işleyen yazılar kadar felsefi ve bilimsel yazıların da bu dergide yeterince yer alması gerekir. Bunun için de yazı yazan arkadaşların her gün -söz ettiğimiz kitaplarla- kendilerini yenilemelerini ve kendi düşünsel yollarını kendi belirleyecek boyuta ulaşmaları gerekir.

Kuşkusuz yazı yazmak kolay bir iş değildir. Ancak okunacak bu kitaplardan derleme yazılarla işe başlanabilinir. Örneğin gen’lerle ilgili bir kitap okuyorsa kişi bir konu seçip bu kitaptan bir derleme yazı çıkarabilir. Bu derlemeye az çok kendi görüşlerini de katabilir. Veya birkaç kitap seçip bu kitaplardan derleme yapabilir ve yine satır aralarına kendi görüşlerini katabilir. Burada önemli bir nokta var. Yazılan yazı herkesçe anlaşılabilir olmalıdır. Birçok kişi, herkes tarafından anlaşılmayacak -sırf yazı yazmak için- yazılar yazarak insanlara bir şey vermeyi istiyor. Böyle bir şey yok! Eğer yazı anlaşılmıyorsa bu yazının hiçbir anlamı yoktur. Amaç insanlara bilgi/düşünce aktarmaksa bu en kolay yöntemle ve en basit biçimiyle yapılmalıdır. Yazıyı anlaşılmaz kılarak insanlara bir şey aktarmak olanaksızdır.

Ben de bu kapsamda insanlara okunması gerekken bir kitap listesi sunacağım. Bu kitapları listenize koyabilirsiniz. Listeden öteye geçip bir kitaplık da edinebilirsiniz. Bu kitapların birçoğunu sahaflarda bulabilme olanağınız da var. Kuşkusuz bu kitaplar dışında daha yüzlerce kitap var. Ulaşmak isteyenleri bekliyor…


Düşünce Tarihi- Orhan Hançerlioğlu
İnsan Nasıl İnsan Oldu?- M. İlin, E. Segal
Hayatın Kökleri-Tübitak
İnsan ve Davranışı- Doğan Cüceloğlu
Davranışlarımızın Kökeni- Serol Teber
Felsefenin Temel İlkeleri-Georges Politzer
Voltaire ve Aydınlanma- Server Tanilli
İslamiyet Gerçeği I-IV - Erdoğan Aydın
Kadının Ruhsal Yapısı, Karen Horney
Düşünce Tarihi-Afşar Timuçin
İnsan Olmak- Engin Gençtan
Kendini Yaratan İnsan Gordon Childe
Ataların Hikayesi – Richard Dawkins
Genlerimizle Yaşamak- Dean Hamer, Peter Copeland,
Tüfek, Mikrop Çelik-Tübitak
Doğanın İnsanlaşması-Serol Teber
Din Bu I-IV -Turan Dursun
Şeriat ve Kadın- İlhan Arsel
Sağduyu Tanrısızlığın -İlmihali-Jean Meslier
Uygarlık Tarihi - Server Tanilli

www.evrensel.net